AŞK-I HAKİKİ
Ezel aynasında tecelli etti asar-ı kudret,
Vehim perdesi kalktı, inkişaf etti vahdet.
Gördü akıl ki mâsivâ bir gölge-i zâil,
Zât-ı Bâkî’dir ancak, her mevcuda tek fail.
"Ben" diyen o enaniyet, bir hat-tı mevhum,
Samedaniyet tecellisinde mahvolur malum.
Ne isim kalır baki, ne bir suret-i muvakkat,
Kâinat bir tecelligâh, varlık ise bir saat.
Kesret dedikleri, bir cilve-i Esma-i Hüsna,
Vahdet denizinde zerre, bir rüya-yı bî-mâna.
Uyanınca kalb-i mü'min, sükût eder o çokluk,
Anlar ki Hak’tan gayrı her bir varlık bir yokluk.
Akıl hududunu bilip aczine secde etti,
Hikmet-i Kur’aniye geldi, felsefe bitti.
En yüce inkişafı, fena fi’l-Mabud olmak;
Teslim olup nizama, o Dargâh’a yol bulmak.
Nefs-i emmare vehmiyle sarılır bu cihana,
Zanneder ki müstakil, kuldur geçici ana.
Oysa yokluk, imkânın aynasıdır safi,
Tecelli-i zata karşı bir faqr-ı tam kafi.
Aşk-ı hakiki geldi, yaktı "benim" diyen varı,
Söndürdü enaniyet denilen o nârı.
Kalan yalnız O’dur, O’nun esmasıdır baki,
Sunar marifet kadehinden kevserini Saki.
Ne cennet sevdası, ne de cehennem korkusu,
Gönle doldu ezelden ihlasın kudsî kokusu.
Rıza-yı İlahîdir matlubun en âlisi,
Sadece Seni diler bu kalbin her nalesi.
“Lâ” süpürgesiyle sildik mâsivayı gönülden,
Gül-ü Muhammedî koktu bu nefi meyvesinden.
“İllâ” ile parladı hakikat-i tevhid;
Her zerrede okundu bir bürhan-ı ferid.
O Şems-i Hidayet ki kâinatın sebebi,
Ahlâk-ı İlahînin en muazzam edebi.
O’dur varlık ağacının en mübarek çekirdeği,
Alemlerin Seyyidi, ezelin gözbebeği.
Nûr-u Muhammedî’dir tenvir eden âlemi,
O’nun hürmetine yazdı kudretin kudsî kalemi.
Gökler O’na müştaktır, zerreler O’na ramdır,
O’nsuz geçen bir ömür, zifiri bir karanlıktır.
Lütf-u ezeliyenin en muazzam çiçeği O,
Sırr-ı kâinatın en bülend dileği O.
Sünnet-i Seniyyesi cadde-i kübradır bize,
O’na uyanlar erer hakikat sırrımıza.
Güneş O’nun nurundan bir katre alıp parlar,
O’nun tek bir ahına feda olur cihanlar.
Arş-ı Âzam’a bastı O Mübarek Kadem’i,
Sildi tek bir bakışla kalplerdeki elemi.
Salihler yürüdü O’nun kudsî izinde,
Boğuldu fani âlem o nurun denizinde.
Risale-i Nur oldu O’nun asrdaki bürhanı,
Sardı dört bir yanı imanın kudsî nurları.
Son nefeste dileriz şahadetle sönmeyi,
O Habib’in eliyle Tek Olan’a dönmeyi.
Gözler kapandığında bu fani dar-ı dünyaya,
Kavuşmaktır dileğimiz o sermedi rüyaya.
Fırat Bilgin 2Kayıt Tarihi : 19.09.2026 23:35:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!