1967 Yılında Giresun/Çamoluk Usluca Köyünde Doğdu. İlkokulu Köyünde, Orta Okulu ve Liseyi Alucra’da Okudu, İş Hayatı Nedeniyle İstanbul’a Taşındı, Özel Şirketlerde Muhasebe Alanında Yöneticilik Yaptı. Şiir Okumaya ve Yazmaya Küçük Yaşlarından İtibaren İlgi Duydu, Erzurum/Narmanlı Aşık Sümmani, Erzurumlu Emrah, Karslı Aşık Şenlik, Bardızlı Aşık Nihani’nin Hayatlarını Okudu Bunlardan Çok Etkilendi, Dini Tasavvufa Çok Düşkün Olduğu için Allah Dostlarınından Büyük Alimlerin (Timurtaş Hocaefendinin, Evliyaullahtan Mahmud Efendi Hazretlerinin, Eyliyaullahtan Erbakan Hocanın, Mahmud Efendi Hazretlerinin Halifesi Yusuf Hocanın) Sohbetlerinden Çok Etkilendi, Gönül Sofrasını Hakkın Dergahına Sermek Marifet Cilasıyla Süslemek İçin Sohbetlerine Devam Etti. İş Hayatının Meşguliyeti ile Bir Süre Ara verdiği Şiirlerine Yıllar Sonra Tekrar Yazmaya Başladı. Şiirlerinde Genellikle Tasavvufi Bir Dil Kullanmaya Özen Göstererek Okuyucularını Sevgi, Hürmet, Muhabbet, Allah ve Peygamber Sevgisi Etrafında Birleştirme Amacına Yöneltmek İştemiş, 2015 Yılında Emekli Olarak Aktif İş Hayatından Çekilmiş, Dini Yazılar Makaleler Yazmaya Gayret Göstermiştir. Okuyucularını Geçici Dünya Hayatı Yerine Ebedi Hayat Olan Ahiret Hayatı İçin Çalışmalarına Yol Göstermek İçin Yazılarını Yazmaya Devam Etmektedir.
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!