Allı Sevda . Dosya Şiiri - Mehmed Sarı

Mehmed Sarı
617

ŞİİR


8

TAKİPÇİ

Allı Sevda . Dosya

Baskı :

kapak:

denesus yayıncılık
karadut1955@hotmail.com
+61 423 844 555

Gönül verdik biz
ol allı sevdaya
kanatarak yüreğimizi
damla damla…

3


YETERSİZLİK

Ben yalnızca bir geçici nesneyim
doğanın yaratıp ortaya saldığı
yaşasın diye bir süreliğine
başka başka şeyler gibi bir nesne,
Sesim soluğum yetmez
ve elim ayağım gitmez
tüm günlerimi koysam üst üste
ulaşmaya varlığımın üç arşın ötesine...

Derin bir uzaklıktır eni sonu
beyninizin kapısından hiç içeri girmeyen,
Kanayarak gelinmesi yaşam konukluğuna
ve gidilmesi kanaya kanaya
hiç bir güç tarafından engellenemeyen...

Bir tür görünümümdür herkes benim
ve ben herkesin bir tür kopyesiyim
Tüm olanaklarımız çaresizlik
Bütün verilerimiz yetersizlik
Kavranıp görülmesi
bin yıllık yol kadar ırak
derinde akan devinim üzeri olup bitenin,
Ömür bir anlık nefes bile değil aslında
sonsuzluğunda zaman ve maddenin...

19/9/2016
Melbourne

4

SELAM OLSUN
GELECEĞİ GÖRENE

Selam olsun geleceği görene
Yanlışı, çirkini yere serene
Güzel günler için aşka gelene
Bahçemiz güllere doymadı bizim

Kara kuşlar yedi ekinimizi
Talim terbiyeyle kırdılar bizi
Güzel için yaktık gözlerimizi
Çirkine gözümüz kaymadı bizim

İnat ettik bir kez biz bu kavgada
Savrulduk dört yana karda boranda
Karanlık zulmüyle kanadık darda
Beynimiz ışıktan caymadı bizim

29/3/2013
Melbourne


5

TÜRKÜ YAZAN
DİLLER GİBİ

Umut gülsün yarınlara
Geçit verme karanlığa
Ör kalbini dostluklarla
Kışta açan güller gibi

Geleceğe aç kolların
Kardeşliğe yansın bağrın
İnsanlığın sar yarasın
Derman sunan eller gibi

Ruhun barış ile yansın
Gönlünde sevgi kaynasın
Yarınlara adın kalsın
Türkü yakan diller gibi

Haziran 2007
Melbourne

6


GÜL AYDINLIĞI

Bir gonca gül ürpertisi
sabahın alacasında
Acıların ve sızlanışların
batışlarını çağrıştırır
geçmiş gecelerden,
Kor bir yangıdır sevdası geleceğin
kanayan avuçlarda sızlarcasına
ve ateşi düşer yüreğin tenine
süzülüp gelir derin düşlerden...

Bir tomurcuk gül uyanışı
yarının başlangıç noktasında
daha kurşun sığınağıyken zaman,
Geceyle gün arası
bir kavgadır bizi yarınlara taşıyan,
Gül açımı güzelliğinde gözlerin ışıldar
karasında sevgisiz gecelerin,
Gün vurmasa da henüz ufuklara
gülümser bir kızıl gül aydınlığı
Işıl ışıl, karanlıklar ortasından...

10/6/2007
Melbourne

7


KANTONLU LEE

Tepende ateş kasırgaları
Yalımla buharlaşır alnında ter
Yüksek fırınların karşısında
ve beton yığını yapılarda
dişleyerek ekmek çıplak kolları...

Ağır yorgunluğu altında biten günün
loş ve serin bir odacıkta
çok eski ve otantik bir Çin melodisi
alıp götürür uzaklara duyguları,
Ve ilaç gibi gelir yorgun kaslara
Kontonlu Lee’nin parmak uçları...

3 Ocak ’11
Melbourne

8

ANCAK SEVGİYLE

Ayazsız, buzsuz
yar kucağı gibi sıcak
ve kusursuz
gül ve başak kokulu sabahlarda
açılması dingin gözlerin,
Kelebekler uçuşan bahçelerde
günaydınlı gülücüklerle
kutsal yaşam kavgasına yeniden,
Gönüllerde yarın sıkıntısızlığı
ve sevişmesi kuşların
çılgın şafak şenliklerinde
alıp götürürken küflü karanlıklar
kanlı egemenliklerini
yaşamın üzerinden...

Demem o ki,
Dupduru bir sevdayla
dopdolu güzellikler getirir
yaşamın baharını,
Ateşli umut kıvılcımlarıyla gözlerdeki
kulaç atar maviliklere özgürlük
ve ancak sevgiyle tutup öpebiliriz biz
gelecek günlerin yanaklarını !

22/12/2013
Melbourne

9

BEN ONUN GEÇMİŞİYİM
O BENİM GELECEĞİM

Başı göklerde
kızıl kanatlı
bir toros kartalı
benim yiğidim.

Yakalayıp kavganın
kan köpüren ateşten nabzın
söyler sevdasınca destanını,
Gözleri tan kızıltısıdır
yüreği fırlamış tufan bombası,
Vurur emek düşmanlarını ta can evinden
yırtar perdesini kölece korkaklıkların,
Elleri ellerimdir onun, yüreği yüreğim..

Çırpınır serinde bir meltemli deniz
Mekanı yuvası kavga meydanı
Gönlü yarınlara çağlar
yarınlara yanar gözleri,
Ben kanayan geçmişiyim onun
alaca karanlığında kutsal kavgamızın
o benim ışıklı geleceğim...

9/10/2011
Melbourne

10

UNUTULMAYAN
ARKADAŞLIKLAR
-Zeliha'ya

Sen Binboğanın kar suyuydun
baharları çağlayıp akan,
Kavga yumruğuydun işçilerin
Adana sokaklarında
düşman başında patlayan !

Altın yere düşse de pas tutmaz
Kurutulamaz ebediyyen
özgürlük için açan güller
Emeğin ve yüreğindi her şeyin
Emeğin ve yüreğindi yerin yurdun,
Gözlerin engin bir deniz
ellerin ekmekti yoksulun sofrasına,
Sen gönülleri gül suyuyla yurdun...

6/3/2016
Melbourne

11


YENİ BİR YAŞAM İÇİN
-ahuya

Gün ışıyıp gelende
baharlı sabahlarında sevdamızın
yara yara karanlıkları,
Yürüsün gönüllerde özgürlük aşkı
gelincik kızlar gibi salını salını…

Yanmasın çaresizliklerle kıvranan
yaralı bir ceylan gibi yüreğin,
Dağılsın yurdun üstünden
kara kabusları islam ilkelliğinin
yepyeni bir umuda açılsın ellerin,
Ve gözlerin ışık olsun
sinesinde karanlık gecelerin...

Yürüsün yarınlara kavgamızın
çağıl çağıl
allı sevdalı sokakları,
Gün geleceğe gebedir çoktan
kuşanalım yeni bir yaşam için
yeni baştan silahları...!

12/2/2015
Melbourne

12

SINIF KAVGASI

Silahımdan çıkan kurşun
Gebersin düşman der gider
Ebesidir var oluşun
Kavgamız yaman der gider

Gelin canlar bizim ile
Vurguncuyu verek sele
İşçi köylü hep el ele
Bizimdir zaman der gider

Öldürüp barış kuşunu
Gaspettiler bunu-şunu
Yeyince itler kurşunu
Duramaz aman der gider

Ekim 1978
Elbistan



13

BİR YIL SONRA
-Sumatra tsunamisinin
kurbanlarının anısına

Uzatmışım gövdemi sırtüstü
sıcak ve terli kumların üstüne,
Atmışım yaşamın ağır yükünü
bir anlığına omuzlarımdan..
Dalgalar dövüyor kumsalları
başı- sonu bilinmeyen bir hengamede,
Dökülüyor dalgalar
kırılıp köpürerek ayaklarımdan...

Yıldızlar
fitili yanan lambalar gibi
sönük ve uzak duruyorlar gökte,
Ötelerde gemilerin ölgün ışıkları,
Yaşam uzaklaşıp gidiyor dünyadan...
Ve yüzüyor sularda
insanları
hayvanları
derme- çatma barakalarıyla
çeyrek milyonluk koca bir ceset
talan edilmiş emeklerden arta kalan...

14

Akbabalar dönüyorlar havada,
Washingtonlu
Avrupalı
Tokyolu,
Akbabalar seyir halinde sürekli
kanlı gagalarıyla
kanlı karanlık sularda...

Gece sessiz ve derin
Yok dallarda en ufak bir kıpırtı,
Yalnızca duyduğumuz
koç boynozlu dalgaların uğultusu.
Alıp başını gitmiş toprak
alıp başını dağlar, ormanlar...
Gecenin nabzı yalnızca su...

Dayamışım tabanlarımı suya
Hint okyanusunun kuytu bir kıyısında,
Kollarımda Siamlı bir mor karanfilli,
Saklıyor gözlerini denizden,
Bakamıyor kabarıp gelen dalgalara,
Suları sürekli bulanık görüyor,
Gömemiyor ayaklarını kumlara...

15

Belli ki
yüreğinde
acılar kabarıyordur sürekli,
Yasını tutuyordur belli
bir yıl önceki
zalim afetin
telef ettiği
onbinlerce kardeşinin...

Kolları uzanmıyor maviye,
Sular süzülmuyor saçlarından,
Elleri kelepçeli boynumda
Kararıyor badem gözleri
baktıkça dalgalardan...

Yapraklar oynamıyor
Etrafta in- cin yok,
Okyanusun homurtusudur
canavar iniltisi gibi derinden duyulan.
Kollarımda
Siamlı bir mor karanfili,
Sular köpürüp dökülüyor ayaklarımdan...

26/12/2005
Bangkok

16


YAR, ESİR HALKLAR
YIKILMIŞ KASABALAR
VE BİR KIZIL NAR
ÜZERİNE İÇLİ DUYGULAR

Ne zaman çökse
dipsiz , derin ve uçsuz bucaksız
buram buram bir sevdayla
yüreğinin ateşi yüreğime,
Buruk ve hüzün yüklü
destanlar doluşuyor dilime !

Ne zaman haykırsam
özgürlük taleplerini tutsak halkların,
Yıkıyor zulmün tankları, uçakları
yüreğimin derinliklerinde
köylerini, şehirlerini
kürt çocuklarının...

Ne zaman sevdalansam
özgürlük türkülerine civan çocukların,
Karanlığın dibinde kanayan güller gibi
işkenceye çekiliyor
emek kahramanları yarınki dünyanın...

Ne zaman düşse
yüreğime yüreğinin ateşi
ilhaklı yurtlar kanıyor bağrımdan
ve yok olup bitiyor düşlerim
ırksal soykırım barbarlığından !

17

Göçürülüyor kanlı dipçikler altında
bir koca halk tarihin sayfaslarından
yalnayak kadınlar susuz çöllerde
ve babasız çocukların
aç bakışlarında kanıyor zaman..!

Ne zaman delirse
hayalin gözbebeklerimde
ve çıldırtsa hasretin yüreğimi
meltemli dünyalar büyüyor
engin denizlerde,
Bürüyor ufuklarımı sevdalı sabahlar
gülistanda bahar gibi yürüyorum yolları.
Ve govende duruyor zerdüştün kızları
karlı dağların yangınlı eteklerinde
yağız yiğit sevgilileriyle
atıp kollarından kalaşnikofları...

Ne zaman dağlasa yokluğun bağrımı
ve kollarımda ürperse
gonca gül tomurcukların,
Bir kızıl nar çatlatıp kabuğunu
saçıyor yeniden tohumlarını anadoluya,
Başlıyorlar el ele tutuşmaya tüm emekçiler,
Bütün mazlumlar govende duruyor
kucaklaşıp öpüşüyoruz bütün halklarla...

5/6/2016
Melbourne

18

AND OLSUN

Yenmek
direnerek
ölmektir bir yerde,
Ve eğilmemek
acizleşerek
düşmanın önünde !
İnanın, artık biz
hiç öyle çaresiz
acı durumlara düşmeyeceğiz..!
Ellerimizi ellerimizden
yüreğimizi yüreğimizden
koparttırıp iğrenç islam törelerine
mafia mahkumları gibi ilenerek
kendi mezarımızı
kendimiz deşmeyeceğiz..!

2/10/2016
Melbourne


19

BİZİM ÖYKÜMÜZ

Dünyanın bu acıklı hali
Bu vurgun
bu savaş
bu haydutluk ………
Bizim öykümüz bu kanayan yara,
Bizim öykümüz
kara yüzlü tanrılar saltanatında
bu yüz karası manzara..!

Halkımızın,
Ve ezilen ulusların
ve sömürülen sınıfların öyküsü,
Tarih boyu çekilen çilelerimizdir
Zulmün elinden çektiklerimiz
ve destanımızdır acı yüklü ..!

Kargalar işgalindedir
yerimiz yurdumuz
Emeğimiz, aşkımız, çocuklarımız
ne varsa güzellikten yana
ne varsa geleceğin yolunu aydınlatan,
Kargalar işgalinde gülistanımız,
Bu bizim öykümüz,
dert yüklü romanımız…

8/3/2018
Melbourne

20

OKU Kİ

Kitap okumayan kör- topal kişi
Göremez etrafı ters gider işi
Ne hayali vardır, ne berrak düşü
Ayıramaz kötü ile iyiyi

Motorsuz araçtır işe yaramaz
Çalışsa çırpınsa sona varamaz
Kendinden geriye iz bırakamaz
Düşünemez asla hiç ileriyi

Bozuk patikadır yorar yolcuyu
Akışsız gölektir içilmez suyu
Ne yanlışı anlar ne de doğruyu
Karıştırır ölü ile diriyi

Oku ki hislerin aşka açılsın
İçindeki cevher sevgiyle yansın
Güzelleşsin kalbin, yüzün parlasın
Söküp at gözünden kara perdeyi

Cahillik, bağnazlık ateşte yansın
Bütün günlerini güzellik sarsın
Doğru fikirlerle zihnin donansın
Öğrensin yüreğin insan sevmeyi

1 /3 /2018
Melbourne

21


DOST MERHABA

Dost merhaba
Dünya vatanımız
diyoruz demesine ya,
Onu soyup sömürenlerce
üzerinde saltanat sürenlerce
inim inim inletiliyor dünya…!

Dost merhaba
Doğanın çocuklarıyız
diyoruz demesine ya,
Doğayı durmadan yağmalayan
bir avuç çapulcu tarafından
soğan gibi soyuluyor doğa…

Dost merhaba
Emek, adalet, eşitlik
insan hakları felan diyoruz ya,
Şimdi tüm bu erdem ve değerler
çöl çekirgelerince kemiriliyorlar
güpegündüz, ulu orta, hovardaca…

25/2/2018
Melbourne

22

DOĞA SEVGİSİ

Uzandım
verandanın altında
gün yanığı eski bir koltuğa,
Yağmurun melodisinde yaşıyorum
yürekte damıttığım romantik duyguları…
Gül kokusu gibi geliyor burnuma
yar kokusu gibi geliyor gizli buluşmalardan
toprağın, otların ve tüm doğanın
yağmur aşkıyla tüten kokuları…

Yağmurun melodisiyle kucaklıyorum
taşı - toprağı, suları – ağaçları,
Kabarıyor doğa ananın göğsü yağmur altında
genç kız göğsü gibi en görkemli çağında,
Buruk bir gönül rüzgar titretse de yüreğimi
beni delikanlı hülyalara götürecek
melankolik aşk uçurumlarına sürükleyecek
yeni kavak yelleri esmiyor başımda…

23

Karşımda
uçsuz bucaksız
her şeye ana
herkese yar
toprak, deniz ve dağlar var…
Tutkuularım depreşmiyor durmadan
yürek kamçılamıyor alev yeleli aşk atını
yol olumuyor macerama okyanuslar, kıtalar…

Ne güzel şey yaşamak
sararak tenine
sindirerek içine
güneşi, havayı, sevgiyi
ve serilerek yağmurun altına çırılçıplak
akıtmak içine coşkun bir sevgi seli…
Doğa sevgisidir, gülüm - dalım
doğa sevgisidir, peteğim - balım
doğa sevgisidir, sevgilerin en güzeli…

24/3/2018
Melbourne

24


YÜREĞİMİN ÇİÇEKLERİ ŞİİRLERİM

Onlar benim
elim – belim ayağımdır,
Onlar benim
dilim – dişim dudağımdır,
Onlar benim
özüm – sözüm dimağımdır…

Onlar aşkın hançeriyle damla damla
yüreğimden akıttığım kanlarımdır,
Acılarım, umutlarım, mutluluklarım
ve alaca ufkunda gelecek sabahların
yolumu karanlıktan kurtaranlarımdır..!

Onlar en çekilmez çilenin işkencesinde
en derin umutsuzlukların cenderesinde
acımadan yerde can çekişime
toplayarak dermanımı dişime
elimden tutanımdır…
Onlar aşkım, emelim, geleceğim
gönül esintilerim, stresim, kederim
yolunda ölünecek ütopyalarım
bağım, bostanım, vatanımdır…

25

Onlar benim
emeğim – ekmeğim
toprağım – suyumdur,
Onlar benim
güllerim – dikenlerim
anam- babam, çocuğumdur…

Onlar benim gelecek dünyamın
en kara gecede en renkli rüyamın
aldırmadan yaşamın bağrındaki
inim inim inleyen kan göleklerine
yaşama aşkla selam duruşlarıdır…
Dal gibi kızlarımın
yağız delikanlılarımın
ve alınteriyle damıttığım
sevdalı kavga duygularımın
yaşam aşkıyla dalga vuruşlarıdır…

Onlar benim
gözümün güheri
yüreğimin hüneri
aşkımın meyvesi bebeğimdir…
Onlar benim
göz yaşımla pakladığım
çiçek çiçek topladığım
bal yüklü peteğimdir….

24/3/2018
Melbourne

26


ÖFKEMİZ
KINDA PASLANIYOR

Düşman saltanat kurdu
yirmibirinci yüzyıl yaşamının bağrına
çıkıp bindörtyüz yıllık mezarlarından,
Beyni örümcek ağı, dilinde zehr-i dua
timsah yaşları akıtarak kirli suratından...

Aklında yalanla örülü ölüm pusuları
saklayarak kanı, kini, çapulu
örerek yaşama cehennem tuzaklarını
hançerledi ilk adımda yarını yüreğinden,
Kirletti bütün güzel şeyleri
kararttı beyinleri
vurarak yaşamı yaratanları
can alıcı yerinden...

Düşman saltanat kurdu
adalet takıyesiyle toplumun bağrına,
Başladı vurgun, rüşvet, yağma
elde kapkara doksan dokuzluk
dilde "allah, bismillah" nakaratıyla...

27

Tepelendi hergün hak-hukuk
Peşkeşlendi kamu malı yok pahasına
Takunyalı milyarderler
türediler
her adımda keneler gibi,
Yağmalandı doğa, kurudu sular
çöle benzetildi yeşil alanlar
Hapsedildi Arabistan cehennemine
cennet Anadolunun geleceği...

Düşman ipotek koydu yaşamımıza
çöplüğümüzde burunları
ayakları toprağımızda,
Kanlı elleriyle sıkarak gırtlağını
daha doğmamış bebeklerimizin
sürüklemekteler neyimiz varsa
yabancı kampanyaların kasalarına...

Düşman tırpanlıyor fidanlarımızı
Öfke kınında paslanıyor
bir sağır sessizlik sarmış ufuklarımızı,
Gözlerimiz kapalı gün ışığına
kulaklarımız uykularımızı kaçıran çığlıklara,
Her gün on yerinden kanıyor bedenimiz
hergün durmaksızın ufalıyor ekmek
çoğalıyor ölüm, büyüyor işsizlik,
büyüyor açlık, büyüyor mezarlık
ve hergün biraz daha zalim iniyor
zulmün kırbacı çıplak sırtımıza...

28


Düşman saltanat kurdu
Ankaranın ortasına,
Yurdun dağlarını, ovalarını
bağını, bahçesini, fabrikalarını
okullarını, yurtlarını, pazarlarını
gangster birlikleriyle kuşatarak,
Elleri kanlı yaratıklar
dolaşıyorlar aramızda
yaşamın bütün saatlerinde sırıtarak...

Teokratik ve budunsal salyalarıyla
akşam sabah hırlaşıyorlar
televizyon ekranlarında dişleri kanlı sırtlanlar
yerli halklara ve komşulara karşı,
Dağlarda kan akıtıyorlar
sahte yurtseverlik zırıltılarıyla,
Evlerde, okullarda, parklarda, yollarda
ve sokakların karanlık noktalarında kan,
On on, yüz yüz kesiyorlar fidanlarımızı
Vebadan kaçarcasına kaçıyorlar
barıştan, kardeşlikten, huzurdan
kara cahil peygamberleri
ve devşirme dinleri gibi
durmadan dayatıyorlar savaşı...

29


Kürt şehir ve köylerinde
ve sanat evlerinde
üniversitelerden başlayıp
beşikteki bebeklere kadar
ve başkentin orta yerinde
barış ve kardeşlik diye haykıranlar
yani kendilerinden olmayanlar teröristtir
bu ortaçağ madrabazlarına göre
ve katledilmeleri vaciptir
ve ondan ötürü kesiyorlar
barış için kalkan kollarımızı,
Ve ol sebepledir ki itleri ve mit'leriyle
ilkel kasap birlikleri ışid'leriyle
orta yerde katlediyorlar
kızlarımızı, oğullarımızı...

Düşman kılıç üşürmekte bağrımıza
kınına sğımıyor artık öfkemiz,
Nakşoldu gözbebeklerimize ölülerimiz
Her biri can paresiydi
her biri cihan parçası
her biri gönlü gülistan insanları yurdun,
Her biri
severek verir gözlerini
getirmek için ülkeye ışıklı günleri,
Her birinin yüreği
çağlayanıdır en berrak suyun...

30

Şimdi silkinip
derin aymazlıklardan
gelme vaktidir kendimize !
Düşenlerimiz yol göstermeli bize !
Genç-ihtiyar
bacı-kardeş
işçi- emekçi- aydın
hepsi de yürekte yara gibi
taşınacaklar gelecek günlere,
Hepsi de birer meşale olacaklar
yarınlar için
her noktası bombalansa da kalbimizin
islamcı faşizmin saltanatınca,
Öfkemiz kınına sığmaz oldu çoktan,
Öfkemiz dağıtacak
kara bulutları göklerimizden
öfkemiz patlayacak zulmün sarayında
Sanılmaya hep böyle döner devran..!

12/10/2015
Melbourne

31


ÖLÜM YEŞERMEKTE

Özlemle beklenirdi yazlar eskiden
kavuşulması gereken
büyüleyici bir cennetten
farksızdı yoksullara,
Yazın olmazdı açlık, kir bulunmazdı bedende
ne evsizlik, elbisesizlik ve yatak, yorgan sorunu,
Ağaçlar meyve doluydu
sular serin ve berrak ılık ılık okşardı hava,
Hiç bir varlık aç ve açıkta kalmazdı
doğanın her köşesi sıcacık bir yataktı canlılara...

Şimdi kaçılıyor yazdan soluk soluğa
illetli hastalar gibi sürünerek
soğutucuların karşısında,
Bayılıp düşüyor ayak altına
ölüyorlar sessiz sedasız insancıklar
aldırışsız kalabalıklar arasında,
Dağlara ateşler düşüyor durmadan
Zehirle yüklü hava
gökyüzü kapkara duman,
Yanıyor bahçelerde ağaçlar
toprak iskelete döndü çoktan,
Kirletti anamızı sermaye çeteleri
artık ölüm yeşermekte topraktan...

12/3/2015
Melbourne

32

GECEYE ÖLÜM YAĞIYOR

Geceye ölüm yağıyor gökten
kan sızıyor kitaplara,
Mercidabık ovasında
sahte halife Ataman oğlu Yavuz
kuşanarak en zalim düşünceleri kafasına
kan dökmektedir imparatorluk uğruna !

Geceye ölüm yağıyor gökten
kan sızıyor kitaplara,
Yavuz kopyası
bir hayal perest harem ağası
tam 500 yıl sonra
kuşatmış Kürt topraklarını
şer ve kanla kavuşmak için
kanlı padişah kavuğuna..!

33

Geceye ölüm yağıyor gökten
kan sızıyor kitaplara,
Kanlı kurşun yarası
Afrin’in dört bir yakası,
Yollar kesilmiş harami başlarınca
Bulandırmakta kara kurtlar suları
ve her köşe başı sokakların
kara örümcek pusuları…

Geceye ölüm yağıyor gökten
kan sızıyor kitaplara,
Inletiyor
yeri-göğü haydut bombaları,
Terkediyor
mezarlıkları baykuşlar,
Her yan toz duman
Sağır ediyor kulakları
din ve millet zırıltıları,
Geceye ölüm yağıyor gökten
Kararıyor kanda gün ışınları…

27/1/2018
Melbourne

34


KÜRT YAŞAMI

Ağıttır Kürt yaşamı
feryattır uzun, derin...
Onu kalbiyle duyanlar bilir
Sevdadır bin yıllardır bitmeyen
Kanaya kanaya gelir içinden
sabahı karartılmış günlerin...

12/10/2016
Melbourne


35

GÜVERCİNİ VURDULAR

Tren garında
güvercin yuvası
ve kan !
Sokaklara kan dökülmüş
saçılmış sokaklara canlar,
Kaplamış göklerimizi kara kuzgunlar,
Söndürülmüş sabahın ışıkları,
Gece zindan
gündüz zindan
zindan güzelliklere sokaklar...

13/10/2015
Melbourne


36

GELECEK DÜŞÜ

Sevgiyle başlamakta günümüz
Umut doluyor yüreklerimize
Kahırlı yüzlere dönüştü dünümüz
Muştularla gelecek yarınlar bize

Banka domuzları tarihte kalacak
Nesli tükenecek leş kargalarının
Sabahımızdan silinip yok olacak
Karanlık yüzleri borsa çakallarının

Ak ve pak anaların sütü kadar
Yeni bir yaşamla ışıyacak alnımız
Çıkıp karanlıktan gürbüz çocuklar
Aydınlanacak tümden ufuklarımız

9/7/2013
Melbourne

37


GECENİN
KANLI SALTANATI

Gün kararır
çöker üzerimize kara kuvvet,
Gelip oturur gözlerimize
sıra sıra kanlı meydanlar..!
Acılar doluşur yüreğimize
zindanlarda işkence timleri
ışık avındadırlar sürekli
sokak başlarında
ilkel zebanileri
kanlı kasaplar çetesinin
ve saltanat sahibi hırsızlar..!

16/10/'15
Melbourne

38

SEVGİ AĞLATISI

İnsanlık
çözemeyecek ahbap
böyle bir yaşam tarzıyla
bu denli kördüğüm edilmiş bağı.
Didinip çırpınman etmiyor para
Sevgi boğuluyor
ip ucunda
darda
ve küçücük bir çıkarda
para taşırıyor bardağı.

Bağrına basıyorsun
çelme geliyor ardından,
Kirleniveriyor asfalt
çamur akıyor yoldan,
Her şey ortalık unsur oldu
her şey parayla pazardan !

39

İnsanlık bu sorunu
böyle çözemeyecek ahbap,
İş versen mali denge
ekonomi politika
ve bir de
denklemde toplumsal etik.
Sonra para ve pazar
sonra iş ve sevgi
resmen fahişelik...

İnsanlık çözemeyecek ahbap
toplumun bu kangren yarasını,
Değiştirmedikçe mutlak surette
yaşamın temel mekanizmasını.

Yok artık ortalarda
köşe bucak arasan da,
dağ bayır koşsan da,
ülke ülke dolaşsan da,
El eyleyecek
gel eyleyecek
mektup telleyecek birileri.
Koca sakallı dedemin dediği oldu
Sermaye pazara çıkardı
insanı ve sevgileri...

Şubat 2004

40


ÖFKE VE HÜZÜN
DAĞLAYIŞLARI

İki başlı bir yürek kanaması bu
Öfke ve hüzün dövüyor duygularımı
ömrün en hassas yerinde,
Tank atışlarıyla
ve gangster kurşunlarıyla
paramparçadır kürt bedenim
paramparçadır
özgürlük sevdalısı yüreğim
ve durmadan kana bulanmış
bebek resimleri çoğalıyor
acılı gözlerimin kanayan bebeğinde...

İki başlı bir yürek kanaması bu
Bir yanda yakılmış topraklar politikası
ve öte yanda
Hitler artığı çakalların
kan içerek hovardalanması !
Karartıyorlar günü
ırkçı ve vahşi
dinci ve hayvani
kanlı yaratıklar
insan suratlı vampirler kaplamış
yaşamın bütün alanlarını…

41

Göçüyor gönülden bir bir
yaşamaya dair
ne varsa zulmün karanlığında,
İnsan olmaktan utanıyorsun
sessizce bekleşen
insan görünümlü leş kargaları arasında...

İki başlı bir yürek kanaması bu
Nazi birlikleri geçiyorlar yeniden
şehirlerin, köylerin sokaklarından
Kundak bebekleri kalıyor gerilerde
cenazeleri kaldırılamamış,
Adım başı yüreğe kurşun sıkan
Hamile kadın cesetleri
kanlarıyla sokakları boyamış !

İki başlı bir yürek kanaması bu
Bir yanda
Kürt yaşamının
yok edilme saldırısı
kendi yoksul yurdunda
öte yanda Türk-İslam caniliğinin
kabadayılanışı
tek kale oynanan oyunda ..!

1 Ocak 2016
Melbourne

42


BÜYÜK TEHLİKE

Yüreğimin başında
paslı hançer gibi saplı bir sancı
Kulaklarımda takunya takırtıları
kanlı kılıç şakırtıları
ve bütün güzellikler
bin beşyüz yıllık
vahşet ordularının kıskacında,
Yaşam küflenip çürümektedir
güneşsiz, aysız, yıldızsız
bir gökyüzü altında...

Ağır ağır, adım adım gelmekte yıllardır
bin yılların sürgünü, salgını,talanı
kılıç sallayarak yaşamın çıplak sırtına,
kanlı bir zebani gibi çiğneyerek
gelecek günlerin bağrını
oturup sabaha açılan yolların kapısında...

Zulümle yoğrulur toprak
kırılır has bahçemin gülleri,
Gece sabaha ermez
gün ışımaz bir türlü
gözlerde kara perde
sarar kara örümcekler körpe beyinleri...

43


Dinsel sapkınlık pazarlarında
mah yüzlü güzelliklerin kanayışı
Sadakalı işsizlik sokak başları,
Ve sızlanır ulu orta
hapsolunarak karanlıklara
anaların prangalı çıplak feryatları ...

Ve bu
mezarlıktan ibaret dünyada
sırıtarak kanlı kara suratlarıyla
ilkel tanrı temsilcisi
apışarası egemenleri
yalandan cennet vadederler
beyni ve yüreği
iğdiş edilen kurbanlara...
Anlayabiliyor muyuz
işte en büyük tehlike
kılıcı, kanı ve karanlığıyla
dayandı kapımıza..!

20/10/2016
Melbourne

44

SORAMADIK
SORULACAK !

-Onlar sabah yıldızıydılar
vuruldular gün doğmadan
yayıldı dörtbir yana kıvılcımları-

Henüz soramadık hesabınızı
Saplanmış
kanıyor durmadan
paslı düşman hançerleri
orta yerinde bağrımızın,
Paramparçadır yollarınızda ayaklarımız
ve işkence altında inletiliyor
yarınları çocuklarımızın..!

Henüz soramadık hesabınızı
Fakat bin parçaya bölünse de bedenimiz
ve binlerce yerinden
sürekli kanasa yaşamın rahmi
solmayacak asla sevdanız,
Kuru bir inanç değildir bu dava
Boş bir intikam duygusu hiç değil
sefil güdülerle koşturulan ardısıra,
Karınca azmidir geriye bırakılan
gün gelecek sorulacak hesabınız..!

30/10/2016
Melbourne

45

KOMUNİST KIZLAR

Hançersiniz
alçaklığın bağrında saplı
Karanlıkta parlayan yıldırım yalımı
taaa insanın insanı sömürüsünden
bu günlere uzanan
ne tür tuzak varsa yollarında kurulan
özgürlüğün
adaletin
emeğin,
Ne tür karanlık varsa
gölge düşürmüş üstüne
el değmemiş bütün güzelliklerin,
Ve sermayenin zulmü
ve ilahların pisliği
ve vahşi egemenliği cehaletin
tutuşup yanar öfkenizin ateşinde,
Yangınlı yüreğinizle
kucaklar gelecek günleri elleriniz,
Ne denli söylesem
yetmez anlatmaya sözlerim sizi
Tek kelimeyle
karanlıkları kalbura çeviren
yıldızlar gibisiniz...

26/10/2016
Melbourne

46

YARATAN

Kadın , yaratan....
Kadın, üreten.....
Kadın, yaşatan....
Kadın, güneşten önce doğan
önce uyanan
kuşlardan, arılardan...
Sabahın seheridir kadın
Güzelliklerin
rengarenk çiçeklenmesi,
Yaşamın kaynağıdır kadın
yaşamın kendisi...
Kesin ulan
afyonlu kokuşmuş sesinizi
kesin illetli nefesinizi,
Çekin hayvanlık ötesi
beyni örümcekli
suratı kirli iğrenç yaratıklar
kadınların gül teninden
kirli ellerinizi..!

11/11/2016
Melbourne

47


ALLI SEVDA

14 yaşımda tutuldum sana
Ayın ondördü gibi aydınlatırdın
tomurcuk gözlerime
arap harfleriyle çöreklendirilen
ebedi geceleri,
Bir kızıl yıldızdın göklerinde
uykusuz ırgat çadırlarının,
Ve delişmen yüreğimde
tomurcuklanan ahu gözlü bir kızdın
hesabını tutan
varın yoğun, acının, ıstırabın...

14 yaşımda vuruldum sana
Şimdi yaşım 64
Saçlarım ak
ve yüreğim kanayarak
yürümekteyim yolunda
allı sevdaların,
Bir külhani derviş olup
ve zerre kadar dahi
sapmadan kızıl gülistanından
kıran kırana kavgasında
aydınlıkla karanlığın...

48


14 yaşımda tutuldum sana
Harman yerlerinde
kavuran sıcaklarında ağustosun
buz pınarlı yaylalar taşırdın
yanan tenine çalışanların,
Hasta çocuklara ilactın
bereket, yoksul sofralarında
ve bağrı yanık anaların kucağında
afacan balaları yarınların...

14 yaşımda vuruldum sana
Gül kokulu sokaklar açılırdı
gönül kapılarımıza sabahları,
Sıralanır güneşli pencereler
fabrika yollarında
proleter yürüyüşlerin,
Karanfilli gösteriler sarardı caddeleri
buğday başaklarınca ırgalanan
ve al, yeşil giyili güzellikler,
Bayram yerine dönerdi
her sabah, her akşam
derslikler, işlikler, evler...

14 yaşımda tutuldum sana
14 yaşımda keskin bir bıçak gibi
biledin öfkemi düşmana karşı,


49

Üretip tüketemeyen yığınlarla
üretmeden tüketen asalakların
aralarındaki hiç bitmeyen kavgada,
Karanlıkla aydınlığın
adaletle despotluğun
orantısız güç gösterilerinde
kanadı düşlerimiz,
Ekmeğimiz kan olup aktı meydanlarda
Gözyaşına döndü alnımızın teri
ve döğüşe döğüşe
bugünlere ulaştı gülüşlerimiz...

14 yaşımda vuruldum sana
kızıl kirpikli, al karanfilli güzel,
Bugün yaşım 64
ve daha tutunamamışsam ellerinden
ve kapkara bir zindana
sürükleniyorsa ayaklarımız
dinsel ilkelliğin
salyalı kayganlığıyla
kararmıyor içimiz, umutsuz değiliz asla,
Biz görmesek bile
çiçekli bahçelerini ol allı sevdanın
inancımız tamdır buna
çelikten bir bilek gibi sağlamdır,
Torunlarımız görecekler mutlaka..!

19/11/2016
Melbourne

50


TARİHSEL MATERYALİZM

1

....Ve işte böyle başladı
ayrılık dünyamız ağır ağır
milyonlarca yıl sonra
öteki yaşamlardan,
Elimiz sopa tuttu
dikeldi başımız güneşe doğru
ve koşturdu ayaklarımız
avlamak için
ayrıldığımız yaşamın varlıklarını
gece-gündüz durmadan...

Toplandık ateşin başında
toplandık
bizi yaratan anaların koynunda
sevmeyi öğrendik sinede zonklayan
üremeyi, üretmeyi, düşünmeyi
ve hükmetmek için
bizden olmayanların yaşamlarına
ve yürüyebilmek için yarınlara
tek bir vücut gibi direnmeyi...

51

2

........ve işte böyle oldu
Kanadı gül bahçeleri,
Geçirdi vahşi kurtlar dişlerini
güzelliklerin gırtlağından,
külrengine döndü mavi gök
kirlendi berrak sular
vuruldu özgürlük alnından..!

Bozuldu dirlik düzen
anaların sımsıcak kucağında,
Ve sonra servet, mülkiyet, para
Elleri sopalı
zebaniler türediler
her topluluğun başında
servet sahipleri adına…

Ve sonra
kıtlık, açlık, kin , kavga,
Gömüldü karanlığa güzellikler
söndürüldü ışığı sabahların
ataerkil tanrının zorbalığında..!

52


3

....ve düşünmeye başladı deliler
İnsanlar korkularıyla köleydiler
eli sopalı cellatların sahiplerine
ve örümcek beyinlilerin
göksel efendilerine !
Olmamalıydı gidişat böyle
Kurutulmalıydı gasp, zulüm ve talanın
damarda akan kirli kanları !
Üretenler tüketmeliydi
düşünenler yönetmeli
emek ve beyin eliyle bahar sabahları gibi
okşamalıydı gün insanları...

Doğa sevilmeliydi
bilim yüceltilmeli
Gömülerek dipsiz karanlıklara
kara köstebekler
gerçek bir cennete dönüşmeliydi
egoist- asalak kenelerin
kemire kemire öldürdüğü dünya!
Deliler düşünmeye başladılar
Bilim kaldırdı başını sonsuzluklara
ve yürüdü insanlar günün birinde
dişlerini canlarına takarak yaşamı
kurtarmak için silah çekip karanlığa...!

5/10/2017
Melbourne
53

NUSAYBİN
KÜRDİSTANIN AYNASI

Nusaybinde bir Kürt çocuğu
kanlı bombalarla yaşamı çalınmış,
Onlarca Nusaybin ol Kürt yurdunda
binlerce Kürt çocuğu betonlar altında
ilhakçı çakallar ve ölümle kuşatılmış..!

Nusaybinde bir Kürt kızı
17'lik güzellikler
özgürlük aşkıyla yanmış,
Onlarca Nusaybin ol Kürt diyarında
binlerce Kürt kızı-oğulu
işgalci bombalarla parçalanmış..!

Nusaybinde bir Kürt anası
zorla alınmış elinden
ekmeği, bebeği, geleceği
Onlarça Nusaybin ol Kürt toprağında
Milyonlarca Kürt anası -babası
zulüm birlikleriyle ölüm dayatılmış..!

20/11/2016
Melbourne

54

ATEŞ TOPU GÖZLERİN
-Ahuya

Sen belirdin aniden
kozmik bir ışık gibi
sonsuz karanlıklar içinden,
Kördü alemin gözleri
Kuşatmıştı gece bütün evreni
sayısız işgal birlikleriyle
haydutça
yanından yöresinden…

Kaybetti anlamını o anda
bütün güller, karanfiller
binbir renkle gülümsedin gözlerinden,
Yitirdi gücünü
yürek hoplatan güzellikler,
Vurdu ışığını yaşamın özüne
al aydınlık gözlerin
gün salınıp gelmeden
kızıl bir ateş topu gibi
ufkun ötesinden..!

28/11/2016
Melbourne

55

KOR ATEŞ YÜREK

Yoktur yüreğimin geceleri
bir deryadır ki çalkantılı, derin
ve güneşi hiç bir zaman batmayan
düşürmeyen karanlığı ömrüme,
Yoktur yüreğimin geceleri
kor ateş bir evrendir ki yüreğim
milyonlarca ışık topundan
milyonlarca gözle bakar aleme...

18/12/2016
Melbourne

56


BOMBASIZ GELECEK İÇİN

Başımıza kuş konmaz bizim
zeytin dallı, bol şanslı,
Bomba konar
havanlı, cennetli, canlı !

Karanlık konar
hastalık konar
kara sakallı
ölüm suratlı..!

Gün kararır
yaprak sararır
insan kasaplarının utancından !
Güzellikler yitirir tılsımını
Kurur yeşil
yok olur gelecek
Biri tıkınır bini ölür acından..!

57

Elini çekme sevgilim
yaşam kavgasının ateşinden
Sabahın ışıması yakındır
Gök gebedir taptaze maviliklere
Doğacaktır günlerin en hası,
Toprak
açacak
kollarını bize çiçek çiçek
Yok olup gidecek
yarasaların karanlık dünyası..!

Bütün insanlar
bütün canlılar
bütün varlıklar
kardeş kardeş sarılacaklar güne
doğa ananın ak sütünü emerek,
Gelecek sevdasından
kesme umudu sevgilim
Bir gün mutlaka
güzel günler gelecek..!

19/12/2015
Melbourne


58

ÜSTÜMÜZDE İLKEL
ÇÖL KARANLIĞI

Işımaz geceler
sen uyanmadıkça,
Kurşundan kubbe gibi
çöker üzerimize karanlığı
çöl gafletinin...

Sırtlanlar üşüşür geleceğimize
İşler zehri zulmün
kanımıza, iliğimize
kemirerek
kanlı dişleriyle
hücrelerini beynimizin...

Kurur damarda kan
çekilir bedenden can
yaprak döker bütün alem
adları bile kalmaz
güzelliklerin...

21/12/2016
Melbourne

59

YÜREĞİM GİBİ

Yüreğim gibi yıkık dökük
ve yüreğim kadar paramparçadır
halkın şehirleri şol Kürt yurdunda,
Yüreğim gibi kan ağlar yaşam
gece-gündüz kanlı kıyımlardan !
İnsanlık topa tutulmuştur
özgürlük mahpustur mezarda
kanlı haydutlar işgalindedir vatan !

30/12/2016
Melbourne

60


BİR TRAJİ-KOMİK GREV

Çooook yavaş çekim bir grevdeyiz
dosta- düşmana karşı
aşınmasın diye sipsivri inancımız
gurur ve kibir toprağından
damıta damıta topladığımız
etiksel duruşumuzla !
Çooook yavaş çekim bir grevdeyiz
ellerimizde toplumsal bir silah aşkımız
ve vuruşuyoruz tufeyli düşmana karşı
bütün dünyada varoluşumuzla!

Çooook yavaş bir grevdeyiz
hızla eskimekte öfkemiz
dura dura gevşemekte sinirlerimiz,
ve artık buluyor yerini kavga
inadına, muradına, aşkla,anlayışla
görkemli sularda yüzüyor gemilerimiz !

Grevde miyiz
ne fabrikaların dönen çarkları
ne sarı sıcağın altında pamuk ırgatları
biz bir onur savaşındayız,
Ortada ne üretim, ne sömürü
ortada ne sınıflar, ne sınıf savaşları
yani eş-dost, aynı sınıfın insanları
kiminki uzağa düşer diye
su püskürtme yarışındayız...!

4/1/2017
Melbourne
61

KARANLIĞIN KAPISINDA
-Haydar’a

Sosyalistler bile
karanlığın kapısında boğulurken
daha doğmamış nesillerin yaşamı
sos vermiyorlar olup bitenlere,
Örgüt sayısının
politik insan sayısına
denk geldiği garip ülkede !

Aymazlıklar deryasındasın kardeşim
dünyayı kendi ülkenden ibaret
ve herkesi kendin gibi sanıyorsun,
Öyle acayip bir gaflet içindesinki
her şeyi en iyi bilen
en akıllı nesnenin
sen olduğuna inanıyorsun...

Oysa ışığın çalınmış gözlerinden
bir kulaç önünü bile göremiyorsun,
Sürünür beynin bin yılların gerilerinde
sadaka kapılarına zincirli ayakların
kapkara bir kan deryasında yüzüyorsun...

62


Uyan be canımın içi
uyan yüreğimin köşesi
uyan kolumun gücü, aklın ışığı
uyan baldırı çıplaklar ordusu,
Beyinler ve eller kolkola girsin
tırpanlanmasın geleceğin umudu...

Daha ne kadar
talana göz yummaların
Kurdun ardısıra aptal koyun gibi
koşmaların ne kadar,
Kendinle birlikte ol kardeşim
Sen kendinle olursan
ben de seninle olurum
demiş haydar...

20/1/2017
Melbourne

63

KENELER ÇETESİ

Kan emici keneler çetesi
başkanları ve uşakları
hile ile, dolan ile
gaspettiler memleketi,
Yağmalayıp yediler
yüzlerinde utanmazlık perdesi!

Adım adım satranç usulünce
eşkiya devlet oldu üstümüze!

Şimdi ellerinde silahlar
yalan, yasak haberciler
şeriatçı caniler
emir kulu yargıçlar
Şimdi dillerinde yalanlar
ve halifelik düşleri
peygamberlik pislikleri !

Kral ve soytarıları
tehdit ediyorlar halkı
Diyorlarki:
ya sultan yaparsınız başınıza reisimizi
ya da hergün bomba patlattırırız
kara suratlı canilerimize,
Yok ederiz toptan sizi !

26/1/2017
Melbourne

64

YAŞAMAK VE
YAŞAMAMAK

Ne yazar mezarın
altın kaplama olsa,
Sen yaşamaya
nokta koyduktan sonra!

En kutsal değerlerle
kendine hapsetsen de
güneşli sabahlarını
en görkemli gönül çağının,
Hiç kimse bir nefeslik
ömür bağışlamayacaktır sana
yaşama getirdiklerin bile
sancılarla kıvrana kıvrana,
Abideler dikmeyecekler adına
mezar taşına
madalyalar takmayacaklar
ve uzatmayacaklar
şanını-şöhretini gelecek kuşaklara...

65

Yaşam bu..
Gelirsin bir karanlıktan çığlıklarla
hiç bir şeyin ayırdında olmadan,
Gidersin bir başka karanlığa
göz açıp kapamaya kalmadan..

Yaşam bu...
Yaşayarak da bitirilir kısa sürede,
Etiklerin, kalıpların işkencesiyle de
uzun süre kendimizi
törpüleye törpüleye...

Yaşam bu...
Kimi yaşar dolu dizgin
aldırış etmeden
yüreğini çelik mengenede
sıka sıka bitiren değerlere,
Kimi değerler kuşatmasında
yaşamadan bitirir kendini
sinir stres içinde...

30/1/2017
Melbourne


66

ŞUBAT BAHARIN KAPISI

Şubatta doğanın
ne boyunun kısa olacağına inanırım
ne büyümeyeceğine yaşının,
Tohum toprağa düşsün yeterki
filiz alınterinden emsin suyunu
Eller kavrasın aleti silahın kabzasınca
ve vursun ayaklarını yere
fırtınalı kalabalıkları emek dünyasının,
Çekilsin yıldızlara bayraklar...
Ne gün kalacaktır esir edilmiş ekmek uğruna
ne iç çekişler gelecek kaygılarıyla
Bahar sabahlarınca yeşerecektir güzellikler
özgürlükler bahar sabahlarınca
mutluluklar bahar........

2/2/1988
Melbourne

67

ÖZGÜR GÜNLER İÇİN

Haydin be canlar
Yaksın bağrımızı
özlemi ışıklı günlerin,
Sel olup aksın öfkemiz
kanlı kent sokaklarından,
Kan kurumasın damarda
kabarsın yürekte dalgalar...

Haydin be dostlar
Kaplamasın günümüzü
ilkel yaratıkların karanlığı,
Kesilmesin önü yolların
Gönül bulutlanmasın
ve dara düşmesin umut,
Çılgın sevdalarla yürüsün
gelecek güne çocuklar...

20/2/2017
Melbourne

68


KAYIP ÜLKE
VE SEVGİLİ
-Ahu’ya

Uçaklar kalkar
üstümüzden habire
uzak uzak memleketlere
hangırdayarak,
ve her seferinde içim yanar
kabarıp dalgalanarak,
Memleket kara yaslı sevgili
Yar sisler içinde kayıp bir ülke
Ve her ikisi de gönle yakın, gözden uzak...

Uçaklar iner
gönlümün limanlarına uzak ülkelerden,
Gider-gelirim, söner gözlerimin feri
bırakarak o yerlerde hicranlı yüreğimi...
Memleketin yüzü
kara örümcek ağları, beyni bombok !..
Sevgili mi?
Kim bilir nerelerde
ve ne durumdadır şimdi,
Kopup gitmiştir çarnaçar ellerimden
saplanır kara bağrıma kızıl kanlı bir ok..!

21/3/2017
Melbourne

69

YAŞAR KEMAL

Sen
çukurovanın
sarı sıcaklarında
yanan teni serinleten
beyaz yelken bulutlarısın...
Sen amanosların, torosların
sen düldülün, akçadağın, bolkarın
al kanatlı kartalısın...

Sen gidersen
biter halkların türküleri,
Biter masallar,
umutlar, efsaneler biter...
Yana yana ördolur şair yüreğim,
Söner gözlerimde ışık
gönlümde serüvenler...

25/2/2015
Melbourne

70

KÜRDİSTAN HARİTASI
Yüzünüz
tıpkı yurdunuz gibi
sevgili kardeşim,
Yurdunuz gibi küstürülmüş yaşama,
Ve karartılmış güneşi sabahlarının
kanlı kuzgunlar saltanatınca…

Yüzünüzde dağ dağ
büyüyen acıları yüzyılların,
Yüzyılların kabuslu geceleriyüzünüzde
Çökmüş gözlerinizin akına
zifir karanlığı zindanların…

Yüzünüzde
kanayan yaraları
yakılıp yıkılan şehirlerin,
Kurşunlanmış bebek çığlıklarında
sancısı tutsak akşamların
ve öfkenin duvar duvar yğkselmesi
düşmanın kalleşliklerine karşı,
Bayraklaşması sıkılmış ellerin…

28/3/2017
Melbourne

71


TOROS KARTALI
- İbrahim Çenet'e

Baharın kucağında karardı dünyam
Söndü gözlerimde yıldızlar
Üç yiğit dara çekildi karanlıklarda !
Aynı anda
ol yiğitler uğruna
üç uzvunu birden verdi bir yiğit !
Üç gün, üç gece ağıt yaktı anam
ölüp giden oğullarıyla
bedeni paramparça oğluna..!

Ben onu böyle tanıdım 45 yıl önce
Götürdüler al kan içinde
Elleri yoktu yerinde
ayağı yok,
Boynunda kelepçe..!

72


Ben onu böyle tanıdım 45 yıl önce
Sorguda suçlayandı
işkencede çelikten irade
Her sözü bilenmiş usturaydı
düşman suratında
ve düşleri dirençti
yadigar kalan gelecek günlere...

Ben onu böyle tanıdım 45 yıl önce
Bilgide derya denizdi
duyguda derya deniz,
Sevgide yüreği hep çocuk kaldı
Kavgada amansız Toros kartalı
Dün nasılsa bugün de öyledir
ve öyle kalacak yarınlarda
Onun direnciyle
güzel olacaktır geleceğiğmiz..!

23/5/2017
Melbourne


73

KIRMIZI FULARLI KIZ

Senin yüreğinde uçsuz bucaksız
yasasız, silahsız, tanrısız
kocaman, bayındır bir yurttu dünya,
Senin yüreğinde el ele tutuşmuştu
birbirine kanla bakan halklar...
Senin yüreğinde damar damar, rengarenk
özgürlükler güzelliklerle sevişerek
bir yaşanası gülistandılar....

Düşlerin engin bir denizdi
gök yüzüydü yıldızlar mahşeri
sonsuz ve mavi gözlerince gülerdi yaşama
toprak ana, güneş baba,
Ve düşlerin baharlı şakıyışlarıydı kuşların...
Senin yüreğin yüreğimizdir artık
ve bundan böyle hiç bir şekilde
solmayacak hayalleri gelen günlerin
karanlıklar çalmayacak kapısını yüreklerin
ve asla yitmeyecek umutları insanların...

Tüm güzelliklerin simgesi
al yürekli komunist güzelim !
Sevdan silinmeyecek halkların kitabından,
Gözlerin ışıtacak karanlıkları
İçim kan ağlıyor yazarken destanını
yüreğinle çağlıyor yüreğim..!

31/5/2017
Melnourne
74

ZEYTİN ANA

"Önde zeytin ağaçları"
Kesilmiş gövdesi orta yerinden
dökülmüş yere dalı, yaprağı !
Alıp başını gitmiş bereket
toprağı kurutmuş
kanı, gözyaşı...

Düşlerim zeytin karası
içim kan ağlıyor !
Göze gelmiyor hiç bir güzellik
düşmanın çirkinliği karşısında
Dilimi Can babanın sövgüleri dağlıyor !

75


Zeytin hazinesi bin yılların
emimiz, ekmeğimiz
kutsal yemişi bu toprakların !
Zeytin yaşam iksiri insana
Zeytin Anadolu yadigarı
bütün dünyaya
Zeytine kurşun sıkılır mı
insan olamamış caniler
Ağlar analar sarılıp fidanlarına
ağlar geleceği insanlığın...!

"Önde zeytin ağaçları
arkasında " düşman !
Ne anlayan insanlıktan
ne saygı duyan
doğaya, yaşama, geleceğe
Ne günlere kaldık böyle
gözü yaşlı kutsal ana !
Gidiyor elimizden
gövela kızlar, yağız delikanlılar,
Çöl ve ahret aşıkları
yaşamı ve geleceğimizi
kanata kanata yok ediyorlar...!

6/6/2017
Melbourne


76


DİRENCİN SİMGESİ

Zalimin zulmüne isyan ateşi
Direncin simgesi İbrahim Çenet
Sevdanın, kavganın, inancın sesi
Direncin simgesi İbrahim Çenet

Bir devrim neferi, Deniz yoldaşı
Eşitlik, özgürlük kutsal savaşı
Hiç eğilmemiştir, hep diktir başı
Direncin simgesi İbrahim Çenet

Börklüce, Bedreddin, Pirsultan soyu
Özgürlük çınarı, çeliğin suyu
Adı anılacak yüz yıllar boyu
Direncin simgesi İbrahim Çenet

12/6/2017
Melbourne


77

DEVRİM SANCISI

Bir laciverdi boşlukta
koşar adım ve soluk soluğaydı zaman
can havliyle allı sabahlara ulaşmanın,
Bütün ufuklar sağır sessizlik içinde
ve yapayalnızlık duygusuyla perişandı
tüm yaratıkları doğa ananın...

Bir ölümcül yara gibi
gizli gizli kanıyordu hasreti içimizde
sevdalı utku şölenlerinin,
Rüzgar okşamıyordu ceviz ağaçlarını
Patlatmıyordu tomurcuklarını güller
Küstürülmüştü aşkla şakıyışları seherin...

Dedim ki cümle aleme
kuruyan filize, solan çiçeğe
kırılan gönüllere, biten ömürlere
ve kendini kanaya kanaya
karanlığa kurban veren güzelliklere,
Dedim ki: gönülden sevda eksilmez
ve kesilmez umut kökünden,
Ne denli örterse örtsün
sarı gülün gülüşünü bir kara duman,
Ne yürüyüşümüzü durdurabilir tan atışlarına
ne sevdamızı silebilir gümbür gümbür
vuran yüreğimizden...

5/7/2017
Melbourne

78

MANZARA

Ateş düşmüş
caddelerinde yürüdüm
aşk ve güneş gözlü
anılar şehrimin
gezdiği yollarında
ilk gözağrımın,
Gizemli düşlerle bekleyerek
Yanan gölgeliklerinde
beton yığını apartmanların...

Cellat fermanlarıyla yıkılıyordu
rantsal rüyalar üzerine
kanlı kurt taburlarıyla
badanasız binaları halkların,
Yürek atışlarında
kara kaplı töreler istilası,
Köşe başlarında
yüzü kara yoksulluk
kemirir günü kirli sırıtışlarla,
Ve her gülün dalında
çöpten sarayı kargaların...

15/7/2017
Melbourne

79

EMEK VE SERMAYE

Düzenin alnında vurgun izleri
karanlık bezirganlarından
yarınlarımıza armağan kalan...
Büyütür arsızı, hırsızı
Kurutur gelecek günlere
büyüyen filizleri
Leş kargaları tutmuştur
köşe başlarını yaşamın
gün ortasında kararır zaman...

Şişine şişine büyür göbekleri
Kanlı işgal birlikleriyle hırlaşırlar
ekmeksiz insanlara karşı habire,
Vururlar güzellikleri alnından...
Gün kararır
Ve yağmur utanır
yağdığından, yağacağından...


80


Emek paramparçadır hergün
sermaye vampirleri çemberinde
kanar hicranlı yürekler gibi,
Sürünür yedi kat yerin dibinde
ölümlerden ölüm beğenerek...
Emek sade karın toluğudur
acı soğandır ve kuru ekmek...

Emek giydirip kuşatandır
yapıp yaratandır
varımızı, yoğumuzu,
Ve düşünen beyin
bir çakmak çıngısıdır,
umut ışığıdır
küflü karanlığına
göksel tabuların,
Soygun saltanatına
çapul sultanlarının
çakanda aydınlatan yolumuzu...

22/01/2015
Melbourne

81

NAGASAKİ/HİROŞİMA

Aradan onca yıl gelip geçti
onlarca acılı kuşak değişti,
Ölüm ışınlarıyla kül bulutları
bir utanç lekesi göğün alnında,
Hiroşima kanıyor daha....

Sırtlan salyalarıyla
sokaklarımızda postalları
gangster taburlarının,
Can pazarlarında banka kasaları
Kanlı washington kodamanlarının,
Kemrilmekte gömütlerimiz azılarıyla
Aradan onlarca yıl gelip geçti,
Nagasaki yanıyor daha...

6/8/2012
Melbourne

82


YARINA KALDI

Ömür tökezledi silindi bellek
Konuşacak diller yarına kaldı
Dikenler daladı kanadı bilek
Koklanacak güller yarına kaldı

Yeldirdik al yeşil sabahlar için
Yürüdük ardınca yakan güneşin
Kanadı beden bağladı irin
Sarılacak beller yarına kaldı

Yetişmez adımlar bayram yerine
Umudu yar ettik gelecek güne
Sevdalı gençlerce biri birine
Tutunacak eller yarına kaldı

Gözümüzden gitmez devrimin feri
Karanlığı bir gün sarar alevi
Kaynatırcasına tenine yari
Bağlayacak kollar yarına kaldı

Mehmedin sevdalar dolar serine
Kötülüğü asla almaz diline
Doğayı, yaşamı o mutlu güne
Götürecek yollar yarına kaldı

21/8/2017
Melbourne

83

ORTAM

Yalan ve küstahlık
sırıta sırıta gelip oturdu
günün bağrına!
Şimdi şaşkın şaşkın
bir yangın-yıkım ortamında
yüreksiz ve beyinsiz varlıklar gibi
dolaşıyor insanlar !
Arkadaşlıklar
kırmızı bültenlerle aranır oldular !
İhtiyarladı dostluklar...!
Ve sevdalar
masallara karışıp uzaklaştılar
gönlümüzün viran bağından..!
Ve ben tüm bunlara karşın
hiç bir zaman, hiç bir biçimde
umudumu kesemiyorum
aşkın ve erdemin
günün birinde
yaşamı kır çiçekleri gibi
donatacağından...!

10/9/2017
Melbourne

84


YÜREĞİMDİR
ANALARIN MEZARI
-Hatun anaya

Mezarları yüreğimdir
tüm mazlumları doğuran
hatun anaların,
Varsın hiç duymasınlar
varsın uzağında kalsınlar
ebedi uykularında
çakal ulumalarının...

Sinemin gülistanıdır
tüm güzel anaların yeri,
Düşmesin yeterki
toprağının üstüne
kanlı ilkelliğin görüntüleri,
Ve kirletmesin düşlerini
vahşet çağının
günde beş vakit böğürtüleri...

14/9/2017
Melbourne

85


VARLIĞINYASALARINCA
YÜRÜYORUM ÖMRÜMÜ

İçimde dipsiz bir boşluk
beynimde esrikliği
ılık bahar güneşinin,
Yürek hem yangın yeri
hem filiz mahşeri,
Döşemekte yollarını
gelecek günlerin…

Varlığımın gereğince
yürümekteyim ömrümü
güzelliklerle sevişip
çirkinliklerle savaşarak,
Valığın yasalarıyla
kendi kendimle düşmanlaşıp
kendi kendimle barışarak...

Bağrımda deli dalgalar
gözlerimde karanlık uçurumlar,
Bir yanım çürümektedir
yapayalnız kış uykularında
bir yanımda çiçekleniyor
baharlı sevdalar..!

17/9/2017
Melbourne

86

ZITLARIN BİRLİĞİ

Bakma sen
Efil efil esmesine yüreğimin
meltemli akşamlarında
yakamozlu denizlerin…
Bakma yalnızca
yüreğimi hoplatmasına
yerdeki karıncanın bile
ayak altında ezilmesinin…

İşsiz sabahların
kahredici karamsarlığını
iyi bilirim ben,
Ekmeksiz dönülen akşamların
burukluğunu iyi bilirim…
Dertler katar katar birikir
beynimin hücrelerinde
kor ateşe döner gözlerim…

87

Dupduru
soğuk bir su
olurum çöl yangınlarında
çağıl çağıl akmak için aşkın ülkesine,
Bir kalender ve miskin derviş
dostlar meclisinde,
Ve ekmeğin ardında
ve özgürlüğün yolunda
dişle, tırnakla dövüşen
baş eğmez bir kavga neferi…
İçinde yaşadığı su belirliyor
kuşkusuz, balığın sosyal kimliğini,
Bir gün
saygın bir bilgeyim
toplumun engin yüreğinde
öteki gün bir zır deli….

Bakma sen
düşlerimde sevdalı
kelebeklerin uçuşmasına,
Cıvıldaşmasına çiçek bebelerin,
Önüm – ardım
kavga meydanıdır benim
Sağım – solum
gül bahçesi gelecek günlerin…

20/1/2018
Melbourne

88


GECE VARDİYASI
KARA SEVDASI

Her gece
saatin ikisinde
yorgun ayaklarını
sürükleye sürükleye
çıkıp gelirdin
karanlık sokaklarından
hastahanenin
gece nöbetinin...
Gözlerin ayak uçlarına düşer
zihninde döğüşür düşünceler
ve ceplerine hapsolurdu ellerin...

O ışıkları ölgün
gövdesi paslı
floranslı
elektrik direğinin
ardındaki duvara verip sırtımı
yol üstünde göresin diye beni
saatlerce seni beklerdim...
Yüreğimde dalgalı bahar duyguları
hayalimde toz-pembe düşler
gelecek günlerin mutluluğu üzerine
nefesim buz tutar
uyuşur ayaklarım
tedirginlikten titrerdim...

89


Ne seslenebilirdim sana
ne sen hissederdin
iki adım solunda
her gece aynı saatte
seni bekleyen gölgeni,
Kaybolup giderdin
bir gecekondunun karanlığında
hiç aklına bile getirmeden beni...

Bana yürümek kalırdı geriye
gönlüm hüzünlü
gözlerim bulanık
ve dilim kahırlı kendi kendine,
Yürümek uykusuz gecelerin köründe
çamurlu yollarında sabah vardiyasının
karışmak için fabrikanın
toz ve gürültü mahşerine...

23/9/2017
Melbourne

90

YAŞAM ÖRNEĞİ
-Nur ablama

Yüreğin bir sonsuz deniz
Gözlerin ışıktır senin
Sohbetin sevgidir yalnız
Düşün aydınlıktır senin

Yaşam sende güzelliktir
Yerin-yurdun insanlıktır
Bütün alem hep birliktir
Birliğin varlıktır senin

Çiçek açar dört mevsimin
Yürekte eksilmez demin
Bolluk -bereket günlerin
Yokluğun kıtlıktır senin

8/10/2017
Melbourne


91

MUTLAKA
-Fatma'ya

Sakla umudunu al şafaklara !
Güneş yine doğacak
çiçeklenecek kırlar bayırlar
Vuracak mutluluğun raksı alınlara…

Çatlatacak nar kabuğunu
oğul verecek arılar,
ve gül kokulu çocuk cıvıltıları
süsleyecek sabahlarımızı
saracak yaşamı dört mevsim bahar !
Bitecek yaşamda kan-kin
kavga-döğüş husumet
hasret kalmış sevgililer gibi
kucaklaşacak insanlar…

8/10/2017
Melbourne

92


VARLIK

Arkam granit kayaları
gök kızılıyla çelikleşmiş
proleter arkadaşlıklarca
yıkılmazlıkları sınanan !
Ufkum sonsuzluklar ülkesi
mavinin koynunda
beyaz kelebekler uçuşan !

İçimde
vadilerce
derin ve uçurumlu yaralar !
Yeşerir bahar bahçelerince
yaşam sevdası bir yandan
Sapsarı hüzündür öte yan
acılar, ağıtlar, ayrılıklar..!

9/10/2017
Melbourne

93

YÜZÜNCÜ YIL

Tam yüz yaşına
bastın bugün sevgilim,
Doğum günün sevinçli olsun ..!
Seni yaratan toprak
seni doğuran ana
var olsun, çok olsun
ve her zaman güçlü olsun..!

Yüz yıldır hiç bir şey yitirmedin
o tılsımlı güzelliğinden,
Yüz yıldır yürümekteyiz
hiç bir an duraksamadan izinden !

Koşturuyoruz ardınsıra
ağaçlarla, balıklarla, kuşlarla,
Türkünü söyleyen dillerimiz
çarklarda kanayan ellerimizle !
İşkencede beynimiz
karanlıkta gözlerimiz
ve umutla yoğrulan
ve sevdanla kavrulan yüreğimizle..!

Sen ala şafaklarıydın
kabuslu kış gecelerinin
sen gözlerimizin ışığı
ve ekmeği açlığımızın!

94

Sen akıydın alnımızın
kalp atışımız, aldığımız nefes
ve geleceği çocuklarımızın..!

Sen umuduydun büyük insanlığın
ilacı-doktoru, kitabı-kalemi-okulu !
Sen suyuydun çorak toprakların
Her şeyiydin mülksüz yığınların
Sütü, yağı, yoğurdu, bulguru, pirinci, unu..!

Düşman yıktı evin-barkın
Gökyüzü külrengi
yeşil değil dağlar, ovalar
ve sular zümrüdi zehir,
Zevkinden kudursa da hasımların
insanlığın elinde tarihsel yapıtlar gibi
yıkılmadan duruyor mirasın..!

Yüzüncü yaş günün kutlu olsun sevgilim !
Güçlü olsun seni yaratan toprak
doğuran ana !
Ve o ananın ardınca
yürüsün insanlar yarınlara..!

7/11/2017
Melbourne
95

GÜZ GELDİ
Güz geldi
Bizim köylüler taşlı tarlada
yaşlı öküzler ve karasabanla,
Bider toprağa düşecek
kış geçecek, bahar geçecek
ekinler biçilecek gelecek yaza...

Güz geldi
Sardı serinlik birdenbire
her yanı ikindi yağmurlarıyla,
Toprak tazelendi
kızardı yapraklar dallarda,
Başladılar yalnızlaşarak
dağılıp dökülmeye
hoyrat esen rüzgarlarla...

Güz geldi
Toprak darbızlandı
Baş kaldırdı yeşil yeşil kışın zulmüne
tarlalarda göcekler...
Bir sessiz savaştır
ölümle yaşam arası bundan sonrası,
Kış bitip bahar gelecek
Giyinecek yeşili doğa ana
tüm canlılar koyun koyuna
rengarenk boy verecekler...

Eylül 1969
Ekim 2017

96

ZAMAN

Zaman açar yüreğimizi
doğmamış bebelerin yanaklarına,
Büyütür ellerimizle bilincimizi
Boy atar bir ince tomurcuk...

Zaman yakar gözlerimizi
ışıtmaya acının karanlıklarında,
Yeşertir beynimizde geleceğimizi
Parıldar ay yüzlü bir çocuk...

Eler en ince elekten düşlerimizi
bütün anların çözümsüz zıtlıklarında,
En şaşmaz yargıcıdır günlerimizin
Utkuya baş yüceltir doğruluk...

Zaman olgunlaştırır emeğimizi
Yoğurur beynimizi aydınlığa
Aktarır kuşaktan kuşağa hedefimizi
Balkır kalplerde mutluluk...

1/5/2007
Melbourne

97


ÖZGÜRLÜK TİMSALİ
-Ahu'ya

Şanlı kızıl bayrak gibi
dalgalansın
kızıl saçların
kavga meydanlarında !
Sen özgürlük timsalisin
yüreğimde her zaman,
Ancak seninle güzel olabilir yarın
ve ancak seninle anlamlıdır kavga..!

1/5/2015
Ballarat

98


GENÇLİĞİMİ ZİYARET

Aklım alıp gittim gençlik çağıma
Bütün durumları perişan buldum
Beynim hapsolmuştu ahlak damına
Kölelik halime şaşırıp kaldım

Gönlümü durmadan sitem basardı
Toplumsal anane ceza yasardı
Yarimin yerinde yeller eserdi
Sevdamı sonsuz düşlere saldım

Öyle hınçlıydım ki nefretle, kinle
Güzellik düşmanı karanlık dinle
Pısırık, gariban,utangaç benle
Vuruştum bir ömür bugüne geldim

18/12/2015
Melbourne


99

HER SABAH
YENİDEN AÇILACAK
KARANFİLLER

Bacaklarımızda it dişi yaraları
aramızda kara örümcek ağları
ve al kan içinde sokaklarımız,
Saraylı harami bombalarından
hazan yaprakları gibi
savrulur sokaklarda parçalarımız ..!

Düşman
ağzı salyalı sırtlan
soyundan !
Korkak
ve alçak
kuduz kurtlarca !
Çöl akrepleri gibi
sinsi ve saldırgan..!
Ama ne keder
Her biri bir kızıl karanfildir
Yeniden açılacak tomurcuklarımız,
Ve serpilip saçılacak her seher
kan ve ter içinde
Zaptedecek meydanları çocuklarımız..!

15/10/'15
Melbourne

100


ANKARA KAPKARA !

Bakamıyoruz kanlı cesetlerine
kanlarıyla sokaklara
barış yazan filizlerin,
Gözlerimiz kan çanağı
ve kan deryasıdır sokaklar,
Kanıyor güneşin alnında bir yara
saldırılarıyla kara kuvvetin
Ankara kan içinde, Ankara kapkara !

Sokaklara çıkamıyoruz
güven içinde kollarımızı sallaya sallaya
Nerede barış için toplansa halk
ne zaman dostluğa uzansa ellerimiz
ve adalet dense, özgürlük, insan hakları
anında eli silahlı leş kargaları
kızıl kana boyamaktalar sokakları !

Dün Suruç'taydı, Nusaybin'de,
Cizre'de, Şırnak'ta Çölemerg'de
sarıklı faşizmin nazi birlikleri
Varto, Silvan, tüm Kürdistan,
Siniyor zulmün ağrısı canevimize
yüreğimize kan damlıyor
hınçla geriliyor beynimiz
öfkemiz akıyor sokaklardan !
Ankara kapkara, Ankara zindan !

10/10/2015
Melbourne

101

KADINA ŞİDDETİN
DEHŞETİ ÜZERİNE

Dehşet saçıyor
insanın yüreğine
şiddetin kapkaranlık
ürküten manzarası
korku dolu gözlerle bakanda
gözlerinizin bebeğine bir kadın !
Kanıyor bir yerler derinde
Kuruyor yaşamın filizleri
ayıp ve utanç içinde
yıkılıyor dünyası insanın..!

24/11/2017
Melbourne

102


HARAMİLER TUTMUŞ
SUYUN BAŞINI

Düşünen beyne
gören göze, duyan yüreğe
koca bir zindandır şu an memleket..!

Kusmuş kara zehrini
Kuşatmış karanlığıyla
köy köy, belde belde, şehir şehir
Akdeniz güneşini 1500 yıllık cehalet..!

Vermiş yüreğini
memleketin göz pınarlarına
Vermiş ellerini taşına toprağına,
Vermiş
kanlı örümcek saldırıları altında
kan ağlayan insanlarına
uzak ufuklar ötesinden,
ve ol insanların
ve ol memleketin hasretinden
yana yana kül olur Mehmet..!

26/12/2017
Melbourne

103

BİR SAVAŞ ŞEHRİ FİLMİ

Bir film seyretmiştim
Berlin üzerine
gençlik günlerimin birinde
Savaş yıllarıydı yoksulluğun tavan yaptığı
alıp başını gittiği soygun, talan ve kanın,
İskelet gibi sırıtırdı sokaklarda bedenleri
okulsuz çocuklarla evsiz-ekmeksiz yaşlıların..!

Dostunun sigarasını yakardı
Altın işlemeli çakmakla bazıları
ve bazıları etini satardı karnı toklara
süt ve ekmek alabilmek için öksüz çocuklara !
İzbe bodrumlarda canavarca kanlanırdı gözleri
tortu sınıfından olanların birbirine karşı
ve tokların sokakları kapalı tutulurdu aç yığınlara..!

Bir film seyretmiştim
Berlin üzerine
gençlik yıllarımda,
Harabe şehirlerde zaman dilsizdi
Vahşet dolaşırdı her gün sokaklarda !
Akıl fikir yitirirdi anlamını
ve bilmezdi savaş yetimi çocuklar
neden sürüklendiklerini karanlıklara..!

29/12/2017
Melbourne

104

DOLUNAYLI YAZ GECESİ

Dolunaylı bir yaz gecesi
Melbourne göklerinde,
Uyku kaçmıştır gözlerimden
Sağır sessizlik kuşatmasındadır
bütün gece, tüm yanım yörem
ve dalgalanmaktadır düşlerim
yıldızların ötesinde…

Esrik Kanton akşamlarından
ay düşmesi sanki tül tül yağarak
badem gözler karasına
pencerenin akından,
Ve taşıması kendini
boş gözlerle duygularımın
bir eski anı gibi
melankolik ezgilerin ardından…

Dolunaylı bir yaz gecesi
Melbourne göklerinde
Sızlar, ömür koşusunda, yorgun dizlerim,
Gözüm- gönlüm serseri bir mayın boşlukta
ve ben, ayın altında vurgun yemiş aşık gibi
sımsıcak bir rüyada, uyur - gezerim…

105

Belleğimde Berlin içre bir Berlin
işçilerin aysız gece vardiyalarından,
ve saplanmış yüreğimin başına
eylül çıkartması bir Çukurova
sönmez bir ateş harmanı, koskocaman…

Ah o Çukurova şehri
ah o dolunaylı eylül gecesi,
Şİmdi sürgün bir kent gibi yıkık
ve sonsuz bir yalnızlık
numunesi dertli yüreğim,
Kopartıp birbirinden
salmışım dört bir yana
tüm uzuvlarımı tek tek
ne gökte, ne yerdeyim…

Ay aştı dağların ufuklarından
gide gide koyulaşıyor gece,
Ve izaha gelmeyen, sığmayan kitaba
bir Çukurova serüveni yüreğimde
keskin bir sancı gibi batıp
kanıyor ince ince…

3/1/2018
Melbourne

106

KARANLIĞA KARŞI
-Ahu’ya

Sen benim düşlerimde
bir baş eğmez yoldaş gibi
dolaştın dün gece,
Saldırı altındaydı tümden
her ne varsa güzelliklerden yana,
Saldırı altındaydı ekmek ve su
saldırı altındaydı aşk ve özgürlük
saldırı altındaydın gölümün gülistanı
vuruştu yüreklerimiz
karanlığa karşı beraberce...

11/7/2018
Melbourne

107

ENVER HOXHA

Kızıl pençeli İlir kartalı
Kendisi küçük
inadı büyük bir halkın
baş eğmez militanı,
Gündüze güneş
geceye yıldız ve aydın,
Barışta meltem
kavgada fırtınaydın..!
Gönül koydun
gülistan yaşamların
al şafaklı sevdalarına,
Mazlumların
kurtuluş davalarında
ve proletaryanın
yürüyüş şarkılarında
her zaman var olacak adın..!

11/4/2018
Melbourne


108

KADIN VE YAŞAM

Sen ki yaşamın ilk nüvesisin
Yaratan rahmisin
iyiliğin
güzelliğin,
Aslında
hiçbir kalıba
sığdırılamaz senin doğallığın
Dostluk ve düşmanlığın
ölüm, dirim ve sevginin
gülün ve dikenin nedenisin…

Senin gözlerinde ışır karanlıklar
Senin ellerinde yekinip yürür yaşam
Sen insanın geçmişini
geleceğe götürenisin,
Olamaz senden daha cömert
bir engin güç bu dünyada
Sen insanın yaşama getirenisin…

10/12/2016
Melbourne

109

SONU DELECEK KARANLIĞIN
........................
..................
İnsanlar
kolay kolay ölmüyorlar beyler
açsa da kızıl karanfil gibi
kurşun yaraları alınlarda,
Atılsa da bombalar yığın yığın
üzerine yürüyen kalabalıkların
kavga meydanlarında..!

Ne işkence
ne zindan
ne bomba
Hiçbir şey engelleyemez
mutluluğa yürüyüşünü varlığın,
Güzel günler beklemektedir bizi
sonu gelecektir karanlığın!

Haruniye- 1974

110


HANÇER

Saplandı sırtıma
bin paslı hançer birden,
Kan damlıyor dünyama
paramparça yüreğimden !

Takılıp kaldı gözlerim
ufkun ötesinde al şafaklara,
Bu yolculukta pes etmek yok
düşe kalka ,emekleye emekleye
ulaşana kadar güneşli yarınlara !

Bin yıllar var ki
ellerim üretimdedir
işkencededir beynim,
Para dünyayı çöle çevirdi
din kararttı ak duyguları,
Fakat yeniden
yaratacaktır yaşamı
düşlerimle ellerim..!

11/7/2018
Melbourne

111

YANILSAMA KÜLTÜ

Ne denli mağrur bakışlarla
saklasan da yaşamın gerçeğini
sığınak sandığın kara odalara
kurgulanmış kalıplar gereği,
O mağrur duruşun gerisinde
gizlidir acıların definesi !

Çıngılanır mı perdeli gözlerde
Işıltıları gelecek günlerin,
Kim bilebilir gelgitlerini
ve tökezleyip dökülüşlerini
karanlık uçurumlara pembe düşlerin..

Aslolan engelsiz yaşamaktır
doğanın sana bağışladığı ömrü
temizleyip kurallardan beynin hücrelerini,
Bilemez kimsecikler ne getirir yarınlar
Açabilir misin sabaha yeniden gözlerini...

25/9/2014
Melburne

112


ÇOCUĞA TECAVÜZ DİNİ

Savaş ve kıtlık
ve salgın hastalık
açlık ve ilaçsızlık
şöyle dursun bir yana
ve tüm olumsuzluklar
ve tüm olanaksızlıklar
yaşam çiçeklerimizi kurutan,
Zevk aracı yapılmaya başlandı
gün ortasında
kız-oğlan
ağzı süt kokan
minicik bebeklerimiz
islam denilen dinin tüccarlarınca
irin, salya ve karanlık akıtarak
ağzından, burnundan ve sakalından..!

113


Oysa onlar seherin tomurcuk gülüdür
Oysa onlar güzelliklerin sembolüdür
Geleceğimiz, aşkımız, emeğimiz
baharlı bahçeler ve yıldızlı gökyüzüdür…

Güzel insanlar
gözleri güneşli kardeşlerimiz !
Ölüm, zulüm, tecavüz ve karanlık
çığ gibi çoğalıp geliyor durmadan,
Ne olursunuz çocukları uzak tutun
sakallı, kefenli ve takkeli mahluklardan..!

8/7/2018
Melbourne


114

KILAVUZ
İlahlara insan etmezse niyaz
Dillerinde türkü ellerinde saz
Haraminin hükmü sabaha kalmaz
Yıkılır sonunda zulmün sarayı

Yeterki özgürce düşünsün beyin
Muktedirler halkı sanmasın koyun
Hiç kimse kimseye eğmesin boyun
Birlik gücünüzde bulun çareyi

İnanırsan bilim ile doğaya
Tökezlemez ayak kalmazsın yaya
Kafayı yormazsın ekmeğe suya
Silersin yaşamdan kanlı yarayı

15/6/2018
Melbourne

115

ON DAMLA YAĞMUR

Bön bön dua etme
karanlıkların temsilcisi
bir kara pisliğin düşüp ardına,
Din uğruna onlar kuruttu bitkileri,
Onlar kesti ağaçları
onlar yok etti ormanı,
onlar dönüştürdüler
ortadoğuyu kum deryasına…

Kavga et takarak canını dişine
karanlığın kanlı yaratıcılarıyla,
Kavga et karbondioksit
gazıyla dolduran havanı
değiştiren rengini mavi göklerinin
ve geleceğini solduran asalaklarla…

Yaşam yerine ölümü büyüttü
büyüye büyüye özel mülkiyet,
Gündüzü geceye
yeşili kum çölüne çevirdi
ilkelliğin filozofu muhammet…

116

Sular kan ağladı
toprak yara bağladı
zulmün şiddetinden,
Aylardan sonra
Dokuz - on damla
yağmur düştü toprağa
akıl çıldırdı akılsızlıkların cinnetinden…

Bön bön dua etme,
Bırakıp yaşamın anahtarını
para ve iman sırtlanlarının istilasına
ve kanarak çöl tilkilerinin palavrasına,
Çekerek
kadere kırkbeş
ve sürünerek
aptal külhanbeylerce
anlamsız gölge gibi defolup gitme…

Kitabında yaşam yazsın
kitabında aşk ve doğa,
Gül açımı güzelliklere varmak için
yaşamı karanfilli sevdalarla sarmak için
kavga, yaşam düşmanlarıyla
kavga, karanlık bezirganlarıyla..!

13/6/2018
Melbourne

117

İNSANLIĞIN GELİŞİMİ

İnsanlık hayvandan ayrıldı beri
Hep adı var ama, hiç aslı yokmuş
Hele mülkiyete değende eli
Binlercesi açken birisi tokmuş

Kan içip saltanat kurmuştur kimi
Mazlumları toptan kırmıştır kimi
Sevenleri yardan ayırmış kimi
Yaşamı zindanın içine sokmuş

Kimi çıkarına satmış anasın
Kimi ateşlere atmış balasın
Kimi bacısına dökmüş salyasın
Suçu sevabından bin kere çokmuş

Hırsızlıktır bu mülkiyet besbelli
Yoksulların emeğidir temeli
Haram toplar mutlak harami eli
Servet halk sırtında bir kanlı okmuş

17/5/2018
Melbourne


118


SEN VATANSIN

Sen zindanda değil
yüreklerde yatansın,
Hiç kulak asılmadı yeryüzünde
bugüne dek çakalların gürültüsüne,
Hiç tükenir mi geleceğe yürüyenler
kırmakla, kurşunlamakla
karanlığın kanlı beylerince...

Sen bir değil binlerce cansın,
Sarartamaz
bir tek yaprağını bile
ölüm fermanlı çöl sırtlanları
Sen halkın toprağında boy atmış
hiç kurutulamayan fidansın...

Sen adalet işçisi
Sen emek ustası
Sen fikir emekçisi
İnsanlığın gönlünde yatan sultansın,
Özgürlüksün, adaletsin, vatansın...

3/12/2015
Melbourne


119


MERMER KALDIRIMLI ŞEHİR

Öğle sonu uykuya dalardı insanların
Kapanırdı çarşı pazar
yalnızca yabancılar
dolaşırlardı caddelerde,
Bir gariplik çökerdi üzerime o vakitlerde
bir ıssızlık
bir yalnızlık
kuşlar bile uyur kalırdı
defne kokulu bahçelerde…

Günün en kalabalık saatlerinde
afiş asardı duvarlara devrimciler,
Sıcak insanlar seliydi her yanın
ikiye katlardı yaz aylarında
şehrin kalabalıklarını turistler…

Anılarımda
ayrılan sevgililer gibi kaldın
ve dönüş bekleyen hasretler,
En güvenli yerinde saklardın
en güvenli yerinde yatıp kalkardı
kaçaklar, parasızlar, yabancılar,
Giremezdi okul bahçelerine polisler…

25/7/2018
Melbourne

120


ATHİNA
Athina !
Agapi mu..!
Senin bağrında yanan ateş
benim de kalbimde yanıyor,
Kanıyor
acın göz bebeklerimde !
İkinci yurdum
aşkım
kavgam
umudum,
Dost insanlar diyarı
kaçıp karanlıklardan
ışığa kavuştuğum ..!
Ne söylesem azdır sana
ne desem yetmez
senin bende olan hakkına !
Güzellik ve dostluk otağı
Bilimin, aydınlığın beşiği,
S’aga pao Athina….

25/7/2018
Melvurno

121

BARIŞ VE AYDINLIĞIN ABLASI

Güvercinler uçuşurdu yüreğinden
ve zeytin dalları
meyveye dururdu ellerinde,
Zindanların karanlığında ışıktın
Barış mücadelesinde
ve özgürlük direnişlerinde
yalım yalım yanan meşale…

Sen onur direnişinin simgesi
Sen tüm ezilenlerin sevgilisi
Sen Anadolu anasıydın
cömert ve mert
korkusuz, cesur ve alnı ak,
Adalet ve hak
barış ve mutluluk
duygularıyla dalgalanırdı bağrın,
Işırdı gözlerinde gelecek günler
Sökerdi şafak…

1/9/2018
Melbourne

122


SARI SICAK
-Yaşar Kemal’e saygıyla

Bir sarı sıcak çöker
kuşlukleyin yaşam üstüne
yakar cayır cayır
ateşinde taşı-toprağı,
Yalım yükselir topraktan
fokur fokur kaynatır suları…

Solar
dallarda
yeşil yapraklar,
Baygın yatar
palmiye altlarında
aşk vurgunu kumrular…

Göğünür ırgatların yanık yüzleri
susuz-gölgesiz pamuk tarlalarında,
Fırında ekmek gibi pişer gün
Seraba keser dağlar, ovalar
Tümden alev harmanıdır yer yüzü
kızgın sacdan göğün altında..!

6/8/2018
Melbourne

123


Mehmed Sarı
Kayıt Tarihi : 26.9.2018 04:22:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!

Mehmed Sarı