Açıkgöz haltların sayesinde
Üşüyorum bu güneşin altında
İçimde bir ürperti
Kanım insansızlıktan donacak
En bolluk döneminde hırsızlık
Fakirin elindekini aldın sıra midesinde
Yağmur yoksa mevsim döner kurağa
Kuraklıkta toprak döner çorağa
Ne ekinler biçilir nede gelir orağa
Böylelikle usta döner çırağa
Rüzgar vurur kıçı sarı yaprağa
Yaprak düşer başı girer toprağa
Bende bir insanım ya çıkacak sesim
Benimde canım var benimde nefesim
Sus ve otur dedin ki sakın konuşma
Ben robot değilim ki gitmez hoşuma
sinirli bakışlarım arasından
nefret kıvılcımları dökülüyor dizelerime
öylesine asi öylesine deliyim
bir gözüm hasreti yoklarken geçmişimde
bir diğeri özlemlerimi arıyor
tarihin kahpe sayfalarında
Bugün beş haziran günlerden insan
Hava güneşli Millet sevinçli
Piknik havası olmuş miting sahası
Aileler bebelerini almış
Sevgililer kol kola
Kız babanın omuzun da
Hüzün konar pencereme susmaz konuşur
Yüzünü benden saklar ay buluta dolaşır
Güneş birazdan gider karanlıklar dalaşır
İçimde bir sızı efkar dertlerimle buluşur
Beynimde binlerce elem keder karışır
Ey düşen yaprak, duydum fısıltını,
Kuzey rüzgârında titreyen sesini.
Ben o çınarın köklerinde kaldım,
Sen düştün, ben bekledim seni.
Sen “üşüyorum” dedin, ben yanıyordum,
Diyorlar ki bana küfürbaz oldun
Bilmezler içimde köz ateşini
Kim seni kızdırdı bu kadar doldun
Yüreği yakanın ta geçmişini
Yolculuk nereye diye sorarım
Düğünümüz var dostlar seyrana gelin
Davul zurna çalıyor halaya gelin
Ortada oyun oynar damatla gelin
Bir ömür mutlu olsun hem Damat hemde Gelin
Emre mın çu benda teme
Ma ne bese were zalim
Hesterken çaw waka çeme
Pır nexweşim ez be halim
Derde dila gelek zore




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!