Ellerimi şarkılarla bağlıyorum
Türkülerle tarıyorum saçımı.
Oğlumun gülücüklerini bir yere saklamasan
Söylesen
Bulutlar tutuklanmasa
Gözlerinin rengine uygun kafiye aradığımı
İnkar edersem yalan olur günaha girerim.
Yolum bir bedestene düştü.
Sordum satıcıya
-“Var mı sende sevdiğimin kızıla kaçan saç rengine
Ne varsa dünde kaldı unutuldu yaşananlar
Ey yorgun şair dönüşü olmayan yollara
Sürme şiirin al yeleli atını
Çünkü hüzün kenarları oyalı yazma /
Dört ucu gül işlemeli mendildir;
Sevda çiçeklerini bir, bir sarıp sarmalayan
Evlerin saçaklarına saklanan
serçeleri üşüten rüzgar.
Sarı yaprakları saçından tutup
sokak sokak sürükleyen rüzgar.
Yorulmadın mı koşturmaktan
Oturup biraz dinlensen diyorum
Karanlıkların yorgunluğuma
Koşturduğu türküler
Gece ne güzel
El ayak çekilince
Çocuk beşiklerinde
Kapalı gözlerime ses etmeden gelir.
O evin bahçesindeki dut ağacından
Mavi bir güvercin havalanmıştı
Kanatları ebruli.
Karpuzatanın tozlu yollarında
Söğüt dalından atlarımızla
Sen
Sabahtan
Akşama
Hep yanlış kapılar çaldın. Kimi aradın
Demediler. Enine boyuna dolu bilmem kaç
Sayfalara mektuplar yazdın. Bilmem kaç
OĞUZELİ’NDE BİR BAYRAM SABAHI
YEDİ YAŞ ÇOCUKLUĞUM
VE BABAMIN KOKUSU
Akşamın duvarına yaslanmış
O ahşap merdivenin
Duramam kırbaçlandı atım
Kuşandım mermilerimi
Tüm sevdalarımı barutladım.
Parmağım tetiğe paslı benim
Türkülerdendir sigaram
Sen benim büyüyen susuzluğum
Bir su başına oturtsam seni
Sen adına yalnızlık dediğim acını
Susuzluğumun yanı başına otursana
Sen benim çoğalan bunalımım /baş belam/
Neylesem seni




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!