Bir Mayıs akşamıydı,
gökyüzü masum, yollar sakindi.
Benim içim ise senle doluydu,
her adımda sana varıyordum,
her nefeste, seninle yaşıyordum.
Karanlıkta kaldım..
Sokaklara alışırdım da, ben gönlünün karanlığında kaldım.
Nasıl bir acıdır, bin defa ölüp, bin cefa doğuyorum.
Ne nasihatler, Ne teselliler duyuyorum fakat
Bana iyi gelen her şeyi yiyip yutuyorum, yine de gözlerimi sana yumuyorum.
Biliyoruz, beton duvarların ne kadar soğuk olduğunu.
Geceleri iliklere işlediğini, gündüzleri bile üşütebileceğini.
Demir kapılar kapanırken çıkan sesin,
Bir yüreği paramparça edebileceğini.
Biliyoruz, koğuşların geceleri sessiz göründüğünü.
♂️♂️♂️♂️♂️♂️♂️♂️♂️♂️♂️
Yine akşam, yine gurbet, yine başımda efkâr
Ve yine içimde şarkılı sesin
Gözlerimde çizgi çizgi duraklar,
Duraklarda hayâl meyâl sen misin? - Yavuz Bülent Bakiler
--------------------------
Söyle Üstadım...
Zaman mı insanı eskitir, İnsan mı zamanı eritir?
Aynadaki o yorgun yüze her baktığımda
Gözyaşlarım, kalbimin semalarına,
yağmurlu bir akşam sunuyor durmadan.
Aklımın penceresinden içeri bakanlar,
İtrail denen kukla, masumlara kıyandır,
Ya Rab sen şehidimi, Cennetinde uyandır!
“İtrail” diye geçer, tarihe kara adın,
Müjdemiz yakındır bak, kalmadı pek miadın!
Mecnun çöllere, ben yollara düştüm
Hangi çıkmazdasın, söyle sevgili
Hasreti, kaldırımlarla bölüştüm
Ne yaptım ben sana, böyle sevgili
Senin için, it kopukla dövüştüm
Ben gündüzleri unuturum, sana gecem desinler.
Bana yazılmamış şiirler, sana kalem desinler.
Bana cehennem, sana çıram desinler.
Bana amansız hastalık, sana çarem desinler
Alev ateş yanıyordum senin için.
Üstümden çağlar geçti, ben yine ayaktayım.
Ozanların dilinde, gizli bir uyaktayım.
Bir yakam garb'a bakar, bir yakam bakar şark'a.
Benim gibi bir nimet, nasiptir şanlı Türk'e.
On iki kişi, Madleen'le çıktık yola.
Rotamız Gazzeydi, vermedik mola.
Bastılar madleen'i, sonumuz hayrola.
Viran olan ailemiz, hanemizdi Gazze..
Müslümanın göz yaşı, dinmeden orada.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!