Aşkın Uzun Gölgesi Şiiri - Hikmet Büyükoğlu

Hikmet Büyükoğlu
32

ŞİİR


7

TAKİPÇİ

Aşkın Uzun Gölgesi

Akşamın en kırılgan saatleriydi.
Gün, turuncu bir hüzünle gökyüzünden çekilirken şehir yavaşça susuyordu. İnsan kalabalığının içinden geçen o tanıdık yalnızlık, omzuma usulca dokundu. İşte tam o anda anladım — özlemek, birinin yokluğu değilmiş sadece; bazen insanın içinde büyüyen görünmez bir varlıkmış.

Seni ilk ne zaman özledim, bilmiyorum. Belki sesin bir gün beklediğim kadar erken gelmediğinde, belki de adını içimden geçirirken kalbimin gereğinden fazla dikkat kesildiğini fark ettiğimde… Çünkü özlemek, çoğu zaman fark edildiği anda başlamaz; tıpkı toprağın altında sessizce ilerleyen kökler gibi, derinlerde büyür önce.

Bir sabah fırının önünden geçtim. Taze ekmek kokusu sokağa yayılmıştı. İnsan o kokuyu alınca çocukluğunu hatırlar ya — ben seni hatırladım. Meğer özlemek biraz da böyleymiş: Herkes için sıradan olan bir şeyin, senin kalbinde tek bir insana açılması.

Sonra yağmur başladı. Şemsiyemi açmadım. Islanmak değildi niyetim; bazı duygular kuru kalınca anlaşılmıyor çünkü. Damla damla inerken gökyüzü, şunu düşündüm: Bulut da yeryüzünü özlediği için mi yağar? Kavuşamayacağını bile bile boşalır da hafifler belki…

Özlemek hafifletir mi insanı?
Hayır. Ama derinleştirir.

Denizi izledim bir gün. Dalgalar durmadan kıyıya yürüyordu. Her defasında geri çekileceklerini bilmelerine rağmen… O an fark ettim: Özlemek, biraz da dalga olmaktır. Varamayacağını bile bile yönünü değiştirmemek.

Senden kalan küçük şeyler var hayatımda. Bir kelime, bir bakış, belki kimsenin önemsemeyeceği kısacık bir an… Ama özlem zaten büyük hatıralarda yaşamaz; en çok küçücük ayrıntılara tutunur. Bir bardakta kalan dudak izi gibi, silinince bile varlığı unutulmayan.

Bir keresinde gece yarısı uyandım. Dünya sessizdi, zaman sanki yürümeyi bırakmıştı. İşte o saatlerde insan kalbine yabancılaşamaz. İçimde sana doğru uzayan ince bir yol hissettim. Ne haritası vardı ne de sonu. Ama biliyordum — bazı yollar yürünmek için değil, hissedilmek için vardır.

Derler ki, insan en çok neyi seviyorsa onu özler.
Ben buna inanmıyorum artık.
İnsan bazen hiç sahip olmadığı ihtimalleri bile özler.

Göç eden kuşları düşündüm sonra. Binlerce kilometre uçarlar, sadece içlerindeki yön duygusuna güvenerek. Kim öğretiyor onlara yolu? Belki özlem… Belki de kalbin bildiği ama aklın asla çözemeyeceği o eski çağrı.

Özlemek, aslında kalbin hafızasıdır.
Unutmaya direnen tarafımız.

Bir gün yaşlı bir adam gördüm parkta. Elindeki ekmeği küçük parçalara bölüp güvercinlere veriyordu. Yanında kimse yoktu ama yüzünde garip bir huzur vardı. O an düşündüm: Belki de özlemek, yokluğu acıya dönüştürmek değil; var olmuş bir güzelliğin hatırına saygı duymaktır.

Çünkü özlenen her şey, bir zamanlar kalbe değmiştir.

Bazen soruyorum kendime: Özlemek mi daha derindir, sevmek mi? Sonra anlıyorum ki özlem, sevginin zamana karşı direnen hâlidir. Sevgi anı yaşatır; özlem ise o anı sonsuzluğa uzatır.

Geceleri göğe bakıyorum. Yıldızların ışığı bize ulaşana kadar belki yıllar geçiyor. Yani biz aslında geçmişi seyrediyoruz. Ne tuhaf… Demek ki insan sadece insanı değil, çoktan olup bitmiş bir zamanı da özleyebiliyor.

İşte o yüzden özlemek biraz da gökyüzüdür:
Uzak, erişilmez, ama başını kaldırmadan da yaşayamıyorsun.

Şunu öğrendim zamanla — özlemek insanı eksiltmez. Aksine, kalbinde yeni odalar açar. Her hatıra bir pencereye dönüşür; bazen rüzgâr girer, bazen ışık. Ama o ev artık eskisi kadar dar değildir.

Eğer özlem olmasaydı, insan derinleşemezdi. Çünkü yüzeyde yaşayanlar beklemeyi bilmez. Beklemek ise ruhun sabırla olgunlaşmasıdır; tıpkı kışın aylarca sessiz kalan bir ağacın, bahar geldiğinde birden çiçeğe durması gibi.

Belki de bu yüzden özlemek bir mevsime benzer. Uzun sürer, üşütür, düşündürür… Ama insanı bambaşka birine dönüştürür.

Şimdi geriye dönüp bakınca şunu söyleyebilirim:
Özlemek, yokluğa yazılmış bir ağıt değildir.
O, kalbin sevdiğini kaybetmemek için verdiği sessiz mücadeledir.

Ve anladım ki —
İnsan en çok özlediği yerde büyür.

Eğer bir gün bana hayatın en derin duygusu nedir diye sorarlarsa, uzun uzun anlatmam. Sadece şöyle derim:

“Özlemek…
Çünkü özleyen bir kalp hâlâ umut taşıyor demektir.
Ve umut varsa, insanın içindeki ışık henüz sönmemiştir.”

O yüzden bırak biraz özleyelim.
Kalbimiz uzaklara yürüsün bazen.
Çünkü bazı duygular kavuşmak için değil,
insanı daha insan yapmak için vardır.

Hikmet Büyükoğlu
Kayıt Tarihi : 13.2.2026 01:21:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!