Haber-i vuslat erişmez sabâdan bana
Gül açmaz bülbül ötmezse bağdan bana
Hicran gecem doğmazsa seherden yana
Takdir-i Hak mühür vurmazsa gelemem
Cemre düşüp ısınmazsa hâk-i siyah
Yollarına serdim ömrümün gülün
Dönmedin bir kere duymadın hâlim
Yokluğun içimde kor olmuş zulüm
Ecelim gelmeden gel ey vefasız
Geceyi yoldaşım bildim ağladım
Hasret kaldım o eski günlerime
Gel gidelim köyümüze sevdiğim
Gönlüm sığmaz beton taşlı şehire
Gel gidelim köyümüze sevdiğim
Boğdu bizi dumanıyla sokaklar
Karlı bir dağ gibi yapayalnızım
Buz tuttu kirpiğim gel çöz diyorum
Yalnızım şimdi yar yapayalnızım
Perişan hâlimi gel gör diyorum
Geceler bağrımda dertler üşüyor
Gönlün yüreğinden hırsı savmalı
Nefsin aldatırsa nefsi vurmalı
Doğru yol rehberin ebed kalmalı
Gel günahkâr olma, olma arkadaş
Huzur arıyorsan bak özüne bir
Gel hele Murat üstad…
Gel de bir çay koyalım söze,
iki lafın belini kıralım,
kırılırken incitmesin kimseyi,
biz zaten yeterince kırıldık.
Ey insanoğlu bak dünya fanidir
Kimi zalim olur kimi ganidir
Gel olma sen zalim ölüm anidir
Azrail yakında gelir kendisi
Kimi altın ister kimi şöhreti
Elimle toprağa verdim yari mi
Allahı seven yara mı deşmesin
Yar acısı yaktı kül etti beni
Allahı seven üstüme gelmesin
Dilimde kül olup döndü hayalim
Servi-i gülşende açıldı bahâr
Bülbül figan eyler nâr-ı hicrânla
Şem-i mecliste yanar sîne-i yâr
Rüzgâr gibi geldi geçti gençliğim
Aşkın defterinde yazıldı cihân
Sevmek
yan yana olmak değildir,
aynı sofraya oturmak,
aynı fotoğrafa sığmak hiç değildir.
Sevmek,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!