30.03.1966'da Eskişehir'de doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini bu ilde tamamladı.
1983' de Ankara Üniversitesi, Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümüne girdi, 1987'de mezun oldu. Halen Ankara'da ikamet eden yazarın şiirle ilgisi üniversite yıllarında başladı ve günümüze dek amatörce devam etti.
Lise yıllarında başlayan tiyatro aşkı, üniversite yıllarında profesyonel bir uğraşa dönüştü. 1990'da, kurucularından da olduğu Ankara Komedi Sahnesi'nde oyuncu, yazar ve yönetmen olarak çok sayıda oyunda görev aldı.
TRT'de çok sayıda dizi ve programda oyuncu ve senarist olarak görev yaptı.
Halen aynı tiyatroda sanat yönetmeni ve ANKAMall Sanatolia Sahnesi'nde yönetici olarak görev yapan yazar, bir moda magazin dergisinin de editörlüğünü yürütmekte.
Eserleri
ÇOCUK OYUNLARI:
-Çok Geç Olmadan (Çevre Bakanlığı sahneledi-1999) ,
-Keloğlan Keleşoğlan,
-Sincap Sinsin (Çevre ve Orman Bakanlığı sahneledi 1997)
-Nasreddin Hoca ile Eşeği Sürmeli (Yenimahalle Belediyesi ve AKS Tarafından Sahnelendi 2004-5)
-Sınır Taşı (Altındağ Belediyesi - 1995)
-Afacanlar Rüya Aleminde (Çevre ve Orman Bak. sahneledi)
-Çizmeli Kedi Deve Karşı,
-Keloğlan Veziroğlan,
-İnatçı Keçi (Çevre ve Orman Bakanlığı sahneledi) ,
TV. SENARYOLARI:
-Baba Ocağı - TRT Ankara - 2001-2003
-Gide Gide GAP - TRT Ankara
-Yaşam ve Melodi - TRT Ankara
-PTT 150. Yıl, DHMİ ve Alaçatı Belgeselleri....
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!