Gidişin bir kapının kapanışı değildi.
Ardından anahtarı olmayan bir karanlık bıraktın.
Beklemekten başka bir günahım yoktu benim.
Şimdiyse şığı kesilmiş bir dünyaya mahkum ettin.
Bu da senin ayıbın olsun.
Her gece yokluğunu parmaklarıma yazdırdın.
Ellerim, bilinmez bir zamanın boşluğunda.
Tutacak bir anı yok,
bırakacak bir cesaret yok.
Yüreğimde açtığın yaralar,
kapanmayı denemedi bile.
Bütün hayallerimi yıktın.
Bu da senin ayıbın olsun.
İsyanım sana değil artık.
Bende kalan,
Gitmeyen içimde yerleşen sana.
Umudumu dudaklarımın kıyısından alıp
gözümün önünde kıran vicdanına.
Aynı acılarda buluşup
bana hiç uğramayan merhametine.
Bütün inançlarımı yıktın.
Bu da senin ayıbın olsun.
Birlikte yaşlanabileceğimiz
bir hayat vardı belki ama
sen kelimeleri alıp gittin.
Bana kalan, adını duyunca titreyen bir ses.
Kavuşmak, artık bir ihtimal değil.
Aklıma geldiğinde göğsümü daraltan
yasaklı bir kelimeye dönüştü.
Ve şimdi buradayım,
ne seni çağıracak gücüm var
ne yokluğuna alışacak kalbim.
Beni böyle çaresiz koydun ya
Bu da senin ayıbın olsun.
Ben bu eksikle yürümeyi öğrenirim.
Bu sessizliği taşırım,
Bu acıyı iliklerime kadar yaşarım
Ama bir kalbi böyle sahipsiz bırakmak,
Ardına bile bakmadan gitmek,
Dört kitaba da sığmaz.
Ve bil ki, senin bu yaptığını da
Ne zaman affeder,
Ne de kader üstlenir.
Bu da senin son ayıbın olsun.
Kayıt Tarihi : 7.1.2026 23:45:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!