AŞKIN SESSİZLİĞİ
Neden bu kadar yabancısın artık bana,
Dün ruhuma süzülürken kadim fısıltın,
Gözlerimin derininde bir ömür arardın.
Ne çabuk unuttun o masum ilk sözü,
Söyle, gururun mu pranga oldu sevdana.
Yollar erirdi sen bana yürürken,
Mesafeler dilsiz kalırdı yüce tutkumuza.
Son nefese kadar derdin sarsılmaz bir yeminle,
Sahi yeminler, rüzgârda savrulan yalan mıydı.
Nasıl silinir güzel günler bir bakışta,
Bir kahve kokusuna sığmıştı hikâyemiz.
Hatıralar mı yoruldu, kalbin mi vazgeçti,
Hangi sert rüzgâr savurdu ruhunun cemresini,
Cemren çekildi diye, bir ömür yeter mi..
Varlığımı kıyılarına öylece bırakmışken...
Zaman dilsiz, zaman gaddar bir değirmen,
Beni her saniye kendimden eksiltip öğütürken.
Yakınlığın, ruhumun sığındığı tek limandı,
Dünya yıkılsa, gölgende nefes alıp dinlenirdim.
Kalbim ne zaman yorulsa bu sahte hayattan,
Tek bir bakışınla düştüğüm yerden toplardın.
Bakışların yerinde artık dilsiz bir uçurum,
Cümleler bitti, sözler kuytusuna çekildi.
Dokunuşlar buz kesti, durdu zamanın kalbi,
Aynı göğüs kafesinde iki ayrı karanlık kaldık.
Unutmak dedikleri, mağrur bir yanılış,
Gerçek aşk, geçtiği her ömürde bir iz bırakır.
Kalp ne kadar uzak yollar aşarsa aşsın yorgun,
Dönüp dolaşıp yine ilk kırıldığı yere iner.
Hiç mi sızlamadı için, sığınmadın mı anılara
Kahve kokusu da mı vurmadı hiç pencerene,
Yabancılık uzaklık değil, sessiz bir sonmuş,
Aynı kalpte yerin varken, sahipsiz ölmekmiş...
Şimdi bu sağır ve kanayan boşlukta,
Kendi celladına mahkûm iki mezarız artık.
Yuvamız bu kalpteydi, sen ateşe verdin,
Bana külü, sana günahı, bize bu yıkımı bıraktın.
MADU BELLAA
09.02.2026
Kayıt Tarihi : 27.2.2026 15:35:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




TÜM YORUMLAR (1)