Baba,
adın geçince omuzlarım ağırlaşıyor.
Sanki dünya birden büyüyor,
ben küçülüyorum.
Sen varken sırtımı dayadığım gölgeydin,
şimdi güneş tepemde,
kaçacak yerim yok.
Konuşmazdın çok,
ama sustuğun yerde güven vardı.
Bir bakışınla yolumu bilirdim,
şimdi yollar çok,
istikamet eksik.
Baba,
elini tutmak bir sözleşmeydi hayata karşı.
“Buradayım” derdi,
başka bir şeye gerek kalmazdı.
Şimdi kimseye tutunmuyorum,
ama hep düşüyorum.
Akşam olurdu,
kapı gıcırdar,
ev tamamlanırdı.
Sen gelmeden ev ev değildi.
Şimdi kapılar kapanıyor,
ama içeriye kimse gelmiyor.
Baba,
yorulduğunu bilirdim
ama hiç şikâyet ettiğini duymadım.
Meğer susmak da bir fedakârlıkmış.
Ben konuşuyorum şimdi,
ama kimse dinlemiyor.
Hasretin öyle bir şey ki,
boğazıma düğüm değil,
göğsüme kaya gibi oturuyor.
Ağlamıyorum,
çünkü sen ağlamazdın.
Ama içim hep ayakta bekliyor.
Baba,
bir “aferin”in vardı,
ömre yeterdi.
Şimdi herkes övüyor,
ama içimde bir şey eksik.
Demek ki kıymet,
çok sesten değil,
doğru sesten gelirmiş.
Gece olunca düşünceler çoğalıyor.
Gök aynı gök,
yıldızlar aynı,
ama sen yoksun.
İnsan bir babayı kaybedince
gökyüzü biraz daha uzaklaşıyor.
Baba,
ben büyüdüm sanıyorlar.
Oysa senin yokluğunda
sadece erken yoruldum.
Çünkü bir adamı
en çok yoran şey,
arkasını kollayanın olmaması.
Eğer bir gün
bu hasret dinerse,
bil ki ben seni
sabırla taşımayı öğrenmişimdir.
Çünkü baba,
insan en ağır yükü
sessizce taşır.
Kayıt Tarihi : 2.1.2026 16:10:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!