Anlaşılmamanın verdiği huzursuzluğu ve değersizliği az şey verir. Bir şeyleri birilerine bir ümitle anlatırsınız. Bir sürü benzetme yaparsınız, örnekler verirsiniz. Beni anla diye çırpınırsınız. Belki de tek cümleyle açıklanabilecek bir durumu cümlelerle aktarmaya çalışırsınız. Ama karşıdaki anlamaz. Çünkü anlamaya niyeti yoktur. Anlamak istememektedir. Bazen bazı insanlarla duygusal hassasiyetiniz aynı olmayabilir. Böyle durumlarda ne kadar hassas olduğunuzu anlatmak yerine o yerden sakince uzaklaşmak en iyisidir. Dünyanın en zor ama gerçekleştiğinde en huzur veren şeyi şudur ki değerinizi kimsenin belirlemesine izin vermemeniz. Bunu içselleştirdiğinizde siz sizi anlasanız yeterli oluyor. Kimseden bir onay, anlaşılma beklentisi içerisinde olmuyorsunuz. Fakat böyle bir şey çok da mümkün değil. Bunu gerçekleştirmek müthiş bir bağımsızlık ve özveri ister. İnsan sosyal bir varlıktır. En kimseye ihtiyacım yok dediği, her alanda doyum yaşayıp refaha erdiği zaman bile iki insanın birbirine gülümsemesine şahit olur ve içten içe buna özenir. O yüzden bu derece bir bağımsızlığın lüzmu yok. Hepimiz sevmeyi, sevilmeyi arzularız. Önemli olan bunu nerede, kimde, nasıl bulduğumuz ve nasıl koruduğumuz. Bize ayrılmayan masalarda yer işgal etmeyelim. Yoksa bizim de yerimiz işgal edilir ve ayakta kalabiliriz.
Yaşamayı öğrendim hayatta, ayakta kalmayı.
İnsanları öğrendim, yüzlerinde maske.
Savaşmayı öğrendim, yenmeyi dövüşmeden.
Gözpınarlarım yaşla dolsa da bunları saklamayı öğrendim




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta