Var güçleriyle durmaksızın döverken köpüklü, mavi devler kayalıkları. Senin aşkım diyen inceden kadife sesin bastırıyordu hiddetle çıkardıkları haykırışlarını. Kasımın on ‘unda beyazdan daha beyaza bürünmüş soğuk teninle şefkatle okşuyordun yağmurla yıkanmış, ıslak, kömür karası saçlarımı. Ben ise üşümek yerine, sevdanın ateşiyle kavrulan ruhumun tesiriyle sanki yanıyordum kızgın alevler içeresinde. İçimden diyordum kendi kendime şu zavallı esirine. Eğer aşk bürünse bir bedene, benim için senden başkası değildi kendisi, Ayşe. Bakıp zümrüt yeşili gözlerine, dedim tereddütsüzce benimle evlenir misin? ,diye. Yine soruyorum benimle evlenir misin? Ayşe.
Dönülmez akşamın ufkundayız.Vakit çok geç;
Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç!
Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile,
Avunmak istemeyiz öyle bir teselliyle.
Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan
Ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan
Devamını Oku
Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç!
Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile,
Avunmak istemeyiz öyle bir teselliyle.
Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan
Ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta