Şimdi sen toprağa can
veren yağmur gibisin,
yağmura yön veren bulut gibisin.
Ben sana vardıkça anlıyorum ki
yeryüzüne değen umut gibisin.
Bir çiçeğin sabrı var bakışlarında,
Kuşların döndüğü bahar gibisin.
Adını söyleyince değişir dünya,
Konuşurken, düşen son cemre;
Susunca bile şiir gibisin.
Rüzgârın taşıdığı eski kokular,
Çocukluğum kadar temiz gibisin.
Bir anda akşam olup da kararsa dünya
Sönmeyen bir kandil, bir nur gibisin.
⾕ ⾕ ⾕
Güneşin dokunduğu serin gölgeler,
Yorgun alnıma değen bir el gibisin.
Kırık aynalarda bölünse yüzüm,
Beni bana veren bir hâl gibisin.
Herkes bir yerlere dağılıp gider,
İnsan bazen ne çok yalnız hisseder.
İşte tam da bu anlarımda,
Heyecanla gittiğim evim gibisin.
Çölde yürüyene uzanan pınar,
Suskun dudaklarda türkü gibisin.
Bir ömrün yükünü omuzlayınca,
Yorulmuş kalbime uyku gibisin.
⾕ ⾕ ⾕
Ben şimdi senin yurdun olsam,
Yurdunda vardığın bir şehir olsam,
Şehirde evine giden yolun olsam,
çıktığın merdiven,
açtığın kapı,
girdiğin oda,
yaktığın ışık,
yediğin yemek,
tuttuğun kaşık,
aldığın nefes,
yıkadığın bulaşık,
bir aşiyan,
bir kafes,
bir heves,
bahçene diktiğin sarmaşık,
istersen bir aşık,
olsam ya seninle;
kafan çok mu karışık?
Olsam diyorum, seninle;
hiç ayrılmasam,
kalsam,
yaşasam.
Çünkü sen temiz bir nefes,
berrak bir su gibisin.
▹
Ali Fırat ÇALIŞGAN
Ali Fırat ÇalışganKayıt Tarihi : 15.08.2026 15:11:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!