BAŞ RAHİBİ SUS PUS EDEN O SORU
BEYAZİD-İ BESTAMİ (k.s) bir dağ başında Tefekkür hâlindeydi. Birden içinden bir ses geldi.
“EY BEYAZİD” dedi, “KIR BEŞ KEZ HACC’A GİTTİN, BİN LERCE SÂLİH AMEL İŞLEDİN, SEN NE MÜTHİŞ VE MÜBAR EK BİR ZATSIN” Mübarek bu sözü duyar duymaz derhal s oluğu o şehrin çarşısında aldı: “YILLARDIR YAPMIŞ OLDU ĞUM IBADETLERİ SÂLİH İŞLERİ KİM SATIN ALMAK İSTE R” dedi “HEPSİNİ BİR SOMUNA SATIYORUM” ve öyle de yaptı. Bi adam ekmeği verdi ve Beyazid (k.s) o ekmeği götürüp bir sokak hayvanının=köpeğin önüne bıraktı son ra Kendisini uçurumun kenarına getiren o NEFSİ kırmak için RUM DİYÂRLARI’ na doğru uzunca bir yola çıktı. Bi Şehre vardı, garip bir bi hâlde yaşadı. Sonra bi PAPAZ on un elinden tuttu: “BELLİKİ SEN GARİP BİRİSİN, GEL VE BENİM EVİMDE MÜSAFİR OL” dedi.
Daveti reddetmek olmazdı, Mübarek “EVİN YOLUNU GÖSTER” dedi ve birlikte eve gittiler. Beyazid (rah) tam bir ay boyunca bi odada ıbadetle meşgul oldu. Papaz ise ona yemek getiriyordu ve ıbadetini hayran hayran seyre diyordu.
Vakit geldi ve mübarek oradan ayrılmak istedi. Papaz yüzünü yere eğdi ve mahcubiyetle: “SİZDEN BİR RİCAM OLACAK” dedi. Tam gitmek üzereyken ne ricasıydı bu? Ama evinde müsafir de olmuştu. Beyazid (rah) kırmamak için “BUYURUN RİCANIZI SÖYLEYİN” dedi Bunun üzerine Papaz: “BİRKAÇ GÜN SONRA BÜYÜK Bİ BAYRAMIMIZ VAr BAŞ RAHİBİMİZ GELİYOR, SİZİDE ORADA AĞIRLAMAK İS TERİM, NO’LURSUNUZ BU TEKLİFİMİ KIRMAYIN” dedi.
İşin içine gönül ve kırmakta girmişti artık. Beyazid-i Bestami (rah) “ELBETTE VARDIR BUNDA BİR HAYIR” di yerek O teklifi kabûl etti. Ve günler geçti o Bayram günü geldi. Birlikte MANASTIRA vardılar. Binlerce RAHİP ve HI RİSTİYAN ve çoğunluğu halk olan kalabalık toplanmıştı. Bekledikleri BAŞ RAHİP KÜRSÜYE çıktı konuşmak üzere halkın karşısına geçti ancak TEK BİR KELİME DAHİ KONU ŞMADI öylece insanların yüzüne bakıyordu. Bi müddet sonra, “KONUŞSANIZA NİÇİN Bİ ŞEYLER SÖYLEMİYOR SUNUZ?” tepkileri yağmağa başladı.
Bunun üzerine Baş Rahip: “ARAMIZDA Bİ MUHAMMED İ VAR O YÜZDEN DİLİM BAĞLANMIŞTIR KONUŞAMAM”de di. Halk öfkelendi ve bağırmağa başladı “HANİ NERDE GÖ STER ONU BİZE DE PARÇA PARÇA EDELİM” dediler. Baş Rahip onları teskin etti.
“EĞER ONA ZARAR VERMİYECEĞİNİZE DAİR SÖZ VER İRSENİZ ONU SİZE GÖSTERİRİM. İZİN VERİN ONU SORA CAĞIM SORULARLA İLMEN MAĞLÛP EDEYİM”Bunun üzeri
ne halk kabûl ettiler ve Baş Rahip seslendi:
“EY MUHAMMEDİN ÜMMETİNDEN OLAN KİŞİ, ELLÂH ÂŞ KINA AYAĞA KALK DA SENİ GÖRELİM”
Beyazid-i Bestami (k.s) heybetle ayağa kalktı.
Baş Rahip
“SİZE SORULAR SORMAK İSTİYORUM” dedi. Bunun üz erine Beyazid-i Bestami (k.s)
“SORUN, ELLÂH’IN İZNİ İLE CEVAPLIYAYIM” dedi.
Baş Rahip sorularını sıralamağa başladı.
“İKİNCİSİ OLMAYAN BİR.
ÜÇÜNCÜSÜ OLMAYAN İKİ.
DÖRDÜNCÜSÜ OLMAYAN ÜÇ.
BEŞİNCİSİ OLMAYAN DÖRT.
ALTINCISI OLMAYAN BEŞ.
YEDİNCİSİ OLMAYAN ALTI.
SEKİZİNCİSİ OLMAYAN YEDİ.
DOKUZUNCUSU OLMAYAN SEKİZ.
ONUNCUSU OLMAYAN DOKUZ.
ON BİRİNCİSİ OLMAYAN ON.
ON İKİNCİSİ OLMAYAN ON BİR,
ON ÜÇÜNCÜSÜ OLMAYAN ON İKİ
ON DÖRDÜNCÜSÜ OLMAYAN ON ÜÇ NEDİR.?”
Beyazid-i Bestami (k.s)
BİSMİLLEHİRRAHMENİRRAHİM dedi ve:
“İKİNCİSİ OLMAYAN BİR TEK ELLÂH (C. C)’DIR. ÜÇÜN
CÜSÜ OLMAYAN İSE GECEYLE GÜNDÜZDÜR. DÖRDÜNCÜ SÜ OLMAYAN ÜÇ TALÂK VE BOŞANMAK SAYISIDIR. BEŞİ NCİSİ OLMAYAN DÖRT BÜYÜK İLÂHİ KİTABDIR. TEVRAT, ZEBUR, İNCİL VE BUNLARIN HEPSİNİN ÜSTÜNDEKİ YERİ Nİ ALAN KUR’ÂN-I KERÎM’DİR. ALTINCISI OLMAYAN BEŞ İSLÂMIN ŞARTI OLAN BEŞ VAKİT NAMAZDIR. YEDİNCİSİ OLMAYAN ALTI, GÖKLERİN VE YERİN YARATILDIĞI ALTI GÜNDÜR. SEKİZİNCİSİ OLMAYAN YEDİ. YEDİ KAT GÖK YÜZÜDÜR. DOKUZUNCUSU OLMAYAN SEKİZ. KIYAMET GÜ NÜ ARŞI TAŞIYACAK OLAN SEKİZ MELEKTİR. ONUNCUSU OLMAYAN DOKUZ. SALİH (A.S)’MIN KAVMİNDEKİ FESAT ÇIKARAN DOKUZ KİŞİDİR VE ANANIN HAMİLELİK MÜD DETİDİR. ON BİRİNCİSİ OLMAYAN ON. MÛSÂ (A.S)’MIN MEDYEN DE GEÇİRDİĞİ SEKİZ YILA İLÂVEN İKİ YILDIR. ON BİRİNCİSİ OLMAYAN ON İKİ VE ON ÜÇ İSE. YUSÛF (A.S)’MIN GÖRDÜĞÜ RUYADA ON BİR GARDAŞI. MÛSÂ (A.S)’MIN ASA İLE VURDUĞUNDA FIŞKI RAN ON İKİ PINAR VE ON İKİ AYDIR. ON ÜÇE GELİRSEK. YUSÛF (A.S)’MA SECDE EDEN ON BİR GARDAŞIYLA ANA VE BABASIDIR.
Baş rahip:
“HAVADAN NE YARATILDI, HAVADA NE MUHAFAZA OLUNDU, HAVA İLE KİM HELÂK EDİLDİ.?
Beyazid-i Bestami (k.s):
“ÎSÂ ALEYHİSSELÂM HAVADAN YARATILDI, HAVADA MUHAFAZA EDİLDİ, AD KAVMİ HAVA İLE HELÂK EDİLDİ.”
Baş rahip:
“AĞAÇTAN NE YARATILDI, AĞAÇTA KİM KORUNDU VE AĞAÇ İLE KİM HELÂK EDİLDİ.?”
Beyazid-i Bestami (k.s):
“MÛSÂ ALEYHİSSELÂMIN A’SÂSI AĞAÇTAN YARATIL DI, NÛH ALEYHİSSELÂM AĞAÇ İÇİNDE GEMİDE KORUNDU, ZEKERİYYÂ ALEYHİSSELÂM AĞAÇ İÇİNDE TESTEREYLE BİÇİLDİ.”
Baş Rahip:
“PEKİYİ; ATEŞTEN KİM YARATILDI, ATEŞTEN KİM KORUNDU VE ATEŞ İLE KİM HELÂK OLDU:”
Beyazid-i Bestami (k.s)
“İBLİS, ATEŞTEN YARATILDI, İBRÂHİM (A.S) ATEŞ TEN KORUNDU EBÛ CEHİL ATEŞ İLE HELÂK OLDU.”
Baş rahip:
“CANLIDAN ÇIKMAYIP CANLI OLAN ŞEY, TAŞTAN YARATILAN, TAŞ İÇİNDE İÇİN DE KORUNAN VE TAŞ İLE HELÂK OLAN KİMDİR.”
Beyazid-i Bestami (k.s):
“SALİH (A.S)’MIN DEVESİ CANLIDAN DEĞİL TAŞTAN YARATILDI, ASHAB I KEHF TAŞTA KORUNDU EBREHE VE ORDUSU TAŞLA HELÂK EDİLDİ.”
Baş rahip:
“PEKİYİ HACCA GİDEN TAVAF EDEN AMA CANI RUHU OLMAYAN BİR ŞEY NE OLABİLİR.?”
Beyazid-i Bestami (k.s)
“NÛH (A.S)’MIN GEMİSİDİR, TUFANDA KÂ’BE’Yİ TAVAF ETMİŞTİR
Baş rahip:
“SÖYLERMİSİN BANA? ALİMLERİNİZ CENNETTE DÖRT NEHİR VARDIR. BİRİ BAL’DAN, BİRİ SÜTTEN, BİRİ SUDAN BİRİDE ŞERBETTENDİR DİYORLAR.
AYNI KAYNAKTAN BESLENEN DÖRT NEHİR NASIL FAR KLI, FARKLI AKABİLİR Kİ?’
Bâyezid Bestami Kuddûse Sirruhu: cevap verdi:
“İNSANIN KAFASINDAN DÖRT KÜÇÜK NEHİR AKAR.
KULAK YAĞI ACI.
GÖZ YAŞI TUZLU.
BURUN SALGISI İĞRENÇ.
AĞIZ SUYU LEZİZ DEĞİL MİDİR
BUNA NE DERSİN?”
Bu cevapların ardından Rahip devam etti:
“Bİ AĞAÇ VARDIR ON İKİ DALI, HER DALINDA OTUZ YAPRAĞI, HER YAPRAKTA BEŞ MEYVESİ VARDIR. İKİSİ GÜNEŞTE ÜÇÜ GÖLGEDEDİR”
Beyazid-i Bestami (rah) cevap verdi:
“AĞAÇ YILDIR, ON İKİ DAL ON İKİ AYDIR, OTUZ YAP RAK OTUZ GÜNDÜR, BEŞ MEYVE, BEŞ VAKİT NAMAZDIR. GÜNEŞTEKİ İKİSİ ÖĞLE VE İKİNDİ. GÖLGEDEKİ ÜÇÜ AKŞAM YATSI VE SABAH NAMAZLARIDIR.”
Rahip sordu:
“RUHSUZ OLUP NEFES ALAN ŞEY NEDİR.?”
Beyazid-i Bestami (rah):
“SABAH VAKTİDİR” dedi.
Rahip Sordu:
“KENDİ KENDİNE YÜRÜYEN KABİR HANGİSİDİR.?”
Beyazid-i Bestami (rah):
“ZÜNNÛN=YUNUS (A.S)’U KARNINA ALAN BALIKTIR”
Rahip Sordu:
“DOĞMAYIP ANADAN BABADAN OLMADAN VAR OLAN
VE İNSAN OLMAYAN NEDİR?”
Beyazid-i Bestami (k.s):
“HAKK TEÂLÂ’NIN VAR ETTİĞİ MAHLÛKAT VE MELEKL ERDİR”
Rahip Sordu:
“CENNETTE KÖKÜ YUKARIDA DALLARI AŞAĞIDA BİR TUBA AĞACI VARDIR. DÜNYADA BUNUN BENZERİ VARMI
DIR?”
Beyazid-i Bestami (k.s)
“TABİİKİ VARDIR; İŞTE GÜNEŞ KÖKÜ YUKARIDA DAL LARI AŞAĞIDADIR”
Rahip Sordu:
“AKITTIĞI SU KAN OLAN YER NERESİDİR?
Beyazid-i Bestami (k.s):
“MÛSÂ ALEYHİSSELÂMIN İSRAİLOĞULLARINA GÖSTE
RDİĞİ MUCİZELERDEN BİRİ OLAN NİL NEHRİNİN
KANA DÖNMESİDİR”
Rahip Sordu:
“BİR ŞEY VARKİ ELLÂH ONU YARATTI FAKAT ONU ÇİR
KİN BULDU”
Beyazid-i Bestami (k.s):
“EN ÇİRKİN SES EŞEĞİN SESİDİR”
Rahip Sordu:
“CENNETTE YEMEK İÇMEK VARDIR AMA DIŞARI ATMA
K, PİSLEMEK YOKTUR. DÜNYA HAYÂTINDA BUNA
BENZER BİR ÖRNEK VAR MIDIR?
Beyazid-i Bestami (k.s):
“EVET VARDIR; ANA KARNINDAKİ BEBEKTİR. BEBEK
ANASININ KARNINDA BESLENİR FAKAT PİSLE
MEZ”
İşte mübarek Beyazid-i Bestami (rah) bu sorulara tek tek cevap verdikçe bütün kalabalık buz kesti.
BİR RİVAYETE GÖRE:
Ey insan sakın ha güvenme senin
Hüsnü amelinin şahametine
Bir damla su iken bir çiğnem cenin
Sonra bak insanlık vehametine
Evliyalar şahı ELLÂH’ın dostu
Erenler ceminde sermiştir postu
Emmâre i nefsin buğzuna kasdı
Bak ARAFAT’ taki basaretine
Kırkıncı Haccını eda ederken
Bayram günü Arafet te beklerken
Batından deruni biri seslerken
İyi kulak verin ferasetine
NEFSİ:
Dedi ki; Ey Eba Yezid, ma’şeri
Kalabalığa bak mukaddes yeri
Doldurmuş kaç Hacc yaptı her biri?
Kimse denk değildir feyyâzetine
Kırk Hacc yapan var mıdır senin gibi?
Bunları duyunca vardı ileri
Diyen nefse karşı çekti hançeri
Döndürmek çün nefsi asliyetine
NEFSİ TEZKİYE İÇİN DEDİ Kİ:
Nûru İSLÂM iksiriyle yağlanan
Mevcudatı iman ile sağlanan
Hablûllâh İlâhiye bağlanan
Velinin bakınız şikâyetine
Her bilenden üstün bir bilen vardır
Hem Alayı İlliyine çıkarır
Hem Esfeli safiline indirir
Kalmış okuyanın ferasetine
Duyunca nefsinin sûi zannını
Bir temaşa etti dört bir yanını
Kalkarak Hücca ca döndü yönünü
İt karıştı nefsin mehabetine
Ey ahali ben kırk defa Haccettim
Demek ki bu anda pek çok halt ettim
Kırk hac sevabını kelepir ettim
Veririm iki ekmek fiyatına
Birisi kalktı ben alırım dedi
Bayezid iki ekmeği istedi
Müşteri ekmeği getirip verdi
Dikkat; Arifanın şatahatına
O iki ekmeği köpeğe verip
Köpek ekmek yerken nefse, gösterip
Övünecek şeyin kaldı mı deyip?
Azarladı. Bakın hata vatına.
Hac vazifesini eda ederek,
Seferi Rum ellerine giderek
Bir yerde molayı haktır diyerek
Nazar kıl seferi ziyâretine
İSLÂMİ nazar kıl bidâyetine
Bu nizamla yürü nihâyetine
Güvenme nefsinin icâzetine
Hayran kal esrarı kerâmetine
HIRİSTİYAN RAHİP:
Müslümana dikkat eden bu rahip
İnceden inceye ederek takip
Müsafir etmek çün yanına gelip
Buyurunuz; dedi Müsafirine
Bu daveti kabul etti Müslüman
Rahibin kabule sevinci yaman
Sevincin zirveye çıktığı zaman
Ellâh’a şükretti icâbetine
Hanesinde münasip yer gösterdi
Rahatça ibadet ediniz dedi
Onda ki İlâhi hâlleri gördü
Memnûn oldu onun liyâkatine
Müsafirlik dinimizde üç gündür
İzin istediği Rahip üzgündür
Israr üzerine kalmak mümkündür
Israr-ı Nasara riyâsetine
Rahipse birkaç gün daha kal diye
Yalvarınca sordu sebebi, niye?
Bizim Bayramımız var bi tevîye
Baş Rahip ayini siyasetine
Muttali olursun diyerek Rahip
Onunla konuşmak için çok talip
Nolursun bu hâle tek sen ol sahip
Diye yalvaranın sebebatine
BEYÂZİD-İ BESTAMİNİN CEVAB VERDİ:
Ordakiler beni gördüğü zaman
Görünce gözlere dolunca duman
Beni katletmeğe kalkarlar heman
Rahib sevindi muvafakatine
RAHİP DEDİ:
O hususta müteessir olma sen
Onlar gibi giyindirir seni ben
Dini İSLÂM görünmeni istemem
Seni erdiririm saadetine
BEYÂZİD-İ BESTAMİ:
Bu işte bir hikmet vardır diyerek
Rahibin teklifini isteyerek
Rahibe pekiyi evet diyerek
Bak kabulündeki mükâfatına
Bayram günü geldiğinde Bayezid
Rahibin dediği gibi giyinip
Ayinleri çün Kiliseye gidip
Bakmak çün ayinin maslahatına
Münasip olan bir yer buldular
Oturduk, rahip, baş Rahip geldiler
Ayin çün kürsüye çıkar oldular
Bakın siz İSLÂM’ın mucizesine
BAŞ RAHİP:
Baş Rahip kürsüde gücü yetmiyor
Ayinini dil telaffuz etmiyor
Sanma dinleyende sabır bitmiyor
Bakın Hıristiyan rezaletine
RAHİPLER:
Baş Rahip böylece sessiz durunca
Rahipler de sanki oldu karınca
Niçin susuyorsun diye sorunca
Dikkat et Baş Rahip vecâzetine
BAŞ RAHİP:
Nasıl konuşayım? konuşmam ardır
Zannetmeyin konuşması kolaydır
Aramızda bir Muhammed-i vardır (S.A.V)
Bakınız müşrikin fecaatine
TOPLULUK;
Hepsi birden galeyana gelerek
Bayrama sabotedir düşünerek
Göster onu öldürelim diyerek
Haykırdılar sırtlan mertebatine
BAŞ RAHİP:
Yaparsanız böyle taşkınlık sizler
Onu size gösteremeyiz bizler
Verirseniz dokunmayacak sözler
Düsturu göstermek maharetine
TOPLULUK;
Hepsi birden dokunmayacağına
Yeminle söz vermiş olacağına
Onda ahdetti o bulacağına
Hamdolsun İSLÂM’ın şecaatine
BAŞ RAHİP:
Ey Muhammed-i haydi ELLÂH için
Ayağa kalk söyle gelmeğin niçin?
Sorulan soruda gözleri açın
Bak ELLÂH’ın Arz’ı Semâvâtına
Ayağa kalkınca Baş Rahip gördü
Bayezid-e adın ne diye sordu
Bestami; Bayezid cevabı verdi
Nazar kıl Ilimin siyasetine
Baş Rahip Tahsilin var mıdır dedi
Rabbimin verdiği kadardır dedi
Soracaklarımın kırktır adedi
Şahit kılmış olun dirayetine
Sorduğumda bilebilecekmisin?
Huzurunda soracağım herkesin
Yanlışım olursa rahipler desin
Kapılmadan nefsin heva setine
BEYÂZİD-İ BESTAMİ:
Madem Rahiplerin Baş Rahibi sen
Cevap vereceğim her ne söylesen
Yaratanın kulu Bestami’yim ben
Sorunuz mecburum hikâyetine.
BAŞ RAHİP: SUALİ
O hâlde de sen bana İkincisi
Olmayan bir nedir? ukde bencesi
Kırk sorunun işte budur öncesi
Sende cevabını ver de bileyim
BEYÂZİD-İ BESTAMİ:
Bilirsin ki ikincisi olmayan
Ezelidir, eşi, dengi gelmeyen
Sevdiğini cehenneme salmayan
Benzeri yok Bir ELLÂH’tır; duydun mu?
BAŞ RAHİP: SUALİ
Dediğin doğru, ben de sana derim
Üçüncüsü olmayana beklerim
İkidir, izhar et, merakı yerim
Soruya cevabı ver de bileyim
BEYÂZİD-İ BESTAMİ:
Üçüncüsü olmayan, sual düzdür
İki’yi zannetmeyin öksüzdür
Yaşanılan gece ile gündüzdür
Sen bunları bilmezdin de duydun mu?
BAŞ RAHİP: SUALİ
Doğru dedin şimdi bana söylesen
Dördüncüsü olmayan üç ne de sen
Sevinirim beni tenvir eylesen
Cevap bahçesine gir de bileyim
BEYÂZİD-İ BESTAMİ:
İzdivac-ı Âdem-Havva’nın haktır
Hakkı bilip kulluk etmek mutlaktır
Dördüncüsü olmayan üç TALÂK’ tır
Şimdi taşı gediğine koydun mu?
BAŞ RAHİP: SUALİ
Beşincisi olmayan dört beheri
Söyler isen tenvir eden bizleri
Sorularım bozacaktır ezberi
Cevap gülzarına gir de bileyim
BEYÂZİD-İ BESTAMİ:
Beşincisi olmayan dört zahirdir
Tevrat, Zebur, İncil sonu âhirdir
KUR’ÂN- KERÎM de yüz dördü birdir
Rehberimiz Kelâmûllâh duydun mu?
BAŞ RAHİP: SUALİ
Zatı alinizce malûmdur yerim
Altıncısı olmayan beş ne? derim
Senden bunun cevabını isterim
İnciyi mercanı ver de bileyim
BAYEZİD-İ BESTAMİ CEVABI:
Altısı olmayan beş vakit NAMAZ
İnanmayan esrarını anlamaz
Her şey kocar ölür beka kocamaz
Namaz dinin direğidir duydun mu?
BAŞ RAHİP: SUALİ
Yedincisi olmayan altı nedir?
Sorularım iplikten de incedir
Kerim Ellâh yücelerden yücedir
Hikmetini de göster de bileyim
BAYEZİD-İ BESTAMİ CEVABI:
Altı günde kâinâtı var etti
Geceyle gündüzle bahtıyâr etti
A’mâ da habîble iftihar etti
Duâ sırat Burağıdır duydun mu?
BAŞ RAHİP: SUALİ
Her verdiğin cevap doğrudur iyi
Şimdi sana soruyorum pekiyi
Sekizincisi olmayan yediyi
Meraklı gönlüm ister de bileyim
BAYEZİD-İ BESTAMİ CEVABI:
Gökleri yedi kat kat kat üstünde
Yaratmış merhunu saat üstünde
Cennetin müjdesi va’ at üstünde
Mücazat-ı nâr müşrike duydun mu?
BAŞ RAHİP: SUALİ
Dokuzuncusu olmayan sekizi
Söyle bana dinliyorum ben sizi
Biliyorum Timurlengi Cengizi
Ne kerâmet var astar da bileyim
BAYEZİD-İ BESTAMİ CEVABI:
Yevmi kıyamette ARŞ’ ını HAKK’ın
Taşıyan Melek te sayıya bakın
Merhunu saatin vakti çok yakın
Sakın demeyesin bana saydın mı?
BAŞ RAHİP: SUALİ
Onuncusu olmayan dokuz de bakim
Sorunun sebebi müsebbibi kim?
Madem ki esrara sensindir Hakim
Bana bir ip ucu ver de bileyim
BAYEZİD-İ BESTAMİ CEVABI:
Oraya girerken bir katre suydun
Girince tahtını oraya kurdun
Tahtına kurulup dokuz ay durdun
Verilen nimeti yedin, doydun mu?
BAŞ RAHİP: SUALİ
On birincisi olmayan onu ver
Ab-ı hayât doldurmağa huni ver
Mücahid sin, şerefi ver şanı
Cevap alemini ger de bileyim
BAYEZİD-İ BESTAMİ CEVABI:
On birincisi olmayan on derim
İzni ilâhiyle cevabı verim
Şuayb, çobanlığı olan gün derim (a.s)
Musâ Nebi seyreyledin duydun mu? (a.s)
BAŞ RAHİP: SUALİ
On ikincisi olmayan on bire
Anlatsana vakıf olayım bre
ELLÂH için kin tuttuğun Gayzere
Cevap pençesini vur da bileyim
BAYEZİD-İ BESTAMİ CEVABI:
Yusûf peygamberin kardeşleridir (a.s)
Bünyamin beraber hepsi on birdir
Babası Yakup Peygamber pirdir (a.s)
Ağlamaktan a’mâ oldu duydun mu?
BAŞ RAHİP: SUALİ
On üçüncüsü olmayan on iki
Merak ettim söyle aceba neki
Hayretâmiz bir feraset sendeki
Cevabı beyan et dur da bileyim
BAYEZİD-İ BESTAMİ CEVABI:
Bir yılda Ay, on üç değil, on iki
Ellâh her bir şeyde seviyor teki
Takdirlere şayan merak sendeki
Üç yüz elli dört gün dedim duydun mu?
BAŞ RAHİP: SUALİ
Havadan ne yaratıldı ne dersin?
Bilmiyorum sahi nere gidersin
Sorulan soruyu beyan edersin
Cevabını bana söyle bakayım
BAYEZİD-İ BESTAMİ CEVABI:
İsâ Nebi yaratıldı havadan (a.s)
Anası Meryem de geldi duadan
Köyleri NASARA adlı ovadan
Ölmesi kast edilmişti duydun mu?
BAŞ RAHİP: SUALİ
Havada ne muhafaza olundu?
Neler nerelerde nasıl bulundu?
Saçlar başlar niçin nasıl yolundu?
Cümlesini beyan eyle bakayım
BAYEZİD-İ BESTAMİ CEVABI:
Havadan yaratılan İsâ Nebi (a.s)
Hem Havada muhafaza edildi
Yerine, benzetilen gammaz geldi
Çarmıha gerdiler onu duydun mu?
BAŞ RAHİP: SUALİ
Helâk edilmiştir kim Hava ile
Canına tak etti çektiği çile
Söz dinletemedi Eyyûb’ e bile
Helâk edileni söyle bakayım
BAYEZİD-İ BESTAMİ CEVABI:
Acı da tatlıda ağız da dildi
AD kavmi havayla helâk edildi
Rahmet içün Hûd Nebi gönderildi
İsyankârlar helak oldu duydun mu?
BAŞ RAHİP: SUALİ
Pekiyi ağaçtan ne yaratıldı?
Nerede ne için ne nasıl oldu
Herkes ne etti ise onu buldu
Sen bana cevabı söyle bakayım
BAYEZİD-İ BESTAMİ CEVABI:
Dayanmak çün aldı eline Asâ
Ağaçtan ayırıp almıştı Musâ (a.s)
Hem ne uzun idi hemde ne kısa
Mutedil boydaydı Asa duydun mu?
BAŞ RAHİP: SUALİ
Bilirmisin ağaçta kim korundu?
Korunana aceba kim torundu?
Niğde ye geçen ol pazar Borundu
Şimdi korunanı söyle bakayım
BAYEZİD-İ BESTAMİ CEVABI:
İkinci Ebâmız vardı içinde
Korunduğu gemideki dümende
Bu gemi ağaçtan mamuldür hemde
NÛH Aleyhisselâm derim duydun mu?
BAŞ RAHİP: SUALİ
Zalim kral Yahya nebiyi dildi
İblisi yaptığı oyuna geldi
Ve ağaç ile kim helâk edildi?
Sırrı bana beyan eyle bakalım
BAYEZİD-İ BESTAMİ CEVABI:
Kara topraktan ağaca geçildi
Katletmek çün ZEKERİYYA seçildi (a.s)
Akan kanı Yâhûdi ce içildi
Testereyle Maymun biçti duydun mu?
BAŞ RAHİP: SUALİ
‘Pes doğrusu, pekiyide şimdi de
Ataştan kim yaratıldı, söylede ?
Cevabınla bizi tenvir eyle de
Soruya ne diyeceksin bakalım
BAYEZİD-İ BESTAMİ CEVABI:
İblis lâin ataştan yaratıldı
Meleklerin meclisine katıldı
Secde etmedi Cennetten atıldı
ÂDEM’ in düşmanı şeytan duydun mu? (a.s)
BAŞ RAHİP: SUALİ
Cennettedir seni doğuran anan
Pekiyi ataştan kimdir korunan?
Her verdiğin cevap doğrudur inan
Cevabı ne diyeceksin bakalım
BAYEZİD-İ BESTAMİ CEVABI:
Göklere yükseldi alevi nârın
Ataşa atmak çün yanına varın
Nâr diye atıldı içine nurun
İbrahîm Peygamber dedim duydun mu? (a.s)
BAŞ RAHİP: SUALİ
Doğru dersin şimdi bana de hele
Ataş ile helâk olan hergele
Kim diyorum cevabın sen söyle
Neyin neye döndüğüne bakalım
BAYEZİD-İ BESTAMİ CEVABI:
Kim kendine ne etti ise buldu
Bülbülü ağlatan dikenli güldü
Domuzdur o ataş yakınca öldü
Ebû Cehil helâk oldu duydun mu?
BAŞ RAHİP: SUALİ
Şimdi söyle taştan ne yaratıldı?
Kul eliyle aka kara katıldı
Katanların idraki kapatıldı
Bizde öğrenelim söyle bakalım
BAYEZİD-İ BESTAMİ CEVABI:
Su bir gün sizinse bir günde onun
Hakkına tecavüz etmeyin bunun
Taş delili mucize olduğunun
Sâlih Peygamber’in DEVE; duydun mu?
BAŞ RAHİP: SUALİ
Kimler nasıl korundu taş içinde?
Öğrenmek isterim olsa da Çin de
Kılavuz var turnaların göçünde
Korunanı beyan eyle bakalım
BAYEZİD-İ BESTAMİ CEVABI:
Zulümden selamet için yüründü
Küfre karşı bir mağara göründü
Kıtmir bile girmek için süründü
Eshab-ı KEHF taş içinde duydun mu?
BAŞ RAHİP: SUALİ
Taşın helâk ettikleri kimlerdir?
Cahiliyet ölümden de beterdir
Hazırcılar var olanı tüketir
Birde buna cevap eyle bakalım
BAYEZİD-İ BESTAMİ CEVABI:
Ebrehe Ordusu, Ebabillerin
Attıkları taşla helâki, bilin
Sûra üflemesi ol İsrafilin (a.s)
Vakti geldi dediğimi duydun mu?
BAŞ RAHİP: SUALİ
Bir ağaç düşün ki on işi dalı
Bu on iki dalda Otuz yaprağı
İhyâ eder bulunduğu toprağı
O otuz yaprakta beş çiçek handır
Çiçeğin ikisi güne bakandır
Üçünün de sevdikleri zindandır
Birde bunda tenvir eyle bakalım
BAYEZİD-İ BESTAMİ CEVABI:
Ağaç devranda bir yılın misali
On iki ayı da on iki dalı
Ay da otuz günü otuz yaprağı
Beş vakit namazdır rahmetler akar
İkindiyle öğle güneşe bakar
Akşam Yatsı Sabah geceye takar
Üç gece de İki gün de duydun mu?
BAŞ RAHİP: SUALİ
‘Doğru dersin’ diye itiraf eder:
Alimlerinizden, söyle bana der
Cennette akıyor vardır dört Nehir
Biri Bal Biri Süt biri sudandır
Dördüncüsü ise şerbettendir der
Aynı kaynaktan beslenen dört nehir
Nasıl farklı akabilirler ki der
Esrarı var ise söyle bakalım
BAYEZİD-İ BESTAMİ CEVABI:
Akil olan kafasına bir bakar
Kafasından dört küçük nehir akar
Kulak yağı acı yüreği yakar
Göz yaşı tuzludur tuz gibi kokar
Burundan ki iğrenç tiksinip bakar
Ağız suyu leziz cana can katar
Bunları ifade ettim duydun mu?
BAŞ RAHİP: SUALİ
Birde şu var sizin alimleriniz
Cennet ehli yer içer de şüphesiz
Derler; abdest bozmaz idrarda yapmaz
Bunlara cevabı ver de bakalım
BAYEZİD-İ BESTAMİ CEVABI:
Ana rahmindeki Ceninin hâli
Bu sorunun açık seçik misali
Yer içer abdest bozmadığı beli
İdrarı da yapmaz dedim duydun mu?
BAŞ RAHİP: SUALİ
Pekiyi de söylermisin sen bana
HACC’ a giden TAVAF edeni sana
Canı ruhu olmayan şey ne? ona
Bunlara ne diyeceksin bakalım;
BAYEZİD-İ BESTAMİ CEVABI:
NÛH Aleyhis Selâmın GEMİ’ si
Bil ki Âdem gibi bizzat kendisi
Tufanda Kâ’ be-yi Tavaf edişi
Hakikat-i Haktır dedim duydun mu?
Bu kez Beyazid-i Bestami (k.s) Rahibe döndü:
“SİZ BANA ONLARCA SORU SORDUNUZ, BEN HEPSİNE ELLÂH CELLE CELÂLİHU’NUN İZNİYLE CEVAP VERMEĞE ÇALIŞTIM. BENİM SİZE TEK BİR SORUM OLACAK CEVAP VERİRMİSİNİZ!” dedi.
Baş Rahip mahcup bir şekilde:
“SORUN LÜTFEN” dedi.
Beyazid-i Bestami (k.s):
“SÖYLEYİN BAKALIM CENNETİN KAPISININ ÜZERİNDE NE YAZILIDIR VE ELLÂH CELLE CELÂLİHUNA ULAŞTIRAN YOL HANGİSİDİR?”
Baş Rahip sustu, başını öne eğdi, dili kitlendi.
Cemaat sabırsızlanarak bağırmağa başladı:
“O KADAR SORU SORDUNUZ HEPSİNİ CEVAPLADI. SİZ ONUN SORDUĞU BİR SORUYA CEVAP VEREMEYECEKMİSİ NİZ?
Baş Rahip derin bir ah çekti cemaate döndü:
“EY CEMAAT; BEN BU SORUNUN CEVABINI GAYET İYİ BİLİYORUM. LÂKİN SÖYLERSEM BENİ ÖLDÜRMENİZDEN KORKUYORUM.
Bunun üzerine kalabalık:
“SÖYLE; SANA ZARAR VERMEYECEĞİZ” diye söz verdi ler.
Baş Rahip gözyaşlarını da tutamayarak:
“CENNETİN KAPISINDA, ‘LÂ İLÂHE İLLELLÂH MUHAM MEDUR RASULELLÂH’ YAZMAKTADIR. ELLÂHA GİDEN TEK YOL İSE MUHAMMED MUSTAFA (Sallellâhu Teâlâ Aleyhi Ve Sellem)’NIN YOLUDUR” dedi.
Bu sözün ardından Baş Rahip üzerindeki elbiseleri ve ZÜNNÜ U çıkarıp attı. KELİME İ ŞEHADET getirdi Müslüm an oldu ve o gün o Manastırda o meydanda oraya gelmiş herkes Müslüman oldular. İçlerindeki Zünnarı koparttılar ve İSLÂM’ la şereflendiler.
Beyazid-i Bestami (k.s) Kendisine bunu lütfeden RABB ‘ine Hamd etti şükretti ve oradan ayrıldı.
Kayıt Tarihi : 11.09.2026 22:22:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!