Seninle aramda
etik bir mesafe var;
o mesafe
arzuyu inceltiyor.
Yaklaşmak,
sahip olmak değil;
anlamak gibi.
Ve ben seni
anladıkça
daha çok istiyorum.
Aşk
Parmakların,
uzun bir cümlenin virgülleri gibi;
duruyor,
bekliyor,
sonra devam ediyor.
Anlıyorum ki
bazı düşünceler
ancak tene değince tamamlanıyor.
Aşk
Arzu günah değil,
bilgiye götüren titreşimdir.
Haz,
doğru yerdeyken
vücudu karartmaz,
onu hatırlatır.
Aşk
Aşk,
ışığın kendini
tanıma biçimidir.
Aşk
Sen susuyorsun,
ben anlıyorum.
Bu aramızdaki
en entelektüel temas.
Aşk
Bu yakınlık
bir anlam üretmez belki,
ama bir duruş yaratır.
Saçının boynumda bıraktığı iz
dünyayı açıklamaz;
ama dünyaya
katlanmamı sağlar.
Aşk
Eğer sorarsan:
“Bu aşk mı?”
Cevap vermem.
Çünkü bazı hakikatler
söylenince
eksilir.
Ben seni
yaşamıyorum,
hatırlıyorum.
Aşk
Anlıyorum ki
insan,
en çıplak hâliyle bile
düşünebilir.
Hatta bazı hakikatler
ancak çıplakken
dürüst olur.
Aşk
Seni istemek,
seni tüketmek değil.
Seni istemek,
varoluşumu
seninle sınamak.
Bu yüzden dokunuyorum,
aceleyle değil,
ikna ederek.
Aşk
Ateşin var
ama bağırmıyor.
İçimde
şarap gibi bekliyor;
zaman geçtikçe
daha koyu,
daha sarhoş edici.
Aşk
Arzum
taşkınlık değil,
yoğunlaşma.
Nicelik,
belli bir noktadan sonra
nitelik olur.
Benim isteğim de
orada seni bulur.
Aşk
Sen susuyorsun,
ben anlıyorum.
Bu aramızdaki
en entelektüel temas.
Aşk bazen
bir cümleyi yarıda kesmektir.
Çünkü tamamı
fazla olur.
Aşk
Gecenin ortasında
omzuna düşen ışık
bana şunu söylüyor:
“Hayat,
aşk olmadan
mantıklı ama eksik.”
Aşk
Ben seni
sonsuzluk için sevmedim.
Bu an için sevdim.
Aşk
En uzun şey
kısa olandır.
Aşk
Biliyorsun,
biz biraz fazla
yakınız birbirimize.
Aşk
Tenin
bir nesne değil,
bir tez.
Yaklaştıkça
karşı-tezlerim eriyor;
sentez,
sessizlik oluyor.
Aşk
Ah sevgilim,
varlıkla yokluk arasında
asılı kalan.
Aşk
Aramızda
kadim bir fısıltı vardı:
Sevgi,
ayrı düşmüş olanların
birbirlerini hatırlamasıydı.
Aşk
“İçeri girmekten korkuyorsan,
kapı seni zaten seçmemiştir.”
Ben kapıyı açarım.
Yanılmayı göze alırım.
Çünkü yanılmak,
hiç başlamamaktan daha ontolojiktir.
Aşk
“Birini bu kadar düşünmek
zaten ona dokunmaktır.”
Mantık gülümsüyor,
itiraz etmiyor,
çünkü bazı savlar
kanıtsız da doğrudur.
Aşk
Sen yaklaştıkça
ben azalıyorum.
Bu kayıp değildi,
en eski bilindik bir kazançtı.
Ben,
sende erirken
ilk kez bütündüm.
Aşk
Tutku akılsız değildir.
Sadece başka bir bilgi rejimine aittir.
O, sezgisel kanıttır.
Sessiz ama ısrarcı.
Aşk
Gözlerin
bir aynaya benzemez;
ayna karşısında kalınır.
Gözlerin
bir kapıdır
geçilir.
Ve geçen
bir daha
aynı kalmaz.
Aşk
Tutku galip geldi.
Çünkü haklıydı.
Çünkü gerçekte
başka bir seçenek yoktu.
Aşk
Sonra
hiçbir şey olmadı.
Yan yana
iki düşünce gibi durduk,
birbirini çürütemeyen,
birbirini tamamlayan.
Aşk
Bazı anlar açıklanmaz,
yalnızca taşınır
ve birlikte susabiliyorsak,
dünya hâlâ mümkün.
Aşk
Söz
sesle gelmedi bu kez.
Bir bakışın eğiminden,
tenin çekingen hafızasından
sızdı dışarı.
Aşk
Aşk,
kendini tekrar eden bir anlatı değil,
her susuşta
yeniden kurulan bir dil.
Aşk
“Buradayım.”
Ne vaat,
ne iddia.
Sadece varoluş.
Aşk
Sessizlik,
artık boşluk değildi.
İçinde bir cümle
bekliyordu,
acele etmeyen,
kendini kanıtlama ihtiyacı olmayan.
Aşk
Aşk,
çözüldükçe derinleşen,
anlaşıldıkça çoğalan bir
duygu olarak duruyordu karşımda.
Aşk
İçimdeki ses:
“Bu bir anlam arayışı değil,” diyordu,
“anlamın kendisi.”
Aşk
Düşünce, yorulmadı;
tutku, galip geldi;
akıl, geri adım atmayı seçti.
Aşk
Zamanı askıya aldık.
Gelecek,
iddiasını geri çekti.
Şimdi,
ilk kez yeterliydi.
Aşk
Sana yaklaşırken
iradem geri çekildi,
akıl yerini değiştirdi;
neden sandığım şeyler
aslında zorunluluktu.
Aşk
Arzumuz
gece gibi derindi:
Tenimiz
vücudumuzun gölgesi,
ışık değişince
şekli de değişiyordu.
Birlikteliğimiz
iki bedenin
yakınlığı değil:
Birlik,
iki ayrı hikâyenin
aynı sessizlikte
susmasıydı.
Aşk
Tenin
masum değil
ama suçlu da değil.
O,
maddeye hapsolmuş ışığın
sabırsızlığı.
Dokunduğumda
bir bedeni değil,
bir kaçışı destekliyorum.
Aşk
Eğer bu aşk
seni karartıyorsa,
doğrudur.
Çünkü ışık
herkese verilmez.
Bazıları
karanlıkta
bilir.
Aşk
Ateşi ben yakmadım.
O zaten vardı,
adımı senin ağzında
ilk kez duyduğum anda.
Aşk
Seninle
her şey çözüldü:
benliğim, ahlakım,
bana öğretilmiş sevme biçimleri.
Aşk
Aşk,
maddeyi dönüştürmez
sabreden ateşi öğretir.
Bu yüzden dokunuşun
acele etmedi,
yavaş yandı,
kemiklerime kadar.
Aşk
Tenin bir sır oldu.
Ellerin,
sembollerle konuşan
bir dil gibiydi.
Her temas
bir harf,
her nefes
gizli bir cümle.
Aşk
Bir beden
bir bedeni sevdiğinde:
İki formül,
aynı şişede şampanya gibi köpürdü.
Sonra daha sık bağlandık.
Aşk
Sorarsan
Seninle aramda
etik bir mesafe var;
o mesafe
arzuyu inceltiyor.
Yaklaşmak,
sahip olmak değil;
anlamak gibi.
Ve ben seni
anladıkça
daha çok istiyorum.
Eğer sorarsan:
“Bu aşk mı?”
Cevap vermem.
Çünkü bazı hakikatler
söylenince
eksilir.
Ben seni
yaşamıyorum,
hatırlıyorum.
Arzumuz
gece gibi derindi:
Tenimiz
vücudumuzun gölgesi,
ışık değişince
şekli de değişiyordu.
Birlikteliğimiz
iki bedenin
yakınlığı değil:
Birlik,
iki ayrı hikâyenin
aynı sessizlikte
susmasıydı.
Aşk
Aşk Aşkın Şehri Ordu
Kayıt Tarihi : 3.2.2026 05:52:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!