Aynaya bakamıyorum artık.
Yüzüm, daralmış suretin boşluğunda.
Çehrem çatlıyor aynasında sırrın.
Zaman, düğmelerini yutan bir gömlek;
çıkaramıyorum üzerimden,
asılı kalmış rüyanın çeperinde,
kokusunu unutmuş bir çiçek gibi.
Geriye dalıyor suretim.
Ey Allah’ım, bu yanak, bu gövde,
hangi zamanda bıraktı kendini?
Sessizliğin karnında çürüyor kelimeler,
zihnimdeki cümleler yarım.
Ayna birer yarık açıyor: mimesis.
Gözlerim dalıp gidiyor
zamanın cidarında çatlak bir ışıktan.
Ilık kumlar sızıyor geriye,
kum saatinin aksi yüzünden.
Dağılıyor geçmişin kulak zarında.
Ölü annenin yankılı sesi:
— “Erken gel…?”
Camdan bir kuş konuyor omuzlarıma.
Kanatlarında bir takvimi törpülüyor.
Bir bavul açılıyor içimde zamansız;
isimsiz mektuplar çoğalıyor.
Harfsiz... dilsiz... gözyaşsız...
Meçhul biri yürüyor ve yürüyor…
Ağaçsız, kül benizli ormanlarda,
bir çığlığın kulak verdiği suskunluk,
unutuşun renginde saklanıyor yüzüm.
Her adımda biraz daha eksiliyor
bana benzeyen şeyler.
Kayıt Tarihi : 7.1.2026 13:19:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Zihnin zamanla çatışması




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!