Süzülürüm rüzgârla, çorak - kurak bir çölde,
Yâr dediğim bir kalbin, özleminde sırrım var.
Savrulurum seherde, tek başına bu yolda,
Zorlukların içinde, daim akan terim var.
Bir yanımda hatıra, bir yanımda gözyaşı,
Barındırmaz mı seni, serin bir gölge ey kul?
Dönersin diye beklerim imdâdı semâdan,
Usandım kendi kendimden, zamana küskün gül,
Ne nur kalır hâlden, ne yıldız olur asumân!
Hudut yok: Sanki bir zindan örülmüş arşa dek;
Böyle mi olmalı, sana bakışım?
Söyleyin mazimi bilen aynalar.
Nerde siyah saçım, o kalem kaşım?
Her gün birazını, alan aynalar.
Yılların ardından, soldu şu yüzüm,
Her gece rüyada, konuşmak kolay,
Gerçekte gönlüne, aktım da geldim.
Hayâlimde açan bir pembe olay,
Zihnime tuzakmış, baktım da geldim.
Serapa kandırdı nefsim yemine,
Ben şair değilim!...zayıftır lisanım,
Kalemim kırıktır, kafaya takarım.
Akarken pınarım ben de bir insanım,
Aşka sustum sanma, gönlümü yakarım.
Uçan her cümlede, kırıktır her nefes,
Rüyalarım sensizdir, buğu buğu gözlerim.
Hayalimde beliren resmini arıyorum.
Sevdasız diyarlarda varlığını özlerim.
Herkes kendini arar, ben seni arıyorum,
Bulutlar saçlarında, gökyüzü senin gözün,
Hakikatler yalan, sözler sahteydi
Beyanı, beyhude tükettik bugün.
Vicdanlar hep susmuş, özler sahteydi,
Burhanı, beyhude tükettik bugün.
Ar damarımızı çoktan çatlatıp,
Bende hiç dinmeyen, bir sevinç vardı,
Semada parlayan, yıldızlar gibi.
Yüreğim durmadan, seni anardı,
Varlığın yemyeşil, bir bahar gibi.
Kâh bir meltem gibi aştı çölleri,
Çırpınıp duruyorsun, bir girdabın içinde,
Çile dolu bir asrın, esrarını bulsan da...
Sonucu bilinmeyen, bir hesabın içinde,
Çaresi yoktur derdin, dermanını bilsen de...
Günahlar ruhu sardı, zehirli bir ağ gibi,
Kendini büyük görüp, sakın kibirli olma!
Vefâyı terk ederek, hiç bir cânı incitme!
Bir garibi ağlatıp, kinle, nefretle dolma!
Sözde edepli olup, bir nalânı incitme!
Rızkından şüphe edip, sakın eğme başını




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!