Damladım rende dişli kızıl cevherden; toprak terli, toprak taşlı.
Ayaklarımı soğuk babaya çaldırmadığım o geniş gökyüzü vakti...
Evren uykusundan uyanıp mor sayıklamaya, uzandım;
Ay ışığından süzülmüş yalgınlı kordu teni, yuttum.
Şehveti genzimde patlayan yerküre; uçucu rüyanın kan taşı oldu giden ayaklarım.
Geceyi uzatan siyah ipi göğsüme bir hadım bıçağı gibi fırlattın, Baba!
...
Kaburgalarımda gıcırdayan ilk sürünme sesi...
Islaklığa ve karanlığa!
...
Yürümeyi, uçmayı unutmuş ateşkâr oğlan; Ben dikişli takasın,
Bu sürünmenin kutsal delisiyim.
Kıvrıldıkça dünümü bugünümün boğazına dolayan,
Kanımla sulanmış bu toprakta uzun bir ahım var.
GÜLCAN AYDINLIK - ELİZ EDEBİYAT DERGİSİ-212 SAYI-2026
Gülcan AydınlıkKayıt Tarihi : 5.10.2026 13:57:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!