AKIL, BİLİM VE İLİM
Dini öğretileri, aklın, bilimin ve ilmin övüne geçiren toplumlar hep çağdaş uygarlıktan, medeniyetten ve
sanayileşmekten yoksun kalmış, yoksul olmuşlardır.
Akıl insanların en büyük sermeyesidir. Çünkü insanlar doğru ile yanlışı ancak akıllarını çalıştırarak bulurlar. Aklını çalıştırmayan insanlar, aklını çalıştıran insanların kulları ve köleleri olarak yaşarlar.
Onların çıkar ve menfaatlerini, kendi çıkar ve menfaatlerinin üstünde görür ve tutarlar. Onlara karın tokluğuna hizmetkar olurlar.
Onları kendilerinden çok akıllı ve bilge insanlar zannederler. Örnek Müslüman ülkelerle, gayrı Müslüm denilen ülkelerdir. Başka bir deyişle sanayileşemeyen Müslüman ülke halkları, sanayileşmiş Hristiyan ülke halklarının kulu, kölesi ve hizmetkârı olarak yaşamaya mahkûm olmuşlardır. Yukarıda örnekte de olduğu gibi…
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta