Yirminci yüzyılındayken ömrünün,
Paryadan patron,
Haybeden aşk,
Asılsız ihbarlar; kemirgen.
Aklın evvelse eyvah, konuşursan yuh.
Ayağına taş değmiş zayıf,
Elini tutmuşlar çaresiz,
Yüzün asılır suratsız,
Düşünürsen tutarsızsın.
Nihayet yine sen kadar hep,
En nihayeti yoldasın gayet.
Tut ki gözlerin dolar,
Tut ki yurdun tümü...
Mağrur edası yürürken yola,
Yekinir dilim işte böyle.
İşte böyle is renkli gecede,
İşte böyle yalınayak,
İşte böyle kurak,
Böyle topukta pıtrak koşmak istiyorum,
Koşmak istiyorum, koşmak,
İşte böyle koşmak.
Koşmak istiyorum kanayarak, anlayarak;
Koşmak istiyorum bağırıp ussuz,
Kaçarak düşsüz koşmak istiyorum.
Koşmak istiyorum, koşmak,
Koşmak istiyorum,
Bazen de yok olmak.
Aleyhime düşler ısırıyor usumun kemiğini,
Bitmek bilmez dalaşmaklar ciğerimdeki,
İndiriyor hırsımı kaçmanın kahve rengine.
Bilirim ki bu durma beni çağıldatacak;
Başım eğikse de bakışım dik, yürürdü talih üzerimden,
Vakur ve gururlu dediler, halbuki makus ve ceberrut.
Düş mü?
Nazım gibi düşünür, Fazıl gibi çalardım.
Küstüm;
Kazım gibi yazar, Volkan gibi söylerim.
Bildin!
Yazdığım attırık, söylediğim öttürük velhasıl.
Ama gizli.
Bir bilemedim nereden gelir bu aktarı devası.
İşte böyle bazen koşmak istiyorum,
Çoğu zaman yok olmak.
Her neyse.
Her şeye hakkım yok.
Kayıt Tarihi : 19.10.2026 21:27:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!