Bir Şehriban Ahvali Şiiri - Yıldırım Uzun

Yıldırım Uzun
41

ŞİİR


40

TAKİPÇİ

Bir Şehriban Ahvali

I.

/ Oysa andımız vardı, cümle âlem içinde
Âlem elin içinde, el âlemin içinde /

Merhaba Şehriban’ım, aydın yüzlüm merhaba
Ömrümün musikisi, makam-ı badısaba
Ay ışığı altında, gök kubbeye boyandım
Gün ağardı, güneşli, bir sabaha uyandım
Elvan elvan açılan, bir laleydin gönlümde
Simsiyah kirpiklerin, perde oldu gözümde
Ufkunda kaybolduğum, engin ummanım vardı
Gönlüne sığındığım, kutsi limanım vardı

Aşkın girizgâhında, yazıldım bu girdaba
Merhaba Şehriban’ım, aydın yüzlüm merhaba

Bilir misin her gece, seni gördüm düşümde
Kan revan içindeydim, gerçeğe dönüşümde
Halel gelmesin diye, iblisi kovuyordum
Şaşkın mahmur ve bedbaht, alnımı ovuyordum
Cühelâ idi aklım, ulemadan feyz aldım
Sırtında yünden aba, boynunda ipek şaldım
Seherleri buz kestim, serde meczupluk vardı
Evvelce gayri mühim, malûm bir adım vardı

Kifayetsiz bir sondun, hicran-i gülüşümde
Bilir misin her gece, seni gördüm düşümde

Sevdiceğim cananım, mey içtim ellerinden
Sırma çanaklarından, pirinç güğümlerinden
Hiç görmedin, bilmedin, lale devriydi zaman
Ahvalim neyzen idi, saadetimse keman
Rüzgâr şarkı söylerdi, fırtınalar duyardı
Baharda kelebekler, hep rüzgâra uyardı
Kulağımda ezgiler, elimde sazım vardı
Kalubelada akdim, edepte nazım vardı

Berduş olup sakındım, kendimi gözlerinden
Sevdiceğim cananım, mey içtim ellerinden

Fuzuli'yle hasbihal, ettim şikâyetinde
Rezil rüsva ağlaştık, soldum nihayetinde
Zerre-i miskal her söz, ziynetti gerdanıma
Firuze bakışların, nur oldu zindanıma
Seninle bade içtim, yaktım dudaklarımı
Muhabbetle ısıttım, buzdan yanaklarımı
Dimağımı zorlayan, maşuk damarım vardı
Yanağımda okkalı, kendi şamarım vardı

Baki çaldı kapımı, divan eteklerinde
Fuzuli'yle hasbihal, ettim şikâyetinde

II.

/ Oysa bir seyyah idim, evvel zaman içinde
Zaman benim içimde, ben zamanın içinde /

Her güne ayrı yazdım, her beyit beytü’l gazel
Vuslatın hasretinde, yâdıma düştü ecel
Hiçbir ilaç inan ki, çare değil ağrıma
Senin en çok susuşun, gidiyor ağırıma
Ah ettim eyvah ettim, yine de tükenmedim
Açtım avuçlarımı, elife mim ekledim
Dârımda kızgın ocak, hali püryanım vardı
Saklımda pınar gibi, çeşmi giryânım vardı

Güzeller çirkin oldu, çirkinler ise güzel
Her güne ayrı yazdım, her beyit beytü’l gazel

Mahşerin ortasında, ezan-ı dil aradım
Kevser şarabı içtim, lakin kadehte ardım
Çehrem nâr-ı cehennem, ruhumda zebaniler
Dönüyorken sahradan, çevirdi haramiler
Mazinin kollarında, sırtım delik deşikti
Oysa tek arzuhâlim, aşiyan ve eşikti
Ne bahtiyar cemalim, ne de sürurum vardı
Gani gani efkârım, gizli gururum vardı

Derin yaralarıma, yine kendim yaradım
Mahşerin ortasında, ezan-ı dil aradım

Vakit ayrılık vakti, usulca gidiyorum
Tut ki sana gelmedim, ben bana dönüyorum
Kaç segâh geçti bilmem, kaç nihavent mevsimi
Sultaniyegâh sandım, geldi hicaz iklimi
Aciz oldum şaşırdım, önce düştüm gümraha
Suretin hatırladım, eriştim inşiraha
Varlığın yokluğumken, kendi irşadım vardı
Yokluğunu var saydım, senli dilşadım vardı

O Mevla’yı Kerim’ e, hep niyaz ediyorum
Vakit ayrılık vakti, usulca gidiyorum

Hoşçakal Şehriban’ım, aydın yüzlüm hoşçakal
Sen şendin, sen şadandın, sen canandın, öyle kal
O narin duruşunla, kristal bir edaydın
Sımsıcak gülüşünle, kubbede hoş sedaydın
Sevdamız bu lügatda, dolunay batmasıydı
Divane pervanenin, şem ile yatmasıydı
Boynumda zülfikardın, yürekte zarım vardı
Ölmeden girilecek, külden mezarım vardı

Bu artık veda değil, bu artık son intikal
Hoşçakal Şehriban’ım, Şehriban’ım hoşçakal

Yıldırım Uzun
Kayıt Tarihi : 11.5.2020 08:45:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Veysel Toprak
    Veysel Toprak

    Böylesine bir şiire nasıl bir şey yazılmamış, bu baskıyla da ne yazsam az gelecek!

    Muhteşem!
    Şiir sizin içinizde ve siz şiirin her yerinde!

    Kutlarım Yıldırım bey
    Sevgi ve saygılarımı sunuyorum

TÜM YORUMLAR (1)