Daldım da bir süre konuşamadım
Yine eski günler geldi aklıma
Ne lafa, ne söze karışamadım
Yine eski günler geldi aklıma
Eylülde tarhana kurutulurdu
Henüz on beşindeydim
Ve kirlenmemişti hiç bir şey
Büyük jetonla memleketi aradığım
O soğuk kulübelerde
Ve bir sabah ayazında
Tımarsız kirli sakalıyla rastladığım
Ömür denen şu yokuşta
Yürüyorum yorgun yorgun
Şu halime her bakışta
Yürüyorum yorgun yorgun
Bu dünyanın harmanı yok
Bir maden işcisi rehavetindeyim
Göz kapaklarım ağır
Kulaklarım sağır
Yürüyorum karanlık bir tünelde
Ağır ağır..
Bulaşma it gibi her havlayana
Çirkefliğin adı cesaret olmuş
Her kıssada hisse var anlayana
Mağrurluğun adı asalet olmuş
Hasbihal eyledim ahbaba varıp
Ömür boyu çok uğraştım
Mutlu yuva kuramadım
Kendi kendimle dalaştım
Mutlu yuva kuramadım
Bulduklarım bir gün kaçtı
Etine zam, sütüne zam
Tabakaya, tütüne zam
Haram oldu yiyip içmek
Don bulama g.tüne zam
Havaya zam, tavaya zam
Böyle miydi medeniyet
Allah akıl fikir versin
Nerde edep ve haysiyet
Allah akıl fikir versin
Sokakta gençler Apaçi
Zannetmeyin şaka beyler
Emekliye zekat geçer
Bu parayla bir ay neyler
Emekliye zekat geçer
Maaşı cüzdan doldurmaz
Ürkek bir ceylandı çeşme başında
Gözünün ucuyla baktı Zeynebim
Daha bir fidandı on beş yaşında
Kirpiklerin beni yaktı Zeynebim
Sarıydı saçları incecik beli




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!