Aşka Giden Sözler

Aşk Aşkın Şehri Ordu
7375

ŞİİR


72

TAKİPÇİ

Aşka Giden Sözler

Seninle aramda
etik bir mesafe var;
o mesafe
arzuyu inceltiyor.
Yaklaşmak,
sahip olmak değil;
anlamak gibi.
Ve ben seni
anladıkça
daha çok istiyorum.
Aşk

Parmakların,
uzun bir cümlenin virgülleri gibi;
duruyor,
bekliyor,
sonra devam ediyor.
Anlıyorum ki
bazı düşünceler
ancak tene değince tamamlanıyor.
Aşk

Arzu günah değil,
bilgiye götüren titreşimdir.
Haz,
doğru yerdeyken
vücudu karartmaz,
onu hatırlatır.
Aşk

Aşk,
ışığın kendini
tanıma biçimidir.
Aşk

Sen susuyorsun,
ben anlıyorum.
Bu aramızdaki
en entelektüel temas.
Aşk

Bu yakınlık
bir anlam üretmez belki,
ama bir duruş yaratır.
Saçının boynumda bıraktığı iz
dünyayı açıklamaz;
ama dünyaya
katlanmamı sağlar.
Aşk

Eğer sorarsan:
“Bu aşk mı?”
Cevap vermem.
Çünkü bazı hakikatler
söylenince
eksilir.
Ben seni
yaşamıyorum,
hatırlıyorum.
Aşk

Anlıyorum ki
insan,
en çıplak hâliyle bile
düşünebilir.
Hatta bazı hakikatler
ancak çıplakken
dürüst olur.
Aşk

Seni istemek,
seni tüketmek değil.
Seni istemek,
varoluşumu
seninle sınamak.
Bu yüzden dokunuyorum,
aceleyle değil,
ikna ederek.
Aşk

Ateşin var
ama bağırmıyor.
İçimde
şarap gibi bekliyor;
zaman geçtikçe
daha koyu,
daha sarhoş edici.
Aşk

Arzum
taşkınlık değil,
yoğunlaşma.
Nicelik,
belli bir noktadan sonra
nitelik olur.
Benim isteğim de
orada seni bulur.
Aşk

Sen susuyorsun,
ben anlıyorum.
Bu aramızdaki
en entelektüel temas.
Aşk bazen
bir cümleyi yarıda kesmektir.
Çünkü tamamı
fazla olur.
Aşk

Gecenin ortasında
omzuna düşen ışık
bana şunu söylüyor:
“Hayat,
aşk olmadan
mantıklı ama eksik.”
Aşk

Ben seni
sonsuzluk için sevmedim.
Bu an için sevdim.
Aşk

En uzun şey
kısa olandır.
Aşk

Biliyorsun,
biz biraz fazla
yakınız birbirimize.
Aşk

Tenin
bir nesne değil,
bir tez.
Yaklaştıkça
karşı-tezlerim eriyor;
sentez,
sessizlik oluyor.
Aşk

Ah sevgilim,
varlıkla yokluk arasında
asılı kalan.
Aşk

Aramızda
kadim bir fısıltı vardı:
Sevgi,
ayrı düşmüş olanların
birbirlerini hatırlamasıydı.
Aşk

“İçeri girmekten korkuyorsan,
kapı seni zaten seçmemiştir.”
Ben kapıyı açarım.
Yanılmayı göze alırım.
Çünkü yanılmak,
hiç başlamamaktan daha ontolojiktir.
Aşk

“Birini bu kadar düşünmek
zaten ona dokunmaktır.”
Mantık gülümsüyor,
itiraz etmiyor,
çünkü bazı savlar
kanıtsız da doğrudur.
Aşk

Sen yaklaştıkça
ben azalıyorum.
Bu kayıp değildi,
en eski bilindik bir kazançtı.
Ben,
sende erirken
ilk kez bütündüm.
Aşk

Tutku akılsız değildir.
Sadece başka bir bilgi rejimine aittir.
O, sezgisel kanıttır.
Sessiz ama ısrarcı.
Aşk

Gözlerin
bir aynaya benzemez;
ayna karşısında kalınır.
Gözlerin
bir kapıdır
geçilir.
Ve geçen
bir daha
aynı kalmaz.
Aşk

Tutku galip geldi.
Çünkü haklıydı.
Çünkü gerçekte
başka bir seçenek yoktu.
Aşk

Sonra
hiçbir şey olmadı.
Yan yana
iki düşünce gibi durduk,
birbirini çürütemeyen,
birbirini tamamlayan.
Aşk

Bazı anlar açıklanmaz,
yalnızca taşınır
ve birlikte susabiliyorsak,
dünya hâlâ mümkün.
Aşk

Söz
sesle gelmedi bu kez.
Bir bakışın eğiminden,
tenin çekingen hafızasından
sızdı dışarı.
Aşk

Aşk,
kendini tekrar eden bir anlatı değil,
her susuşta
yeniden kurulan bir dil.
Aşk

“Buradayım.”
Ne vaat,
ne iddia.
Sadece varoluş.
Aşk

Sessizlik,
artık boşluk değildi.
İçinde bir cümle
bekliyordu,
acele etmeyen,
kendini kanıtlama ihtiyacı olmayan.
Aşk

Aşk,
çözüldükçe derinleşen,
anlaşıldıkça çoğalan bir
duygu olarak duruyordu karşımda.
Aşk

İçimdeki ses:
“Bu bir anlam arayışı değil,” diyordu,
“anlamın kendisi.”
Aşk

Düşünce, yorulmadı;
tutku, galip geldi;
akıl, geri adım atmayı seçti.
Aşk

Zamanı askıya aldık.
Gelecek,
iddiasını geri çekti.
Şimdi,
ilk kez yeterliydi.
Aşk

Sana yaklaşırken
iradem geri çekildi,
akıl yerini değiştirdi;
neden sandığım şeyler
aslında zorunluluktu.
Aşk

Arzumuz
gece gibi derindi:
Tenimiz
vücudumuzun gölgesi,
ışık değişince
şekli de değişiyordu.
Birlikteliğimiz
iki bedenin
yakınlığı değil:
Birlik,
iki ayrı hikâyenin
aynı sessizlikte
susmasıydı.
Aşk

Tenin
masum değil
ama suçlu da değil.
O,
maddeye hapsolmuş ışığın
sabırsızlığı.
Dokunduğumda
bir bedeni değil,
bir kaçışı destekliyorum.
Aşk

Eğer bu aşk
seni karartıyorsa,
doğrudur.
Çünkü ışık
herkese verilmez.
Bazıları
karanlıkta
bilir.
Aşk

Ateşi ben yakmadım.
O zaten vardı,
adımı senin ağzında
ilk kez duyduğum anda.
Aşk

Seninle
her şey çözüldü:
benliğim, ahlakım,
bana öğretilmiş sevme biçimleri.
Aşk

Aşk,
maddeyi dönüştürmez
sabreden ateşi öğretir.
Bu yüzden dokunuşun
acele etmedi,
yavaş yandı,
kemiklerime kadar.
Aşk

Tenin bir sır oldu.
Ellerin,
sembollerle konuşan
bir dil gibiydi.
Her temas
bir harf,
her nefes
gizli bir cümle.
Aşk

Bir beden
bir bedeni sevdiğinde:
İki formül,
aynı şişede şampanya gibi köpürdü.
Sonra daha sık bağlandık.
Aşk

Sorarsan
Seninle aramda
etik bir mesafe var;
o mesafe
arzuyu inceltiyor.
Yaklaşmak,
sahip olmak değil;
anlamak gibi.
Ve ben seni
anladıkça
daha çok istiyorum.
Eğer sorarsan:
“Bu aşk mı?”
Cevap vermem.
Çünkü bazı hakikatler
söylenince
eksilir.
Ben seni
yaşamıyorum,
hatırlıyorum.
Arzumuz
gece gibi derindi:
Tenimiz
vücudumuzun gölgesi,
ışık değişince
şekli de değişiyordu.
Birlikteliğimiz
iki bedenin
yakınlığı değil:
Birlik,
iki ayrı hikâyenin
aynı sessizlikte
susmasıydı.
Aşk

Aşk Aşkın Şehri Ordu
Kayıt Tarihi : 3.2.2026 05:52:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!