01.04.2003 tarihinde doğan şair, ilkokul eğitiminin ardından ortaokul döneminde Bakırköy’de Ahmet Hamdi Tanpınar Ortaokulu’nda öğrenim gördü. Küçük yaşlarda tiyatroya ilgi duymaya başladı ve bir tiyatro kursuna katılarak sahne sanatlarıyla erken yaşta tanıştı. Ailesinde sanata ilgisi olan kişiler bulunsa da özellikle tiyatroya yönelen tek kişi kendisi oldu.
Lise eğitimini Mimar Sinan Güzel Sanatlar Lisesi’nin Tiyatro Bölümü’nde tamamladı. Ardından Nişantaşı Üniversitesi’nde Sahne Sanatları (Tiyatro) eğitimi alarak sanat yolculuğunu akademik anlamda sürdürdü.
Şiir yazmaya çocukluk yıllarında kendi kendine başlayan şair, yazdıklarını uzun süre yalnızca kendine sakladı. Şiirlerini paylaşmaya ise 2025 yılında başladı. Şiirlerini genellikle anlık duygularından beslenerek yazan şair, dizelerini günlerce üzerinde düşünerek değil, hissettiği anda kaleme almayı tercih eder.
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!