Anayasso Şiiri - Şemsi Belli

Şemsi Belli
14

ŞİİR


2

TAKİPÇİ

Anayasso

Gul, gurban olduğum Hökümet Baba!
Baa bir alfabe veremez miydin?

Gara dağlar gar altında galanda
Ben gülmezem
Dil bilmezem
Şavata'dan Hakkari'ye yol bilmezem
Gurban olam, çaresi ne, hooy babooov?

Bebek yanir, bebek hasda, bebek ataş içinde
Ben fakiro,
Ben hakiro
Dohdor ilaç, çarşı bazar tam - takiro
Gurban olam bu ne işdir hooy babooov!

Çoçiğ ağliir, çoçiğ öliir, geçit vermiy Zap suyu
Parasizo,
Çaresizo
Ben halsizo, ben dilsizo, şeher uzah, yolsizo
Bu ne haldır, bu ne iştir hooy babooov!

Gara dağda, gar altında ufağ ufağ mezerler
Yeddi ceset hetim hetim Zap Suyunda yüzerler
Hökümata arz eylesem azarlar
Ben ketimo
Ben hetimo
Ben ne biçim vatandaşım hooy babooov?

Şavata'tan Angara'ya ses getmiir
Biz getmeğe guvvatımız hiç yetmiir
Malımız yoh
Yolumuz yoh
Angara'ya ses verecek dilimiz yoh
Ganadımız, golumuz yoh
Bu ne biçim memlekettir hooy babooov?

Yerin, yurdun adresesin bilmirem
Angara'da: Anayasso!
Ellerinden öpiy Hasso
Yap bize de iltimaso
Bu işin mümkini yoh mi hooy baboov?

Şemsi Belli
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Kadir Yıldız 5
    Kadir Yıldız 5

    harika.. doğunun titrek yüreklerini hissettiriyorsunuz bu şiirde.. lehçeli deyişleriniz de gayet başarılıydı.. tebrikler yüreğinize sağlık..

  • Meneviş Köylü
    Meneviş Köylü

    Öyle bir hava estiriyorsunuz ki Ulvi bey, sanki Türkler islamiyeti kabulle varoldular.

    Türklüğümüz müslümanlığımızdan eskidir. Dilimiz de öyle.
    10.yy islamiyetin kabuluyle dilimize dolanan arapçayı bile kendimizce ekleyip ulayarak osmanlıca yapan da biziz. Biz, sizin sandığınız gibi asdece bin yıllık Selçuklu ve Osmanlı tarihine değil binlerce yıllık tarihe sahip Türkleriz ulvi beg.

    Mehmet bey size güzel cevap vermiş. Bu hızla belki gider islamiyetten önce TÜRK EDEBİYATI araştırırsınız.
    Araştırmayı geniş tutun lütfen. Hem sözlü, hem de yazılı var.

  • Mehmet Binboğa
    Mehmet Binboğa

    Sayın Ulvi Bey,

    Bu millet hiçbir zaman sizin sözünü ettiğiniz üç dilin ucubesi Osmanlıcayı kullanmamıştır.

    Halkın dilini, 'Türk-i basit' diye aşağılayan anaları gavur yöneticiler,halkla aynı dili konuşmanın mağrurluklarına halel getireceğini düşündüklerinden; bu mezkur zorlama bir dili, en azından yazışmalarda, kullanmaya mecbur hissettiler kendilerini.

    Oysa halk çağıl çağıl Türkçe çağlıyordu:Yunuslar,Karac'oğlanlar,Dadaloğulları (ki büyük büyük dedemdir,soyundan gelirim.) Köroğlular anamızın ak süt gibi tertemiz Türkiye Türkçesini kullandılar.

    İslam'ın dili Arapça olduğu için mütedeyyin müminlerin,takva ehlinin Arapçaya gönül vermesi anlaşılabilir bir durum; lakin yüz yıllarca Arap kültüründen bî-haber yaşayan,bugün bile folkloründe hâlâ Şamanist öğeler taşıyan milyonlarca Anadolu insanının Osmanlıcayı sular seller gibi konuştuğunu iddia etmek sizin gibi okumuş bir alime yakışmıyor.

    Saygılar efendim.

  • Hasan Huseyın Oz
    Hasan Huseyın Oz

    Ajitasyon ...

  • uzağım
    uzağım

    amanin loooooooooooo!..:)))))))

    bizim Cafer abi de böyle konuşurdu valla..şiire dökseydi keşke sözlerini dedim kendimce...yok yok dökmeseydi,vazgeçtim..çünkü o her cümlenin başında küfrederdi...küfrün ise yoktur şiirde ve anayasada yeri.anayasa dediğn 'anam' gibi olmalı bence...doğurgan ve de bütün çocuklarını sevgiyle kucaklayan...'baba'yı aratmayan...gerçi,şimdiki 'babalar','O-BABOMOOOOOO!..' olmaktan dolayı dört köşe!..köşeleri tutup kaçırmıyorlar millet-halk için söz edenleri!..yakaladıkları içerde!..

    hay allah!.::en iyisi,yakalanmadan kaçayım ben..hadi bana eyvallah:))))şiirden falan anlamam zaten...ama yazmış işte şiirini Belli...diyecek bir şey yok..

    herkese saygılarımla...

  • Halil Şakir Taşçıoğlu
    Halil Şakir Taşçıoğlu

    gönderilen öğretmenleri,doktorları öldürürler,
    inşaat makinalarını yakarlarsa,çocuk ağlar da, ölür de,zap suyu da hiç bir su da geçit vermez kardeşim...
    önce devlete ve onun birimlerine saygılı olacaksın...o da
    sana sevgi ve şefkatli olacak...şiir olarak tamam da...
    sevgiler...HŞT

  • son_mevsim
    son_mevsim

    oraya buraya çekmemeli.....okudum merakla.....

  • Can Yiğit 1
    Can Yiğit 1

    Şive şiirde bir olanaktır.Şair bu şiirde bunu başarıyla kullanmış.

    Şiir yalnızca zevk mi verir?Bir amacı işlevi olamaz mı?
    Niye şiir toplumsal yaralara dokunmasın.Şiir hem zevk verirken,hem de niye faydalı olmasın.
    Sanatı bu kadar hayattan koparmak niye?

    İletişim olanaklarının bu kadar yaygın olmadığı zamanlarda sanatın gücünden faydalanarak Güneydoğunun çığlığını,fakirliğini,ezilmişliğini,yok sayılmasını anlatmaya ,duyurmaya çalışmış şair.Ve zamanında ses getirmiş anladığım kadarıyla şiir.Yani Sanat-Hayat birleşmiş..

    Bu tür yergi şiirlerde biçimden önce içerik,zevkten önce işlev gelmesi normal sanırım.Bu tür şiirler güzelliği de o bakımdan düşünürsek buradan geliyor.
    .
    Şair bu tür şiirin başarılı,güzel bir örneğini vermiş.Bu şiirin en kötü tarafı söylediklerinin hala güncel olması..Hala anayasso,anayasso.

  • ulviziya
    ulviziya

    Bu ülkede ; insanlar , çok uzun zamandan beri Arapça,Farsça , Türkçe karışımı olan bir dil kullanmışlardır...Osmanlıca...Bu durum değiştirilemez duruma gelmiştir...Bu hal içerisinde bu ülke birçok yerin idarecisi , yöneteni olmuştur...Zarar vermemiştir ...Bilakis kâr getirmiştir...
    İyice koyu kelimeleri kullanmıyarak , konuşulan sözcüklere rağbet ederek arınabiliriz...
    Öz türkçe diye UYDURUK kelime kullanmaya çalışanlar YANILDI...Bunu öğretmenler daha iyi bilir...

    Şâirin bu şiiri de GÜLÜNÇ , insanı güldürmekten öteye götürmüyor...Zamanında meşhurdu , şimdi içi boş gibi...

    Kürt sosunda Türk'çe deyimi , katletme deyimi yanlış...

    Burada asıl Türkçeyi katledenler : masa başı zomları,onlar men edilmeli bu yazışlarından...

  • Nadir Şener Hatunoğlu
    Nadir Şener Hatunoğlu

    Saygı ile.. Bu sitedeki şair dostlarımdan özür dileyerek, yıllanmış kişiliğimden esinleneceğim. Daha önceleri değinmiştim; ünlü edebiyat ve kültür adamımız Yusuf ZİYA ORTAÇ, Akbaba adlı mizah dergisinin kurucusu ve yayıncısı. 1960'larda aboneydim. Kimi şair, karikatürist, mizahçı bu dergide besledi beni. Bunlardan biri de Şemsi BELLİ.
    Bu şiirde isimler, hitaplar yerel ağızla söylenmiş. Aynı söyleme, ünlü akordeonlu mizahçı Celâl ŞAHİN üstadımızda rastlıyoruz. Bu söylem biçemi, bir kesim yurttaşımızı, kardeşlimizi küçük düşürmek için değildir. Türk dünyasında böyle karikatürize söylemler vardır. Şiir, dönemin iktidarına iletidir. Ben de 1950'li yıllarda, eksi kırk derecede Tuzla çayının ötesine geçmek için, yarı çıplak suya girerdim. Köprü yoktu. Uyduruk uzatmalı tahta köprüde de niceleri canını yitirdiydi.
    İmdi... Bu ve benzeri söylemler, ister istemez ideolojik çağrışımlara yolaçıyor. Özellikle kolay çözüm sanılan batağa, kişi bilmeden dalıyor. Bu yolda heba olan nice aydınımız, gencimiz oldu. Şimdi yeni bir anayasa yapılıyor. Elbette ki anayasa, sadece yazılı bir metinden ibaret değildir. İşin kolayına kaçanlar, -kendi meşrebine göre- şöyle der:
    'Haritayı ser masaya. Al eline makası; kıtır kıtır kes: Şurası Pekeke'ye, burası bilmem kime... İşte oldu-bitti.
    Antoloji.com/da kayıtlı 'Kırıntılar-Dümbelek' başlıklı taşlama şiirimle, Şemsi BELLİ ustaya eşlik etmek istiyorum:

    ' Siyaset sahnesinde her role cevaz vardır;
    ' Bugün soytarı isen yarın asil olursun(!)
    ' Dümbelekten zurnaya binbir çeşit saz vardır;
    ' Ustan çalsın sen oyna sanma rezil olursun(!)
    *Nadir ŞENER HATUNOĞLU: matematikçi-bilim uzmanı*

TÜM YORUMLAR (26)