"Yabancı olmadığımız ne var? Ya da bize ait olanlar neydi? Neden kısıtlıydı ki? Öze dönüş nedir? Köye dönüş mü, ruha dönüş mü? İnsan özünde isteyen, bekleyendir. Allah insanları renk ve dillere ayırırken herkes ait olduğunda mı kalsın istemişti? Yoksa bütünleşme için tanıyıp araştırma, farklı öğretiler için miydi? Kendi ellerinde olmadığı halde doğdukları toprakları üstün görmeleri insanın hangi alametindendir? Taklitçilik karakter konusuna mı girerdi?
Herkes birbirinin aynısı olma yolunda ilerlerken kendisini seçilmiş görür. Ben ile başlayan cümleler ben diye biterken suçlama olduğunda sen olur. Evet, biz kendimiz için yaşıyoruz. Doğa kanunlarındaki yaşamak için öldür sözünü ezilmemek için ez olarak algılıyor öyle hareket ediyoruz.
Kaç insanlardan, sığın insanlığa... Öze dönüş sözünden anladığım kendin ol. Aslında en zor olan budur. Kendimiz olamıyoruz anlamsız serüvenler içinde anlamsızca yabancılaşıyoruz...
Oldukça marjinal bir arkadaşım bana bir müzik dinletmişti. Çok güzel ve etkileyici olduğunu sözlerine eklerken yorumlara baktığımda herkesin iltifatlar yağdırdığı bu enstrüman ve sözler bana hiç de çekici gelmemekle birlikte bir şey de anlamamıştım. Ama bunu söylemek yerine muhteşem olduğunu söylemiştim.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta