45 yaşındayım
Eserleri
GÜLÜM
Gözlerin gözlerime, eller gibi bakıyor,
İçimde bir ateş var, ciğerimi yakıyor,
Ömür bir su misali, ara vermez akıyor,
Yalvarışlarım sana, dilim aşkla şakıyor...
Hayatın yükü ağır, kalmadı hiç takatım,
Ben de koşsun isterdim, yeşilliklere atım,
Ne tadım var ne tuzum, kalmadı hiç rahatım,
Anlatsana birtanem, sevmek mi kabahatım?..
Gül yaprağını dökmüş, dut yemiş bir bülbülüm,
Yerime koy kendini, vicdanına sor gülüm,
Geriye ne kaldı ki, savruluyor bak külüm,
Seni böyle severken, bilmem niyedir zulüm?
Benden ayrıldığında, gönlün bilmem olur mu?
Böyle hesapsız seven, arasan bulunur mu?
Şimdi kızgın öfkeli, bir zaman durulur mu?
Aşkını taşıyana, arkadan vurulur mu?..
Hiç bir gayem olmadı, bir tek seni istedim,
Senin gönlün bilemez, kalpte aşkı besledim,
Bakla sofa yuvamız, üçte çocuk diledim,
Ben bu aşkın ğruna, bilsen neler eledim..
Ali Altay TURAN
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




-
Meltem Gürsul
Tüm YorumlarMadımak şiiriniz harika.