Ayten özlem yeşilçalı.1957 yılında Güneydoguanadoluda Şanlıurfanın Siverek ilçesinde 9 çocukllu bir ailenin 2 numaralı evladı olarak dünyaya geldim.ilk orta ve kızmeslek lisesini siverekte bitirdim.l973 yılında memelkette bayanlar çalışmazken o azmiyle o dönemde Kaymakamlık tahrirat katipligi görevine sınavla girdim(Şimdinin Özel kalem Müdürlügü) 3 yıl burada çalıştım sonra ordan Malmüdürlügüne atanmak istedim.maliye memuru olarak görev yaptım.1979 yılında tayinimi istanbula istedim.
İstanbulda maliye memurlugu yaparken 2 yıl sonra evlendimiki kız çocugu annesiyim.ve evliligimin 5 yılında beyim kalp kırizinden vefat etti.tek başına hayatla mücadelesi başladı.bu arada haksızlıgı yolsuzlugu ve rüşvet olaylarını sevmedigimden istifa ettim.1987 yılında iş hayatına atılmak istedim ve oto tamirciliginden başladım işe.işyapmak ondan idarecilik dahil.ortak olarak lada servisligini yaptım.bu arada hep şiirler yazdım ara ara.hayatın çenberinden geçmiş biri bir defa iflas ettim.insanlara güvenimi yitrmeme ragmen yinede güvenmek zorundayım.şimdi yine kendi işimi yaparak hayatımı kazanmaya çalışıyorum.babamın bir lafı var...............atarım.....
ogluna muhtaç olmam hiçbir zaman onurum şerefimle yaptıgım işten utanmadım.şu anda Emlak işiyle ugraşıyorum.ben çalışmazsam zaten yaşayamam.en önemli özelligim kendimi seviyorum evet adeta kendime tapıyorum.kendimle barışık oldugumdan insanları çok seviyorum.hayatım bu kadar..
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!