Bârân-ı Aşk
Sîneme hicrânın ile bin yara düştü ey yâr,
Gökten değil, gönlümden bârân düştü ey yâr.
Her katresi aşkımın bir sırrını söyler sana,
Gözyaşımın yerine gökten yaş düştü ey yâr.
Gül yüzüne değdi diye kıskandım yağmurları,
Ben varamazken sana, bir katre düştü ey yâr.
Bülbül gibi feryâdımı güller işitti her şeb,
Sensiz geçen her dem bana bin kış düştü ey yâr.
Şem' oldun da aşkına pervâne kıldın gönlümü,
Bir bakışınla cânıma bin ateş düştü ey yâr.
Zülfün gece, gözlerin iki yıldız oldu bana,
Bir kez nazar eyledin, aklım şaştı ey yâr.
Unutmak istedim seni, gönlüm bana başkaldırdı,
Sildikçe ismin kalbime nakış düştü ey yâr.
Vuslatına bir geceyi bin ömre değişmem ben,
Sensiz geçen ömrümün bahtına kış düştü ey yâr.
Sorarsan aşkım nice, yağmurları say bir gece,
Her damlasından toprağa bir “âh” düştü ey yâr.
Deniz kurur, gül solar, bülbül susar bir gün,
Lâkin bu gönle sevdan tükenmez düştü ey yâr.
Mezarımın taşına ismimi yazmasın eller,
Bir yağmur yağsın üstüme, sana sır düşsün ey yâr.
Eser der: “Aşkın nedir?” diye sorma bu virâneye,
Bir sen girdin gönlüme, cihan dışarı
Kayıt Tarihi : 26.10.2026 02:28:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Baranî Aşk’ın Hikâyesi Bazı aşklar güneşte başlamaz. Bazıları yağmurun altında doğar. Sessizce, kimseye haber vermeden... Onların hikâyesi de böyle başladı. İki yabancıydılar. İkisinin de ardında söylemediği kırgınlıkları, kimseye göstermediği yaraları vardı. Birbirlerini bulduklarında hayat ikisine de çoktan sabretmeyi öğretmişti. Ne büyük sözlerle başladılar ne de sonsuza kadar süreceğine dair yeminlerle. Sadece birbirlerinin gözlerinde uzun zamandır aradıkları o huzuru gördüler. Ama zaman doğru değildi. Sevdiler, fakat kavuşmak için yalnızca sevmek yetmedi. Araya yollar girdi. Suskunluklar girdi. Gurur girdi. Söylenmesi gerekirken söylenmeyen cümleler, tutulması gerekirken bırakılan eller girdi. Sonra bir gün ayrıldılar. O günden sonra her yağmur yağdığında aynı insan düştü akıllarına. Çünkü onların aşkında yağmurun başka bir anlamı vardı. Yağmur hem ilk karşılaşmalarının şahidiydi hem de ayrılığın ardından içlerinde kalanların sesi... İşte bu yüzden adına “Baranî Aşk” dediler. Yağmur gibi bir aşktı onlarınki. Bazen ince ince yağdı gönüllerine, bazen fırtınaya dönüştü. Bazen dinmiş gibi oldu, ama toprağın altında kokusu hep kaldı. Yıllar geçse de ikisi de birbirini tamamen unutamadı. Çünkü bazı insanlar hayatımızdan gider ama içimizden gitmez. Bazı hikâyelerin sonuna nokta konmaz. Sadece üç nokta bırakılır... Ve Baranî Aşk tam olarak böyle bir sevdanın hikâyesidir: Kavuşamamış olabilirler. Ama birbirlerini bir ömür yağmurdan hatırlayacak kadar sevmişlerdir. Yağmur her başladığında gökyüzü onların söyleyemediği tek cümleyi söyler: “Ben seni hâlâ unutmadım...” Yaklaşım: Hikâyeyi klasik bir aşk anlatısından ziyade şiirsel, biraz gizemli ve yarım kalmış bir sevda üzerine kurdum. “Baranî” adını da hikâyenin merkezindeki yağmur imgesiyle bütünleştirdim.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!