Aygün Yıldız Şiirleri

5

ŞİİR


1

TAKİPÇİ

27.03.1994 Hatay Antakya doğumluyum. Ailemi, kendimi bildim bileli, hep sıkıntıda görmüş ve onların sıkıntısına ortak olmuş biriyim. İlkokul hayatım gayet başarılı geçti. Ama daha ilkokulun 5. Sınıfında Ahmed Arif’in “Hastetinden Prangalar Eskittim” adlı eseriyle tanıştım. Herşey orda başladı işte. Şuan 25 yaşındayım. 14 yılım (eskideki aklım ile bu zamana süregelen) şiir yazmakla geçti. Hiç kitap basma veya kendimi tanıtma hevesine sahip olamadım, bu çeyrek asırlık ömrüme yazarak sığdırdığım şiirleri sayamadım bile. Binlerce eserim vardı, mec ...

Aygün Yıldız

Yaşamanın verdiği huzur, huzursuzlukla doludur.
Gençliğim de çiçek gibi, susuzluktan kurudu.
Her yanımı, pervasızca, çalı çırpı bürüdü,
Bir ihtiyar gibi, yıllar, beni de ölüme sürüdü...

Demlendik, tav olduk; dövüldük, şekil aldık.

Devamını Oku
Aygün Yıldız

Geçirdim boynuma maziden kalan;
Bir buruk ayrılık, birkaç haksızlığı.
Taktım koluma bu şehirden kalan;
Tek başınalığı, bahtsız yalnızlığı.
Gidiyorum, soran olursa ardımdan
Mekan belledim mezarlığı!

Devamını Oku
Aygün Yıldız

Hisler vardı,
Umutlar sardı, biliyordum çünkü;
Dallar yeşerecek, çiçekler açacaktı muhakkak!
Hazan kırıntıları, içimde son bulacaktı.
Bir şeyler ters gitmiş olamazdı...

Devamını Oku
Aygün Yıldız

Sonbahar kapıda, uğultusuyla gelmiş.
Feryat figan, yapraklar, yerlere serpilmiş.
Yağmur damlaları takırdarken kiremit çatımda,
Bak ey gözlerim! Koca bir ömür, sona ermiş...

Baharı, baharda yaşayamamak...

Devamını Oku
Aygün Yıldız

Yaşanmış en kabus dolu gecelerim,
Birer birer kuytularımda şafak bekler oldu.
Ve nihayet, ihanet ocağında tavlanmış, en kasvetli acılar;
Kudretime ceng tutup, çatlatacak şakak buldu!

İnsan hapsoluyor be! Bazen içtiği sigaranın dumanında, bazen de rakının beyzında. “Üşüyorum!” Diye seslensem bu hasretinin ayazında; çıkıp gelecek bir hayalin bile kalmamışçasına, hapsolmuşum, beni mayhoş edenlerin, arasına! Ne bir elimi tutanım var ne de halden anlayanım. Olsun, ben acılarının kasvetine de artık hayranım. Ey sesi kulaklarımda çınlayanım! Söyle! Kaç hasret daha müebbet yatmalıyım kabuslarımla? Kaç kuytuda şafak bekleyene kurban olmalıyım daha? Bükülmez sanmıştım bileklerimi, paramparça olunca anladım, inceliğini. Üşüyorum işte, gözlerimin sağanağı altında. Biliyorum, gelmez, kalbimin dayanağı, bir daha...

Devamını Oku