Altı Kasım Şiiri - Ali Koç Elegeçmez

Ali Koç Elegeçmez
886

ŞİİR


10

TAKİPÇİ

Altı Kasım

Zafer ilkokulu’na başladığım 1958 yılında,
Drama’nın ÇATAK Köyü’nde doğmuş , Bal-
kan Savaşı’nda annesinin kucağında yetim
kalmış ve 12 yaşlarında ,mübadele ile Keşan-
’ın Altıntaş Köyü'ne yerleştirilmiş olan Mısır-
lıoğlu Mehmet oğlu İsa Elegeçmez,bazı gece-
ler, Eski Mektep Sokak’taki , 8 numaralı ,kır-
mızı kiremitli, tek katlı-bahçeli evimizde , a-
ramızda fazla yaş farkı olmayan biz çocukla-
rını peçka başında toplar ; bizlere ibret veri-
ci masallar , öyküler anlatır , düşündürücü
bilmeceler sorardı..”Yusuf’un Kavalı” , “ YÜZ
KAZLAR” ,“Kırk katırı dokuz kazığa eşit ola-
rak bağlamak” gibi örnekler, beyin müzem-
de o günlerden kalan hikaye ve bilmeceler-
dir.
Okul yüzü görmemiş olan babamın, bu öy-
kü ve bilmeceleri nereden ve nasıl öğrendi-
ğini bilmezdim..İşte bu öykülerden biri de
sonraki yıllarda Ömer Seyfettin’e ait olduğu-
nu öğrendiğim “YÜZ AKI” öyküsüdür…
Geçenlerde Küçükdoğan'ca Köyü'nden Seyit
Ahmet arkadaş ile emekli öğretmenlerden
Ahmet Çimen ve Kadir Altay’dan edindiğim
bilgiye göre, bazı köylerde , “6 kasım “günü;
davar sahiplerinin,kendi davarlarını ya da
köy davarlarını ve sığırlarını gütmek için ço-
ban ve sığırtmaçlarla BİR YILLIK antlaşma
yaptıkları gündü ve bu güne ÇOBAN KASIMI
denmekteydi..Bunu öğrenince, ister istemez
babamdan dinlediğim Ömer Seyfettin’in
“ YÜZ AKI” öyküsü geldi aklıma .ve bu günü
neden ÇOBANLAR VE SIĞIRTMAÇLAR
GÜNÜ olarak kutlamayalım diye düşündüm….
0kul yüzü görmemiş olan babam Mısırlıoğlu
İsa’nın bu öykü ve bilmeceleri nereden, kim
den ve nasıl öğrendiği konusu ise, benim için
halâ yanıtını aradığım bir bilmecedir..Öykü-
müz şöyledir:
Köyün ağası kendi davarlarını gütmek için
çoban Yusuf’la bir yıllık antlaşma yapar.Yüz
koyunu sağ-sâlim geri getirmesi karşılığında
sürünün eti, sütü ve yavruları Çoban Yusuf’
un, yüz koyun ise ağanın olacaktır..Bir yıllık
zaman su gibi akıp geçer..Ertesi yılın 6 ka-
sım’ı gelir..Evinin avlusunda dört gözle ço-
ban Yusuf’u bekleyen Ramadan Ağa’nın yü-
zü birden güler..Çoban Yusuf , omuzunda
bir koyun postu ile yürüye yürüye eve doğru gelmektedir..
-Selamüm aleyküm ağam!
-Aleyküm selam Yusuf! Hoş gelmişen!
-Hoş bulmuşam ağam!
-Koyunlar nerde Yusuf?
-Hiç sorma ağam!
Bu cevap üzerine kaşları çatılan, yüzü buru-
şan Ramadan Ağa:“Devam et Yusuf” der...
-Ağam diye devam eder Yusuf...Sürüyü alıp
gittikten sonra ,bir gün hava bulutlandı.Şim-
şek çaktı ,gök çatladı, bizim koyunların 72’ si-
nin ödü patladı…Önden gitti baş toklu,arka-
sından beş toklu..0nunu verdim kasaba, on’-
unu katma hesaba..Kurt kaptı birisini, al ağam
getirdim son koyunun derisini1 deyip, sırtın-
daki son koyun postunu ağaya uzatınca, göz-
leri faltaşı gib açılan Ramadan Ağa, kuyu üs-
tünde duran yoğurt dolu kazanı kaptığı gibi
Çoban Yusuf’ın başından aşağı boca eder…
Bembeyaz bir yüzle, arkasına bakmadan köy
merasına doğru koşarak kaçmakta olan Yu-
suf’u görenler, Yusuf’a seslenirler…
-Hayırdır Yusuuf! Bu ne hal böyle?
“Sormayın!” der Yusuf, arkasına bakmadan
kaçarken. “Hesabını doğru verenin yüzü böy-
le ak olur..”
Düşünmez misiniz ? Ne az düşünüyorsunuz?
diyen yüce Yaradan’ın emrine uyarak düşü-
nüyor ve diyorum ki; bazı iktidarlar ,bu öykü-
de olduğu gibi “hesabımızı işte böyle yüz a-
kıyla veririz “ diye düşündükleri için mi, şehit-
lerimizin kanıyla canıyla ,bütün vatandaşla-
rın el emeği, alın teri, göz nuru ve verdiği,
vergilerle elde edilmiş devlet malını çar-çur
ederek,"Devlet malı deniz yemeyen domuz
düşüncesiyle hareket etmekteler acaba?
……………………..*…………………..

Ali Koç Elegeçmez
Kayıt Tarihi : 5.11.2020 10:38:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


Yaşanmışı sonsuza dek yaşatmak için

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!