Hangi mevsimdeyiz,unuttum.
Nedense,sanki aylardan zemheri.
Akşam,akşam yine başladı poyraz
Daldaki yaprak üşüyor.
Kuşlar çaresiz kuytuluklarda.
İçim ise,
Bir enkaz yığını,
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Dile gel Anadolu.
Yetmez mi bu acılar?
Bu kan,
Bu yokluk,
Bu yoksulluk...
Çocuklar çöplükten nasipleniyor.
Analar çaresiz,
Analar ki,dil bilmez,yol bilmez..
Tebrikler güzel bir şiir harika bir anlatım içerik muhteşem ve gerçekleri yansıtmaktadır evet öyle Anadolu (Anatolya)Anadolu olalı hep sorunlar hep problemler ve çok iç ve dış savaşlar görmüş,padişah zülumleri ,devlet baskısı halkı yıldırmış çoğu halklar bu topraklarda kaçmak göç etmek zorunda kalmış ,toprağını,köyünü terk etmiş örneğin:Süryaniler,Keldaniler,Ermeniler,Yezidiler ,Kiptiler hani onlar ,nerdeler? Dicle ile Fırat arasındaki alanda halklar üzerinde halen devam eden baskılar yakılan binlerce köy (Kürtlere yapılan zülum) ve yasaklar isimleri zoraki değiştirilen köy adları ,insan isimleri,yasklı yaylalar vearaziler,dağlar,dereler ve devlet tarafında yüzlerce alanlara serpilen mayınlar her an ölüm kusuyor her an ya bir çocuk ,ya bir çoban yada bir yolcu ölmekte yada hayat böyü sakat kalmakta patlayan mayinler yüzünden...Yetmemiş gibi birde yasaklı ana dil (Kürtçe)yasaklı yöre kıyafetleri yasaklı ulusal renkler vs Yavuz Sultan Selim'den günümüze Tayyip Erdoğan uzanan bu zülum,baskı,katliyam ve yasaklar antidemokrat tutumlar ve böylesi yaşam dünyanın neresinde görünmüş?devleti idare ednen şahsiyetler yüküne yük parasına para katarken zengini zengin yoksul halkları ise açlıkla terbiye etmeye çalışmaktadır. Yaşam dibe vurmuş ,sefalet almış başını gidyor savaşta nemalanan yönetim ve yandaşları ülkeyi kaosa soktu .Barışı istemiyen bir anlayışı tercih edenler bunun dışında ne yapıyorlar, başka ne yapmakta?....Anadolu Anadolu olalı başı hiç selâmete kavuştumu ?Hayır ...Şiir güzel beğeniyle okudum
Yüreğinize sağlık
Saygılarla
Mehmet Çobanoğlu
kıtalar birbirlerinden uzak gibi dursalar da anlam bütünlüğü olan, güzel bir şiir.
tebrikler.
Bu şiir ile ilgili 2 tane yorum bulunmakta