1927 yılında Erzincan'da doğdu. 1950 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden mezun oldu. Aynı yıl Gerçek gazetesinde politik fıkralar yazmaya başladı. Çeşitli dergilerde Halis Acar adıyla yazıları yayınlanan Bezirci, 1960'tan sonra kendi adıyla yazmaya devam etti. Yakın arkadaşı Rıfat Ilgaz hakkında bir inceleme yayınladı. Uzun dönem muhasebecilik yaptı ve bu meslekten emekli oldu.
2 Temmuz 1993'te Sivas Katliamı'nda yaşamını yitirdi.
Eserleri
Çok Kapılı Oda (1961)
Edip Cansever (1961)
Günlerin Götürdüğü Getirdiği (1962)
Bilimden Yana Sosyalizme Doğru (1963)
Abdülhak Hamit ve Târık yahut Endülüs Fethi (1966)
Okudukça (1967)
Orhan Veli Kanık (1967)
Ahmet Haşim (1967)
Nurullah Ataç (1968)
Dünden Bugüne Türk Şiiri (1968)
Metin Eloğlu (1971)
On Şair On Şiir (1971)
Seçme Romanlar (Refika Taner'le birlikte, 1973)
İkinci Yeni Olayı (1974)
Sabahattin Ali (1974)
Nâzım Hikmet ve Seçme Romanlar (1975)
Orhan Kemal (Hikmet Altınkaynak'la birlikte, 1977)
Halk, Sosyalizm, Kültür ve Edebiyat (1979)
1950 Sonrasında Hikayecilerimiz (1980)
Seçme Hikayeler (Refika Taner'le birlikte, 1981)
Pir Sultan (1986)
Halkımızın Diliyle Barış Şiirleri (1986)
Şairlerimizin Diliyle Barış (1987)
Rıfat Ilgaz (1988)
Deyimlerimizin Sözlüğü (1990)
Temele Gül Dikenler (1993)
Güle Dil Verenler (1993)
Çevirileri
Halkın Ekmeği (Bertolt Brecht)
Demokrasi, Barış, Sosyalizm (Jean Jaurès)
Seçme Şiirler (Paul Éluard)
Asıl Adalet (Paul Éluard)
Varoluşçuluk (Jean-Paul Sartre)
Sosyalist Açıdan Toplum, Sanat, Eleştiri (Georgi Plehanov)
Sosyalizm ve Edebiyat (Anatol Lunaçarski)
Felsefe Bilim ve Din (Marcel Cachin ve Rene Maublanc)
Pyrrhus ile Cineas (Simone de Beauvoir)
Diderot (Andre Cresson)
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!