Sen gittikten ya, o gece hüzün duvar ördü dört bir yanıma.
Yağmurlar yağdı üzerime
Gök gürültüsünün sesi kulaklarimda yankılandı.
Oysa gidişinle bir tek ben ağlamadım,
yer gök ağlamıştı.
Bütün bedenimle birlikte dünyada sarsıldı.
Sensizliğin İlk Günü
Sen yar
bir veda etmeden çekip gittin böyle gitmek yakışmadı be sevdiğim
Bugün içim öyle bir yangın yeri ki
İnsan kendine sustuğu kadar kendini özlememiş
ben ise kendimi içimde arar oldum
Sen hiç acıyı kana kana karanlık bir odanın duvar dibine oturup içtin mi
canının acısından duvarları tırnakladın mı
o boya kalıntıları tırnaklarının arasına girip de daha çok acıttı mı içini
Acıyor değil mi
sevdiğin tarafından yok sayılmak acıtıyor değil mi
insanın nefesini kesercesine
kıyamet kopmuşçasına
Bu şehirde yağmurlu bir güne gözlerimi açtım
Aynı benim gibi gökyüzü ağlıyor
Çisil çisil yağan yağmur
İçimde tarifi olmayan bir sızıya karışıyor içime
Elimde bir fincan kahvem
**Ben senin dertlerine deva oldum da
sen benim kanayan yarama bir yara bandı bile olamadın
Sen beni öyle bir yerimden vurdun ki sözlerinle
dayak yesem geçerdi acısı
ama sözlerinin yarası bin yıla mahkum edilmiş gibi geçmez
Kimi zaman Varda oldum;
kaderin eşiğinde durdum,
uçurumla yüz yüze durdum.
derin bir vadi gibi.
Sessizliğe büründüm,
Acıyor değil mi
sevdiğin tarafından yok sayılmak acıtıyor değil mi
insanın nefesini kesercesine
kıyamet kopmuşçasına
Ben nelerle başa çıkmadım
ne yokuşlardan ne kayalardan geçtim
üstesinden gelinmez sandığım
tüm zorlukları aştım da geldim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!