Ali İhsan Ünal Şiirleri - Şair Ali İhsan ...

0

TAKİPÇİ

Hayatı dolu dolu yaşamayı seven ve öğrenmenin sınırı yok diyen birisi olarak. Tiyatro ve şiir aşığı biriyim. Tiyatro oyunculuğu yapıyorum şiir yazıyorum daha bir çok şey... Yani hayat 5 dk sonrasının ne olacağınını söylemediğinden ben hiç bir şeyimi o 5 dk ya ertelemmeye gayret gösteriyorum.

Ali İhsan Ünal

Sesini duyunca söyleyeceklerimi unutmam,
Dün anlatacaklarımın bugün aklıma gelmesi
Hafızamın senden başka bir şeye ihtiyacı olmadığındandır.
Anlatacaklarım belki söylemek istediklerimin yarısıdır ama
Bunları bile bir araya getirmek,
Bu bedenin yapacağı en mükemmel bir iştir.

Devamını Oku
Ali İhsan Ünal

Dikkat! ! !
İlerde çevirme var,
Üç beş üniformalı haraç kesiyormuş.
Şairler hakkında şiir yasağı konulmuş,
Benden söylemesi,
Bir düğme altı aydan başlıyormuş…

Devamını Oku
Ali İhsan Ünal

Merhaba dostum.
Yine ben geldim ama bu kez ellerim boş, sana verecek simit’im yok. Ama sana anlatacak bir hikâyem var. Bugün sohbeti yavan yapacağız. Dün onu gördüm…
Bakma bana öyle, sadece durup izledim. Biliyorum kızacaksın, kanadın kırık olmasa beklide beni yalnız bırakacaksın. Ama dinle…
Ben onu gördüm o beni tanımadı…
Manav’ın orada karşılaştık biraz erik aldı, beli ki halen erik seviyor. Tıpkı eskisi gibi tadına bakarak “hım çok güzelmiş” dediği an; ben… Ben bir an gözlerimin dolduğunu fark ettim. Ve “ne kadar olsun hanımefendi” dedim. O “ fazla değil bir kg yeterli, zaten çok yediğimden değil… Yıllardır arıyorum ama ilk yediğim erik tadını bir türlü bulamıyorum.” Hafif tebessüm ederek “ ilk tat başkadır, tıpkı ilk aşk gibi” dedim. Sonra gözlerimin içine bakarak güldü ve teşekkür ederek gitti. Elinden tutup, ben Ahmet tanımadın mı? Demek istedim. Ama belli ki ben hiç değişmemişim korktum…
Bulunduğum yere yığıldım, dudaklarıma düşen yaşları yuttum. Görenlere “manav Ahmet ağladı sonunda” dedirtirmiyim.

Devamını Oku
Ali İhsan Ünal

Ne kadar bu yazdığım son mektup desem de…
Noktayı koyduktan sonra bir şeyler depreşiyor içimde. O yüzden öyle ki sana yazacağım mektupların bir sonu olmayacak ve belki unuttuğun bir şeyleri hatırlatmak isteyecek ellerim..

Bana geldiğinde kimsesizdin.
Her şeyin tam takırdı, oysa sen hep yarımdın daha doğrusu sen sen değildin.
Arkasına saklandığın elbiselerin sana yalnız olmadığını söylüyor ve sen bu yalana göz göre göre inanıyordun. Bir elinde dumanlattığın sigara bir elinde boştu oysa.

Devamını Oku
Ali İhsan Ünal

Durulursa eğer bulanık deniz.
Mavi sular da balık olmak,
Dalgalarıyla boğuş hoş olurdu.
Bir balıkçının oltasına takılmadan,
Güneşi su altından selamlamak ne güzel…
Ama deniz büyük ve üstelik rüzgâr var.

Devamını Oku
Ali İhsan Ünal

Bir gökyüzüne sahibim.
Bazen yağmurlu,
Bazen güneşli.
Bazen bulutlu,
Bazen de masmavi.
Ama…

Devamını Oku
Ali İhsan Ünal

Satırlarıma başlamadan önce, bir şeyi bilmeni istiyorum.
''Bu mektubu neden yazdığımı bende bilmiyorum''
Şafak vaktinde çay ile simit yemek gibi bir şeydi seni tanımak.
Soğuk bir sabahta sıcağın buharına karışıp bulut gibi gölge olmaktı kurak topraklarda saçlarına. Hiç sevmediğim bir şeye aşık olmak ve tutarsızlığımı ile binip gitmekti beyaz bir vapura. Aslında en koyusundan bir renk seçip onu yaşamaktı beyazın ortasında. Sırıtacağını bile bile maviye pembe yamalamak gibi. Omuzlarımı düşürmeden, suratımı asmadan nedensiz yere ağlamaktı parmaklarına dayanıp.
Ara ara şüpheye düşüp deli olduğunu düşünürcesine suçlamaktı ve duvara bakarak anlatmaktı hayatının en güzel sesini. Yok yok sen o değilsin o olsan dahi bir duvar kadar soğuk değilsin. Bilirim teninin ne kadar sıcak olduğunu, yanıltmazsın diktiğim ceviz ağacının dibine düşen çiğ tanelerini. Sen sıcaktın. Bende bunu unutacak kadar soğuk değilim. Seni çizmeye çalışıyorum saman kâğıdına her seferin de bir yerin eksik kalıyor ve yüzünü çizmeye hiç cesaret edemedim. Tutuşuyordu sayfaların kenarı ne yalan söyleyeyim ben o ateşi hiç söndüremedim. Şimdi küllerden ibaret bir ''Kervan saray'a'' sahibim.
Göç ediyordu her seferinde kokun sakladığım ipek mendilinden. Daha demir yolu kurulmadan, her seferinde siren sesi ile uyanıyordu çiçeklerim, bu yüzden leylekler yuva yapmıyordu sarayımın bacasına.

Devamını Oku
Ali İhsan Ünal

Terezina....
İsmini hatırladım dün gece, gördüğüm bir kağıt sayfasında.
Beynimin 15 yıldır gebe kaldığı düşüncemin doğum sebebi Terezina.
İsminin geçtiği her an dudaklarımda bir gemi vuruyor karaya.
Rodos'un narin çiceği...
Gözlerini hatırladıkça gökyüzüne nispet yapıyorum ve binlerce güneş doğuyor saçlarında.

Devamını Oku
Ali İhsan Ünal

Terezina...
Gökyüzümdün,
Mavini kaybettim.
Güneşimdin,
Sıcaklığını.
Şimdi, nefesinin bıraktığı dudaklarından başka hiç birşey kalmadı,

Devamını Oku
Ali İhsan Ünal

Bir kapı eşiğinde göz göze geliyoruz. Sen merhaba diyorsun, bende sana karşılık veriyorum.
Sonra bir düğün salonunda karşılaşıyoruz.
Bir an gözlerine takılıyor gözlerim, ilk kez bu kadar uzun bakıyorum sana. Sonra bir sigaraya yenik düşüyor sevincim dışarı çıkıyorum, sigara içerken seni düşlüyorum hiç olmadık bir anda kafama takıyorum. Sonra beynime çakılıyor sesin ve ben sesinin titreşimlerinde aşk aramaya başlıyorum. Sigarayı yarım bırakarak içeri giriyorum. Karşımda ilk gözüme takılan yine sen oluyorsun. Hayır diyorum kendime, olmaz diyorum, ama olmuyor dediğim gibi. Ben kalbime yenik düşüyorum. Yanına gelip konuşmak için bahaneler uyduruyorum kendimce, aslında saçmaladığımın farkındayım. Seninle baş başa kalmak için ateş istiyorum ve sigara teklifinde bulunuyorum. Saçmalıyorum yine, sonra kararımı değiştirip “neyse sen kal ben içip geleyim” diyorum. En kötüsü düğün salonunda olduğumuzu unutmuşum. Sonra telefon çalıyor ve yine sen “nerde kaldın gelsene” diyorsun. Ben “birazdan geliyorum” diyerek telefonu kapatıyorum. Aklım karma karışık öyle bir dünyaya açılmış ki kapılar, ben dans’ı unutmuşum. İçeri geldiğimde dans edilecek diyorlar, ben direk gözlerine bakarak seni dansa kaldırıyorum…
Sonra ellerin boynumda ve sen hiç olmadığın kadar yakınımdasın. Ellerim belin de ve fonda “Balıma” şarkısı ben bulutların üzerinde sen kanatlarım olmuşsun. En kötüsü yaşadığım bu büyük aşkın sen farkında değilsin aslında bende farkında değilim. Müzik sanki bizim için çalıyor, sahne bomboş bir sen birde ben, herkes bizi izliyor. İki de bir bir şeyler söylüyorum, sende her seferinde kafanı sallayarak gülüyorsun. Ve dans bitiyor sonra ben kendimi dışarı atıyorum beynim tamamen savaş veriyor kalbim ile bedenim olan bitenden habersiz. Ve vakit bitiyor ben seni eve bırakıyorum ki aklım başımda değil. Eve geldiğimde içim içime sığmıyor. Ben sana duygularımı açıklamaya karar veriyorum başka çarede bırakmıyor aslında kalbim. Söylüyorum âşık olduğumu, sen şaşkınlık içinde, ben ardı ardına şarkılar armağan ediyorum. Seni konuşturmuyorum sen sorular yöneltiyorsun bana ben hepsine “âşık oldum, bunun bir süreci yok bir anda bir bakış ile içime bir şey oldu ve başka bir göz ile baktım sana sonrasında aklım başımdan gitti” diyerek sana belli etmeden kızıyorum kendime “keşke söylemeseydim şimdi hepten kaybedeceğim”. En sonunda kabul ediyorsun her şey o kadar güzel gidiyor ki, ben sana iki günde sevdiğimi söylüyorum ve sevdiğimi söylediğim gün sana haksızlık ediyorum. Ne yazık ki bu kez kalbime değil gururuma yenik düşüyorum ve bir hayat için milyonlara değer bir kalbi kırıyorum. Hayatım da ilk olan aşkın yerine, başkalarının düşüncelerini göz önüne alarak istemediğim bir şeyi yapıyorum. İlk hatam da orada oluyor, pişmanlığın faydası yok çünkü hak etmediği bir şey yapmıştım ve hak etmediğim denizlere yelken açmıştım. Sonrası her şey tersine gitmeye başlıyor, aklımdan bir türlü çıkaramıyor üstelik gittikçe bağlanmaya başlıyorum sana. İlk defa verdiğim karar karşısında başımı öne eğiyorum. Suçluluk duygusu gönderdiğin mesajlar ile bedenimi param parça ediyor, pişmanım diye haykırıyorum ama çok geç artık sen yoksun.

Sonra tekrar karşılaşıyoruz aslında en başından kaybettiğimin farkındayım ama şansımı halen daha zorluyorum. Bu defa da hırsıma yenik düşüyor ve ikinci hatamı yapıyorum. Sesinin kulağımı dökülmüş bir cıva olduğunu unutmuşum. Her şeyi doğru yaptığıma inanırdım ama sen hariç her şey yanlış. İnsanın yaptığı hataları, hatayı yaptığına anlatması ne zor! Her şey bir yana, yüzünün kızarıklığını saklamak imkânsız ve sonrasında sevdiğini, âşık olduğunu söylemek. Son olarak yürüdüğümüz o yol, berbat cümlelerle kirlettiğim ve layık olmadığım bir yüreği hak etmediği şekilde kırılmasının sebebi olmak. Her şeyi ile haklıydı ve her şeyi ile güzel bir aşktı. Fakat ben acemi bir âşıktım…

Devamını Oku