Ey Cennetin bekçisi…
Sessizliğin ardında duran nurdan kapı,
Ey rahmetin eşiğinde bekleyen ilahi sır…
Ey Allah’ın meleği, ey Rıdvan,
Bir nefeslik müsaade ver bana,
Yüreğimde bin yıllık bir hasretle geldim.
Dağların alnında yara izleri
Acıyla yoğrulmuş acı sözleri
Munzur’da yıkanır gizli sızları
Susarak direnen bir yerdir Dersim
Kara kış bağrına közler ekerdi
Dersim diye bir dağ sesi vardır,
rüzgârın omzunda yürüyen,
taşa çarpıp yankılanan,
geceleri yıldızlarla konuşan bir ses...
Dağlar bilir, taşlar bilir,
Gözlerim yaş dolmuş akmaz ne çare
Gönlümde bir hicran bitmez ne çare
Felek vurmuş beni kalkmaz ne çare
Bu yüzden olmuşum ben dert babası
Bahtımda güneş yok hep kara bulut
Aşk oku değdi sineme,
Derman olmaz bu gönlüme,
Yâr diye diye ömrüme,
Geceler dir dert ortağım,
Gittiğin gün çöktü hazan,
Yeni geldim bu dünyaya
Azrail dibimden biter
Daha doymadım Hülya'ya
Ecel benden canım ister
Azrail kafaya takmış
Seni sen oldugun için sevendir
Yüreğinin sesini uzaklarda bile dinliyendir cankız
İki eli kanda olsa derdine yetişendir
Cankız varolduğunu hisettiren kıymet biledır
Dostdur özde degil sözdedir adı cankız
Yaktılar bağrımız kaldı dumanı
Mazlumun ahıyla dolalım canlar
Zalimler sarayda sürerken şanı
Hak divanına yüz sürelim canlar
Yıkıldı Maraş'ım gece yarı yar
Feryat düştü sokaklara bağrı yar
Ana evlat arar taşın karı yar
Can pahasına sarıldı bu Şehir
Hatay Aşı taştı yürek kan ağlar
Cantanem…
Sen iste yeter ki, koşa koşa
Seninle ölüme giderim:
çünkü ölüm bile
seninle yürünürse
adını değiştirir.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!