Artemis'e Mektup Şiiri - Poyraz Can

Poyraz Can
35

ŞİİR


17

TAKİPÇİ

Artemis'e Mektup


Merhaba Artemis,
bugün sana yüreğimden akan son cümlenin
dilsiz kıyametinden yazıyorum.

Boğazımda düğümlenen hakikatin
kanlı gömleğini çıkarıyorum üzerimden.

Kör zihniyetlerin kisvesi altındaki
çürümüş yargıların hepsini
denizin dibine gömüyorum.

Ve sen, Artemis;
efsunlu yangınların küllerinden doğan kadın,
sen ki güneşin kızı,
sen ki Ay tanrıçası.

Parmak uçlarından dizelerine dökülen kan
ustaca biçilmiş kefenimin
iki dikişi arasına sızdı.
Her ilmekte adın vardı.
Her ilmekte biraz daha öldüm.
Nefesinle göğe yükseliyorum sanırken,
meğer kalbinden asılıyordum.

Artemis;
ben bir yıldız değilim,
vurulmuş bir kalbin soğumuş yeriyim.
Tutamam sevdayı eteklerinden.
Salıncaklar kuramam gönlüne.

Ben bir Zümrüdü Anka da değilim,
doğamam küllerimden,
yeniden bir dünya kuramam.
Kerbela’da susuz kalırım.
Gözyaşlarımla nergisler büyütürüm.
Kuyularda Yusuf olurum,
gömleğinin kokusuna hasret kalırım.

Kan diye kızılcık şerbeti içerim, içerim de
yine de bu hikaye hiç yazılmayacak, bilirim.

Ay’ı omzuma alsam da gece eksik,
okların değse bile, kalbimde nefesin eksik.
Sen göğün avcısı,
ben yeryüzünün kanayan yarası;
aynı göğe bakarız ama başka yıldızlara inanırız.

Artemis;
efsunlu yangınların küllerinden doğan kadın.

Bir kehanet gibi düşer adın dilime,
ama hiçbir tanrı duymaz yakarışımı.
Ne Olimpos kabul eder beni,
ne de yeryüzü unutur acımı.

Ben unutulmuş bir efsanenin
geri dönmeyecek kahramanıyım;
sen ise hiç başlamamış bir masalın
en güzel yalanı.
Ve biz…
aynı hikâyede bile karşılaşamayan
iki ayrı kaderin yankısıyız.

Sen ki güneşin kızı,
sen ki Ay tanrıçası, yine de
gökyüzüme en çok sen yakıştın.

Artemis aslında,
hitabım sitem değil, bir âh-ı sükûttur.
Biz ki ekeceğimiz çiçeklerin tohumlarını
toprağını bilmediğimiz kuraklarda yetiştirdik.
Cansuyunu birbirimizden esirgedik.
O yüzden filizlenmedi hiçbir umut.

Ben, avuçlarımda taşıdığım baharı
senin kışına sürgün ettim.
Sen koynunda beslediğin ayazı
kanayan yanımda büyüttün.

Şimdi;
gecenin boynuna asılı yıldızları sayarken,
hangi divane gönlün bahçesine otağımızı kuralım?
Kimleri sürgün edelim, cennet kokulu topraklardan?
Hangi yalnızlığa kurşun sıkalım?
Okyanusun en derin yerinde kaybolmuş bir çakıl taşısın;
nasıl bulayım seni karanlıklarda?

Hatırla!
Bir zamanlar gülüşlerimiz bile
kirli sokak lambalarının altında sevişirdi.
Ellerimiz semada buluşarak,
günahsız bir ateşin altında titrerdi,
ve biz kaybolmuş şehirlerin içinde
kendi evrenimizi kurardık.

Elveda, Artemis.
Elveda, efsunlu yangınların küllerinden doğan kadın.

..Poyrazcan..

Poyraz Can
Kayıt Tarihi : 18.3.2026 23:18:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!