02,03,1983 yılında Konya'nın Bozkır ilçesinin Dereköy kasabasında doğdu. İlk öğretim ve Anadolu lisesini Konya'nın çeşitli ilçelerinde tamamladı. Dokuz Eylül Üniversitesi fen bilgisi/fen ve teknoloji öğretmenliğini bitirdi.Halen öğretmenlik yapmaktadır.
Çocukluk yıllarını doya doya yaşadı. 1996 yılına kadar şiir, edebiyat, şarkı, türkü vs.sanatsal olgulardan uzaktan yakından alakası olmadı. İlk olarak tanışması sonradan sözlerinin tanınmış aşık, ozan, şair olduğunu sonradan öğrendiği türküler ile oldu. Türkü sözlerinden çok etkilendi. Bir kaç yıl sonra şiire ve şairlere özenmeye başladı. İlk olarak 1999 yılında şiir denemeleri yaptı. Bir kaç kişiye gösterdi yazdıklarından güzel tepkiler aldı.
Ancak kendi yazdığı şiirlerin okuyan diğer kişileri, tıpkı kendisinde de olduğu gibi, etkileyebileceğini ve insanların yazdıklarından dolayı yanlış yola sapabilecekleri kanısına vardı. Bu yüzden şiirin devamını getirmekten çekindi. 3 sene şiir yazmadı ancak şiir yazmak dermansız hastalık gibi bulaşmıştı. Bu süre zarfında harhangi bir şekilde yazılı olarak kaydetmediği onlarca şiirin denemesini kendi içinde yaptı.
Yunus Emre'nin ve Mevlana'nın da şiir yazdığı ve insanları yanlış kötü işlere bulaştırmadığının, aksine onları güzel ve hayırlı işlere yönlendirdiği, güzel duygulara sevk ettiği düşüncesine sahip olduğu zaman şiirlerini yazmaya karar verdi. 2002 yılında önceden yazmış olduğu ilk şiirlerini yırtıp attı ve yeniden şiir yazmaya başladı. Bu tarihten sonra yazdığı yazdığı şiirleri yayınlamaktadır.
Sayısal çıkışlı olduğu için şiirlerinde mantık ve tasarım yapma özelliklerini duygularla beraber kullandı. Bir bakıma şiir tasarladı. Kendi ifadesi ile düşünce üzerine duygu; duygu üzerine düşünce işledi. Bu özelliği toplumsal duyarlılığı olan hiciv şiirleri de yazabildi.
Eserleri
Ali Ekber Kurtuluş müztear ismi ile 'Aşkı Anlamak'(eylül 2007) isimli kitap gündüzkitabevi yayınlarından çıktı.
İnternet üzerinden kitap temini için
www.gündüzkitabevi.com.tr
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




-
Murat Şenerler
Tüm YorumlarYeni kitabınızla birlikte nice başarılara inşallah..