Yağmur gibi yalanın var, ufak atta civciv yesin
Zehir verse anlamazsın, çok tatlı dilli bilesin
Ulan az yavşak değilsin, sen nasıl bir şerefsizsin
Bir adın firavun değil, çok şeyde ondan öndesin
Ne hırsmış bu ruhundaki, doymadın yedin de yedin
Bana dair neyi merak edersin?
Boş ver gitsin, zamanla öğrenirsin
Öğrenir de beni öyle seversin
Bırak beni bana kendini anlat
Neyi sever, neyi yerde içersin?
Bir dost vardı, Afyon’lu
Köylüydü benim gibi
Ben Fenerli, O Cimbomlu,
Olsun, sorun değildi.
Biz anlaşırdık ne olsa
Frekanslar uyardı.
Bir hayat ki sende aklım
Ne kavuştum ne bıraktım
Senden gayrıya ıraktım
Bir hayat ki sende aklım
Eskimeyen şu hafızam
Şu garibe acı nolur
Bu fakirde kulun olur
Senden gayrısı mı olur?
Bu fakirde kulun olur
İsyanım çok biliyorum
Şu caminin önüne kalabalık toplanmış
Bazısın gözü nemli bilmem niye ıslanmış
Gördüm önde bir tabut meğer ki ölen varmış
İşte insana ibret ne yapsan ölüm varmış
Bak ezan okunuyor bir farzın vakti gelmiş
Neydi nasıl olmuştu bu gitmişti aklım başımdan
Gözlerine baktığımda ilgimi kestim dünyadan
Ekseninde dönüyordum çıkamıyordum komadan
Sonra gidişin öldürdü çıkamadım bu mezardan
Çok yalvardım diller döktüm dönmedin şu inadından
Ölüm kapında beklerken
Her gün yenisin eklerken
Gelenler elbet giderken
Daha neyin davasıdır
İhtiras ile yaşarken
Doğrular çoğaldı herkese göre
Değişti bildiğim yurt ile yöre
Ne etik ne ahlak, anane, töre
Çekip gitti bizim ellerimizden
Menfaat çarkını çeviren kişi
Dört mevsimin dördünde
Nerden baksan güzel be!
Bir kadim şehir işte
Şehir Eskişehir’dir
Huzur var doğasında




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!