Zaman akıyor;
ömür, ömür üstüne ekleniyor,
taş taş üstüne yığılıyor,
toprak aynı, hava aynı, su aynı.
Yıllar geçiyor, insanlar bu âlemde savruluyor;
bulut aynı, yıldız aynı,
matemin içindeki o eski sevda aynı.
İnsan, her demi sanki ilk defa zuhur ediyormuş sanır aldanır tazeliğine;
belki idrak eder,
belki de beyhude yaşar;
yaşarken insan da insanlık da ağır ağır yaşlanıyor,
günah aynı, suç aynı,
körleşmiş gönül aynı.
Makineleşmiş insan suretleri;
önce zamanı “sistem” diye fabrikaya çevirmiş,
sonra ürettiğine bütünüyle esir düşmüş.
Hisler buhar olup uçmuş,
merhamet aradan çekilmiş,
soğumuş yüzler aynı.
Devinmiyor sanırsın günler, geceler;
su, aktığını anlar mı, hayat bir nehre benzer.
Belki farkında olmadan içinde ezildiğimiz
isyan aynı, zulüm aynı, zalim aynı.
Bir okul bahçesidir dünya;
geleni gideni, ardı ardına gelen nesilleri,
abileri, ablaları, anneleri, babaları
ve hiç değişmeyen savruluşlarıyla
handan geçen yolcu aynı.
Sor kendine:
Doğan güneş gerçekten yeni mi?
Dünyada yaşanacak yeni bir şey kaldı mı?
Aranan suallere cevap bulundu mu?
Hızla akıp geçiyor sanki
üzerinde yürüdüğümüz yollar;
özler aynı,
söylenen sözler aynı.
Kayıt Tarihi : 8.3.2016 16:10:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!