Özlemin var
ama şairce değil;
daha çok
gece yarısı uykusuzluğu gibi ama iyi geliyor.
Aşk
Sokakta yürürken
birden aklıma düştün.
Ne romantik bir an,
ne de şiirlik—
sadece düpedüz sen.
Özledim mi?
Evet.
Ama öyle dramatik değil.
Bir otobüs gecikmiş gibi,
can sıkar,
ama beklenir.
Aşk
Mutluluk dediğin
yan yana susabilmekmiş meğer.
Bir de
aynı şeye gülmek,
aynı anda.
Şiirin sonu mu?
Gerek yok.
Zaten sen gelince
her şey tamamlanıyor.
Aşk
Mutluluk
yüksek sesle gelmedi.
Bir düşüncenin içinden yürüdü,
ayakkabılarını çıkardı,
sessizce oturdu yanımda.
Aşk
Mutluluk
büyük bir şey sanıyordum.
Meğer
bir cümleyi sana göre kurmakmış,
sonunu düşünmeden.
Aşk
Deniz,
yaklaşan bir incelikle
kıyıya dokunur.
Ne isyan eder,
ne boyun eğer
sadece bekler.
Ben de seni öyle bekliyorum,
vuslatı aceleye getirmeden,
zarafetle.
Aşk
İnsan ne kadar küçükse
aşk o kadar görkemli.
Aşk
Tutku var,
ama karanlık değil.
Bir çınarın gövdesinde
yıllarca saklanan sıcaklık gibi.
Elini tutmayı
bir hak değil,
bir lütuf sayıyorum.
Aşk
Ve Ordu,
yağmurun düşünceye yakıştığı şehir.
Burada aşk
ne sadece kader
ne de tesadüf.
Burada aşk
anlam arayan bir vücudun
bulduğu en insani cevap.
Aşk
Aşkın şehri Ordu’da
bir çınarın gölgesinde başlar her şey.
Kökleri derine inmiş
tıpkı sorularım gibi
iki insan
aynı umuda inanmıştır.
Aşk
Benim güzel sevgilim
sahne bizim artık,
kendini inkâr etme:
“Olmak mı?” diye sormuyorum
oluyoruz,
bütün çelişkilerimizle.
Aşk
“Bildiğim tek şey
seni bildiğim,” diyorum.
Bilgeliğin sınırında
tutkunun haklı bir itirazı var.
Soru sormadan da
doğruya varılabiliyormuş meğer.
Aşk
Sokrates’e kafa tutuyorum bazen:
“Bildiğim tek şey
seni bildiğim,” diyorum.
Bilgeliğin sınırında
tutkunun haklı bir itirazı var.
Soru sormadan da
doğruya varılabiliyormuş meğer.
Aşk
Benim için
tez sensin,
antitez korkularım.
Vuslat
ikimizin de haklı çıktığı
o beklenmedik sentez.
Tarih ilerlemiyor burada,
derinleşiyor.
Aşk
Tutku,
aklın karşıtı değil.
Onun en canlı hâli.
Kalbin aceleciliğiyle
düşüncenin sabrı
aynı anda nefes alıyor.
Aşk
Ben tereddütsüz,
sen cesaretli.
Aramızda doğan şey
bir uzlaşma,
bir yükseliş.
Zaman nereye istiyorsa varsın gitsin,
anlam katlanıyor ya bize o yeter.
Aşk
Kendimi sana bakarak yokluyorum.
Her his bir deneme,
her yakınlık küçük bir itiraf.
Kesinlikten vazgeçtim;
çünkü sevda
seninle derinleşiyor.
Aşk
Soru sormuyorum.
Çünkü bazı anlar
cevapla bozulur.
Bilmemek,
bir tür sadakat.
Aşk
Tutku var,
ama kör değil.
Evrensel bir ateş bu;
her çağda aynı yerden yakıyor
insanı.
Kalpten biraz yukarıdan,
akıldan biraz aşağıdan.
Ve aşk,
ne sadece şiir
ne yalnızca düşünce.
Birbirine dokunan
iki bilinç gibi.
Romantik, evet.
Entelektüel, kaçınılmaz.
İnsani,
sonuna kadar.
Aşk
Aşk:
Ne yalnız romantik,
ne yalnız evrensel;
iki bilincin
aynı soruya
farklı cevaplar verip
yine de
aynı yerde buluşması.
Aşk
Eğer sorarlarsa
“Şiirlerin neyi anlatıyor?” diye,
derim ki:
Birini sevmek
bazen
kendinden vazgeçmeyi
çok şık hâle getiriyor.
Aşk
Kayıt Tarihi : 25.1.2026 13:27:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!