Baykuş Şiiri - Şahin Dinler

Şahin Dinler
2

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Baykuş

Buraya nasıl bu kadar çabuk alıştım?
Nasıl, nereden, ne zaman… Anlamaya fırsatım olmadan belirdim burada. Beynimin derinliklerinden, izini süremediğim garip bir ağrıyla. Tek hatırladığım o:
Kafamın içinde kıvrılan o ani sancı, bir çarpma, bir patlama gibi...
Ve kendimi burada buldum; sanki varoluşun kıyısında, zamanın ötesinde bir yerde.

Şaşkınlık kısa sürede sindi, geçti kapımdan, korkum bu kadar sürebildi sadece.
Ama nasıl bu kadar kısa sürüp buralara kadar yürüdüm ben?
Bu neydi?
Nereden gelmiştim?
Ve nasıl olmuştu da, bu kadar hızlı, bu kadar keskin, hiç direnmeden içine düşmüştüm bu sessizliğin?
Henüz neye alıştığımı tam anlamadan, hangi yola düştüğümü fark etmeden, şaşkınlığın berraklığını da yitirmişim. Şaşkınlıklarım köreldiğim, yontulduğumu hissetiğim anlar gibidir; halbuki o anların yırtılışı, sınırların bilinmeyenle buluşması hep bana daha bilgece gelirdi. Oysa şimdi ise alıştıklarım var— sessiz, sinsice örülen bir ağ gibi, içimde bir esaret halini aldı.
Alışmak, belki de unutmakla eş anlamlıdır. Ne olduğunu, nasıl geldiğini düşünmekten vazgeçmek; anı, düşünceyi, varoluşun ağırlığını bir kenara bırakıp, rutinlere sığınmak. Böylece şaşkınlık susar, yerini donuk bir sakinlik alır.
Ama bu sakinlik, gerçek bir huzur mu? Yoksa yalnızca varoluşun yüzeyinde gezinirken hissettiğimiz, varsan bile yokmuşsun gibi davranmanın ağırlığı mı? Alışkanlıkların içinde kaybolan benlik, aslında kendinden kopmanın izdüşümüdür. En derin yalnızlık, kendi içinde alışkanlıklara, korkulara, sessizliklere alışmak değil midir?
Müzipçe olan
Yalnızlıktan o denli söylenmek ve yalnızlık ne kadar da mümkünsüzce insan için. sadece aynı sese sahip olandan yana mıydı yalnızlık kaygımız. Bu gökyüzü altında nasıl yalnız kalabilir insan? Yalnızlık… Ne garip bir kelime, ne garip bir varoluş hali. İnsan, kendi içinde koca bir evren barındırırken nasıl olur da yalnız kalabilir? Yalnızlık dediğimiz şey, acaba gerçekten dışarıda mı var? Yoksa kendi içimizin derinliklerinde bizi yok olmaktan korkutan bir şey miydi?
Bizler, tıpkı yıldızlar gibi, sonsuzlukta birbirimize bakarız ama hiçbir zaman gerçekten dokunamayız. Oysa gökyüzünün altındayız hep birlikte; Bu ağaçlar gibi , gece, yıldızlar, rüzgâr ve bu yaşamın her bir hücresiyle iç içeyiz. O zaman, yalnızlık neden bu kadar yakıcı? Belki de yalnızlık, birbirimizin camları ardından bakarken, kendimizi göremediğimiz anlarda doğuyordu sadece.

Peki, yalnızlık kaygımız gerçekten “aynı sese sahip” olanlardan mı kaynaklanır? Yoksa kendimizle bir araya gelememenin, kendi iç sesimizi duyamamanın verdiği o sessizlik hali midir? Oysa bir baykuş gibi bakabilseydik dünyaya, yalnızlık, daha basit, daha az korkutucu bir şey olur muydu? Belki de yalnızlık, anlamlandırdığımız o karmaşık duyguların içinde gizlenmiş, çözülmeyi bekleyen bir duygu olabilirdi.
Kendimi yineler, aynı sözleri söylerim ben çoğu zaman . Evet, söyle dedim kendine. Bir gökyüzü altında, yıldızların ve çam ağaçlarının arasında nasıl yalnız olunabilir?

Ve şimdi, burada, Gerçeğin kırıldığı bu yerde; şaşkınsızlığın yokluğunda, alışkanlığın ve yalnızlığın kucaklaştığı yerde duruyorum.
-
Uyumak istiyordum sadece. Ne kurtulmak, ne kavuşmak. Sadece gözlerimi kapatmak, sesleri susturmak, rüyaların içinde biraz soluklanmak istiyordum. Ama burası... burası hep garipti. Her şeyin üstü başı gevşek, kelimeler yerli yerinde değil, benliklerim acı çekerken komikleşiyor, gülerken eksiliyor gibiydi. Anlam bir yere uğramadan geçiyordu sanki. Ya da ben geçiyordum anlamın uzağından, kim bilir. Beni yoran hayat değilmiş, bunu geç fark ettim. Tanıklıklar yoruyormuş. Birilerine yetişememek, birilerinin gözünden düşmek, bir şeyleri sürekli kaçırmak… Yarım kalanlara her gün yeni bir tanesini eklemek. Kendim sandığım her şeyin başkasından sızmış olması belki de.
Oysa ben kimseyle savaşmadım. Hayatla alıp veremediğim olmadı hiç. Ne didiştik, ne barıştık. Ama bir yer vardı içimde, hiç kimsenin bilmediği. Orayı eşeledim durdum. Bir sığınak olacağını sanmıştım. Kendim için. Kendimden. Ama orası da tutmadı. Kazdığım yerin altı boşmuş meğer. Oraya ulaşınca düştüm. Sessiz, uyarısız, adı bile konmamış bir düşüş. Borcum vardı hayata, öyle düşündüm hep. Doğmakla başlamış bir borç. Karşılığı olmayan bir iyilik gibi.
Bir yanlışlık gibi.
Bir yabancılık. Kendime bile misafirdim çoğu zaman. Baykuş vardı sonra. Ben sustukça o bakıyordu. Ne gözleri vardı ne kanatları. Ama bilirdi benim neden sessizleştiğimi. Anlardı bir insanın kendi içinde büyüyemeyip küçüle küçüle yok olmasını. Şimdi düşünüyorum da sığınak zannedilen yerler çoğu zaman mezar oluyor. Ve bazı insanlar hiç ölmese bile gömülüyor birilerine, bir yerlere. Ben uyumak istemiştim sadece. Ama bu kadar derine inmem gerekmezdi. Yorgunum gerçekten de eski bir anı defterime eklediğim ufak bir not geldi aklıma sevdiğim bir yazara saygımla ''Anlamak adına kendimi yok ettim.''
Baykuş…
Beni anlıyorsan, artık iyi dinle. Sıkıldım. Gerçekten. Bu kadar karmaşanın ortasında hâlâ susmamı, hâlâ beklememi, hâlâ sabretmemi isteme. Kalk git diyorsan, gidelim. Nereye düşeceksek düşelim. ama böyle, ne yöne aktığını bile bilmeden çamurun içinde debelenmekten yoruldum. Her sabah aynı uykuyla uyanmak… Her gece aynı soruyla susmak…
Ne yapıyorum ben burada?
Kim yazdı bu rolü?
Neyi eksik yaptım da böyle yersizim?

Baykuş, bana bak. O gözlerinle değil.
Geceyle. Çünkü ben artık insan gibi düşünemiyorum. Ben artık suskunlukla konuşuyorum. Kırgınlıkla nefes alıyorum. Sığınak sandığım her şey çöktü üstüme.
Günler, birbirinin aynısı değil –
daha da silik, daha da eksik.

Sen ki gecenin bekçisi oldun,
beni neden uykusuz bıraktın?

Ben uyumak istemiştim.
Ama sen beni sürekli rüyaların kıyısında tuttun.
Beni bu kabusun ortasına diken sendin.
Ve şimdi, bu karanlıkta tek başımayım.

Artık ne zaman, ne de yön umurumda.
İleri mi geri mi, sağ mı sol mu bilmiyorum.
Tek bildiğim, içimde bir çığlık var.
Ve bu çığlık sana dönük:

Ya beni uyandır, ya da kanatlarını aç.
Çünkü ben artık burada kalamam.

Şahin Dinler
Kayıt Tarihi : 10.3.2026 14:42:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!