Şimdi gülümsüyorum
senin gibi
nedensiz değil
ama açıklamaya da gerek yok
çünkü bazı sevinçler
kanıt istemez.
Aşk
Seni düşünmek
etik bir sorun artık:
çünkü seni istemek
başkasının hayatına
bilinçli bir müdahale.
Aşk
Gecem sızladı.
Tenin,
itiraf etmeliyim
bütün ideolojilerden daha ikna edici.
Aşk
Karşına çıktım,
ceketim iliklenmemiş,
onurum cebimde buruşuk.
Bir adım attın,
tarihe karşı yürür gibiydin.
Kurşun değildi beklediğim,
boynunun sıcaklığıydı.
Aşk
Kapılar bazen kilitlidir
ama biz
anahtar aramadık.
Düşüncelerimiz,
duygularımız
ve enerjimiz
çınarların gölgesinde
yan yana duruyordu.
Aşk
Hayat,
fazla ciddiye alındığında
insanı küstürür.
Ama sevgi,
ciddiye alındığında
insanı
Parmakların
bileğime değdiğinde
acele etmedi zaman;
aristokrat bir susuşla
bekledi.
Çünkü bazı temaslar
hemen değil,
hak edilince olur.
Aşk
Aşk
bende utangaç değil
seninle
kendini saklamıyor
elini belime koyuyor
“buradayım” diyor
ve ben inanıyorum.
Aşk
Nefeslerimiz
aynı cümlede buluştu.
Henüz söylenmemiş
ama anlamı çoktan kabul edilmiş
bir cümlede.
Aşk
Aşkı
duygunun işi sanıyorlar.
Oysa en çok
aklın yorulduğu yerde başlıyor.
İnsan,
anladıkça yaklaşır;
yaklaştıkça
daha çok düşünür.
Aşk
Seni sevmek
bir iddia değil,
bir sorgulama biçimi.
Her bakışın
bende yeni bir soru açıyor,
cevapları aceleye gelmeyen
zor sorular.
Aşk
Felsefe der ki:
İnsan, anlam kuran bir varlıktır.
Ama aşk geldiğinde
anlam kurmaz;
anlamla yüzleşir.
Ben seninle
kendi düşüncelerime bile
itiraz etmeyi öğrendim.
Aşk
Zaman,
üzerimizde otoritesini kaybediyor.
Çünkü düşünce hızlanınca
saatler yavaşlar.
Bir anın içinde
bir ömürlük sezgi
yer açar kendine
Aşk
Aşk bazen
en karmaşık düşünceyi
en basit dokunuşla
çürütür.
Bu bağ
romantik bir kaçış değil.
Bu,
bilinçli bir kalış.
Kendini kandırmadan,
korkuyu estetize etmeden,
gerçeğin yanına oturarak.
Aşk
Seni seviyorum,
çünkü başka türlüsü
mantıksız olurdu.
Her şey zorunluluktan doğar.
Sen de
bende kaçınılmaz bir neden gibisin;
rastlantı kılığına girmiş
derin bir yasa.
Aşk
“Bu dünya anlamsız olabilir,
ama biz karşı koyabiliriz.”
İşte bu yüzden seviyorum seni,
anlamsızlığa rağmen değil,
onun tam ortasında
yanımda durduğun için.
Aşk bazen
bir isyan biçimidir;
umutlu değil,
onurlu.
Aşk
Cesaret,
aklın sustuğu yerde başlar.
Ve ben seni severken
tam oradayım.
Mantık geri çekiliyor,
ama bilinç uyanık.
Bu bir düşüş değil—
bilinçli bir atlayış.
Aşk
Tenin,
benim için basit bir arzu değil;
varoluşun kanıtı gibi.
Dokunduğumda
sana değil,
kendi gerçekliğime
inanıyorum.
Çünkü insan
en çok
başka bir insanda
kendine temas eder.
Aşk
Bu aşk
derinlik öneriyor.
Geçici bir huzur değil,
kalıcı bir sarsıntı.
Ve bazı hayatlar
ancak sarsılarak
anlam kazanır.
Aşk
Eğer sevmek
bir riskse,
ben bu riski
etik buluyorum.
Çünkü seni sevmek,
kendimden kaçmak değil;
kendimle
yüzleşmektir.
Ve evet,
belki bu aşk
kolay değil.
Ama bazı şeyler
zor oldukları için
gerçektir.
Seni seviyorum.
Çünkü bu sevgi
beni doğru yere koyuyor.
Aşk
Sana dokunmak
şiir yazmak değil
şiirin içinden geçmek
kelimeler arkadan koşuyor
yetişemiyor.
Kıskanıyorum
itiraf ediyorum
ama bu sahiplenmek değil
kaybetmeye aklımın
alışamaması.
Aşk
Biz iki kişilik bir doğruluk kurduk.
Aşk
Sen gidince
bütün fikirler
üşüdü.
Aşk
Seni severken
insanı düşündüm
toprağı
sokağı
emeği
ama akşam olunca
en çok
sesini düşündüm
Aşk
Ben
seninle
kendime
yerleştim.
Aşk
Dünya hâlâ tuhaf,
insanlar aceleci,
zaman biraz kaba.
Ama sen yanımdayken
hayat,
daha az bağırıyor.
Aşk
Şimdi böyleyim işte:
Aklım sende,
kalbim sakin.
Ne büyük yeminler,
ne sonsuzluk planları.
Sadece
sen varken
hayat daha yaşanır.
Aşk
Özlem dediğin
çok süslü bir kelime değil aslında.
Bir tramvayın gecikmesi,
bir mesajın gelmemesi,
bir de senin yokluğun,
hepsi aynı yerden üşütüyor.
Aşk
Kavuşma
filmlerdeki gibi olmadı.
Ne müzik girdi araya
ne gökyüzü bölündü.
Sadece
yan yana durduk
ve kış
bir adım geri çekildi.
Aşk
Kavuşma
filmlerdeki gibi olmadı.
Ne müzik girdi araya
ne gökyüzü bölündü.
Sadece
yan yana durduk
ve kış
bir adım geri çekildi.
Aşk
Şehir kıştı,
bunu inkâr etmeye gerek yok.
Duvarlar soğuk,
sokaklar uzun,
insanlar aceleciydi.
Ama sen geldin—
hikâye burada yön değiştirdi.
Aşk
Özlem dediğin şey
bir felsefe konusu değildir;
daha çok
tenin hafızasıdır.
Ben seni düşünürken
ellerim senden önce hatırladı.
Yaklaştığında
zaman bir an durdu.
Çünkü bazı anlar
ilerlemek için değil,
anlaşılmak için vardır.
Aşk
İnsan bazen
bir başkasında
kendi yorgunluğunu sever.
Ben seni
tam da oradan tuttum.
Aşk
Şehir yine kış,
bunu inkâr etmiyoruz artık.
Soğuk,
insanın yakasına kadar çıkıyor.
Ama sen yanımdayken
bedenim
dünyayla pazarlık yapmayı bırakıyor.
Yaklaşman
bir hamle değil,
bir karar gibi.
Teninle aramda
ince bir mesafe var,
orası tam da
insanın kendini kaybetmeden
ısınabildiği yer.
Aşk
Elin,
aceleci değil.
Dokunmak istemiyor belki;
dokunulabileceğini
hatırlatıyor.
Bu,
daha derin bir şey.
Aşk
İnsan bazen
bir başkasında
kendi sessizliğini sever.
Ben senin sessizliğinde
uzun süre kalabilirim.
Aşk
Tenin
bir davet değil;
bir güven.
Yan yana geldiğimizde
dünya daha az sert,
beden daha az yalnız.
Kavuşma
yüksek sesle olmuyor.
Omuz omuza,
nefes nefese değil,
aynı nefeste.
Aşk
Şimdi gülümsüyorum
senin gibi
nedensiz değil
ama açıklamaya da gerek yok
çünkü bazı sevinçler
kanıt istemez.
Aşk
Kavuşma
filmlerdeki gibi olmadı.
Ne müzik girdi araya
ne gökyüzü bölündü.
Sadece
yan yana durduk
ve kış
bir adım geri çekildi.
Şimdi böyleyim işte:
Aklım sende,
kalbim sakin.
Ne büyük yeminler,
ne sonsuzluk planları.
Sadece
sen varken
hayat daha yaşanır.
Aşk
bende utangaç değil
seninle
kendini saklamıyor
elini belime koyuyor
“buradayım” diyor
ve ben inanıyorum.
Aşk
bende utangaç değil
seninle
kendini saklamıyor
elini belime koyuyor
“buradayım” diyor
ve ben inanıyorum.
Sana dokunmak
şiir yazmak değil
şiirin içinden geçmek
kelimeler arkadan koşuyor
yetişemiyor.
Kıskanıyorum
itiraf ediyorum
ama bu sahiplenmek değil
kaybetmeye aklımın
alışamaması.
Aşk
bende utangaç değil
seninle
kendini saklamıyor
elini belime koyuyor
“buradayım” diyor
ve ben inanıyorum.
Aşk
bende utangaç değil
seninle
kendini saklamıyor
elini belime koyuyor
“buradayım” diyor
ve ben inanıyorum.
Aşk
Biz iki kişilik bir doğruluk kurduk.
Aşk
Sen gidince
bütün fikirler
üşüdü.
Aşk
Seni severken
insanı düşündüm
toprağı
sokağı
emeği
ama akşam olunca
en çok
sesini düşündüm
Aşk
Ben
seninle
kendime
yerleştim.
Aşk
Dünya hâlâ tuhaf,
insanlar aceleci,
zaman biraz kaba.
Ama sen yanımdayken
hayat,
daha az bağırıyor.
Aşk
Özlem dediğin
çok süslü bir kelime değil aslında.
Bir tramvayın gecikmesi,
bir mesajın gelmemesi,
bir de senin yokluğun
hepsi aynı yerden üşütüyor.
Aşk
Şehir kıştı,
bunu inkâr etmeye gerek yok.
Duvarlar soğuk,
sokaklar uzun,
insanlar aceleciydi.
Ama sen geldin—
hikâye burada yön değiştirdi.
Aşk
Özlem dediğin şey
bir felsefe konusu değildir;
daha çok
tenin hafızasıdır.
Ben seni düşünürken
ellerim senden önce hatırladı.
Yaklaştığında
zaman bir an durdu.
Çünkü bazı anlar
ilerlemek için değil,
anlaşılmak için vardır.
Aşk
İnsan bazen
bir başkasında
kendi yorgunluğunu sever.
Ben seni
tam da oradan tuttum.
Aşk
Elin,
aceleci değil.
Dokunmak istemiyor belki;
dokunulabileceğini
hatırlatıyor.
Bu,
daha derin bir şey.
Aşk
İnsan bazen
bir başkasında
kendi sessizliğini sever.
Ben senin sessizliğinde
uzun süre kalabilirim.
Aşk
KAPI
Şehir yine kış,
bunu inkâr etmiyoruz artık.
Soğuk,
insanın yakasına kadar çıkıyor.
Ama sen yanımdayken
bedenim
dünyayla pazarlık yapmayı bırakıyor.
Yaklaşman
bir hamle değil,
bir karar gibi.
Teninle aramda
ince bir mesafe var,
orası tam da
insanın kendini kaybetmeden
ısınabildiği yer.
Tenin
bir davet değil;
bir güven.
Yan yana geldiğimizde
dünya daha az sert,
beden daha az yalnız.
Kavuşma
yüksek sesle olmuyor.
Omuz omuza,
nefes nefese değil,
aynı nefeste.
Kapılar bazen kilitlidir
ama biz
anahtar aramadık.
Düşüncelerimiz,
duygularımız
ve enerjimiz
çınarların gölgesinde
yan yana duruyordu.
Aşk
Kayıt Tarihi : 31.1.2026 13:59:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!