sesin yankısı sürünüyor odanın belleğinde,
ayrılık ağır.
solgun fincanlarda
dudak izleri kalıyor.
sen dokunmuyorsun artık,
parmak uçlarımda üşüyen saatlere.
şehir,
kendini emziren bir bebek gibi
susmayı öğrenmiş.
sokaklar…
her kaldırımda
yürünmemiş cümlelerin çekincesi
ayağıma takılıyor,
her köşe başı
bir başka suskunlukla çatallanıyor.
(dün gece eski bir zarfta adını buldum:
“aşk,” demişsin,
“bazen adresini kaybetmiş bir mektup gibi.”
gelmez, gitmez —
pulu eksik ama niyeti tam.)
göğsüm —
bir zamanlar rüzgârla çarpışan bir gül bahçesiydi.
şimdi orada,
yorgun bir kapının gıcırtısı;
gözlerinde sabah açmamış çocuklar,
hayata bakıyor.
bir eşikteyiz,
ama kapı yok.
içerisi çoktan dağılmış,
dışarısı
henüz alışmadığımız.
çekip gitmeliyiz, sevgilim,
çünkü bu şehir artık
bizimle aynı suskunluğu konuşmuyor.
yeni bir gökyüzü bulmalıyız,
sokağının adını unutmuş bir evde;
çay demlemeliyiz
kararmamış bir sabah için.
ve tren —
hâlâ kalkmadıysa,
bu şehir
bizi duymuyorken artık,
biletlerimizi alalım:
sadece gidiş.
Kayıt Tarihi : 15.10.2017 16:19:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!