Ayşem Şiiri - Alişan Turan

Alişan Turan
6

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Ayşem

Ayşem;
Kimi Anna'ya, Bella'ya, kimi Maria'ya,
Kimi de kızıl saçlı Nataşa'ya yazdı.
Oysa ben bir Türk yiğidiyim.
Türk'e sevdalı olduğum için Ayşem, sana yazıyorum.

Ben seni, Kongo'da ölen sevgilisini İstanbul'da arayan
Teksas'lı bir dişi gibi değil,
Aşk eşittir burjuva güzellerini
Diskoteklerde arayan züppeler gibi değil,
Hele; kafalarındaki kirli duyguları
Nataşa adlı Rus kızında sembolleştirip,
Kızıl ruble arayanlar gibi aramıyorum Ayşem.

Ben seni, belki bir ana ceylanın vurulmuş yavrusuna su aradığı gibi, belki bir Anadolu delikanlısının kaçırmak için güzel Zeynebini; gecenin alaca karanlığında aradığı gibi seni arıyorum Ayşem.

Ama, muhakkak bütün iyilikleri, bütün güzellikleri, bütün özlemlerimi sende bulacağımı bilerek, engin denizin kudurmuş dalgaları gibi önümdeki engelleri teker teker aşarak, Yüce Allah'ın, Yüce Allah'ın izniyle seni arıyorum Ayşem.

Seni kaybettiğim dünyalarda bulmak istiyorum. O dünya; Hz. Fatih'in kılıcının altın kakması, Estergon dönüşünün gönülleri yakması, veyahut Tuna'nın bir ıtri bestesinde musuki gibi çağlayıp akması olabilir.

Geçtiğim yıllardaki parlak aynalar geleceğimi aydınlatır benim. Bir elim geleceğin milliyetçi Türkiye'sindeyse, Yavuz'un beyaz atının yelesindedir bir elim.

Seni kaybettiğim ve şimdi aramaya çıktığım dünyalarda Ayşem; ne meyhane tezgâhları ardında mum gibi yanıp sönen kızlarımın gözlerinin karası, ne yoksulluktan ve fakirlikten ölen yiğitlerimin verdiği yürek yarası, ne de başı kabak, yalın ayak dolaşan insanımın ciğerlerini Hilton gecelerinde içkilerine meze yapıp yiyen kahpelerin ağız kavgası var.

Seni kaybettiğim ve şimdi aramaya çıktığım dünyalarda; bir Kur-an, bir Kılıç ve bir Bozkurt üçünün ördüğü koca bir dünya, koskoca bir tarih var Ayşem.

Tut ki; seni karanlığın ta ötesinde bir yere hapsetsinler. Ömründe güneşi hiç görmeyeceksin. Ama ben, o güneşi yanıma aldım, seni kurtarmaya geliyorum Ayşem.

Ne Sezar, ne Hitler, ne pos bıyıklı Stalin, ne de,ne de fare suratlı Mao; çözemez, çözemez, çözemez senin derdini Ayşem. Senin derdini, batılılık delisi sömürge aydınları, Robert Koleji mezunu özgürlük budalaları ve kafalarını çirkin kapitalistlere satmış devekuşları da çözemez.

Senin derdini Ayşem; senin gibi konuşan, senin gibi düşünen, senin gibi yaşayan, velhasıl kelam bizler; Ülkücüler çözeriz senin derdini.

Anamın anlattığına göre; koca Türk dünyasının küçük bir köyünde doğmuşum. Senin için doktor ya da ilaç, ekmek ya da su neyse, benim için milli devlet, Kızıl Elma ülküsü odur.

Sen, sen benim için; Kırım'lı bir Keh, Azerbaycan'lı Aybala, Yerköy'lü Fadime, hepiniz, hepiniz bizim için birsiniz. Çünkü bizim kanunumuzda; akvaryumlu meyhanelerde sevgilinin kömür karası gözlerine şiir yazmak yok! ...

Biz çok dağ erittik. Ülkü denen nazlı gelinin duvağında, sülün gibi kızların gözbebeğine Ayşem.

Bizim kanunumuzda; geri bıraktırılmış insanımızı, esir milyonlarca soydaşımızı tutsaklıktan kurtarmak için, bu geri kalmışlığa son vermek için; birlikte, birlikte mücadele etmek var.

Bu, bu ne benim sana ağlayarak, ne de dizlerine kapanarak bir yalvarışımdır.

Bu, parmakları çelikten, yürekleri Estergon demirinden, yüzbinlerce, milyonlarca Müslüman Türk Ülkücüsünün sana, sana durdurulmaz emridir.

Kendine dön, kendine dön Ayşem! Kendine dön! ...

Alişan Turan
Kayıt Tarihi : 10.10.2004 10:23:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Nihal Demir
    Nihal Demir

    sizi tanımak isterim bu duyguları bu kadar güzel anlatabilmek için çok dolu olmak gerekir

TÜM YORUMLAR (1)