Aidiyet 01 Şiiri - Bayram Kaya

Bayram Kaya
2378

ŞİİR


8

TAKİPÇİ

Aidiyet 01

1-] Bir sosyal birlik yapı içinde olmayan insan gelişemez. İnsanın sosyal birlik yapı içi ilişkilenmesi (aidiyeti) insanın topluma gidecek sürecinin temelidir.

İlk sosyal birlikler aynı klan kişilerinin bir organ el oluş ocaklığı nedeniyle, bir anlamda süt (kan akrabalığı) kardeşliği ilişkisi içinde kardeştiler. Diğer doğuran klan üyelerinin sütü, kendisini doğuran kadının sütü gibi idi, de. Böylesi bir geçişme düşünü öznelliği ve yaşanması var olmalıydı. Aynı sütü emme, ilk sosyal birliğin cinsel ilişki kurmasının da cevazı olmalı idi. Ki başka sosyal aidiyetle ciması yasaktan bir tabudur.

Aitlik sosyolojik birimlerin, kendi içlerinden çıkıp, kendi dışlarına yansıyan ve dıştan insana, sosyal çevre olaraktan etkime yapan, bir iç dış girişmesidir de.

Kızım, oğlum, annem, eşim, köylüm, kader arkadaşım, yurttaşım, aynı yolun yolcusuyuz, arkadaşım, dostum, komşum, av arkadaşım, devrem vs. gibi söylemler sosyal aidiyetinizi belirler.

Emekçi, yatırımcı, iş ortaklığı, üretimden gelen güç, kanun, hukuk, meslektaş, öğretmenim vs. gibi olan tüm söylemler; aitti olucu yaklaşım belirtme ve bağıntı kurmanın girişmesi de toplumsa aitti olurla yaklaşımıdırlar. Sosyo toplumsa yapı içindeki insan bu kabilden bağıntı kuramadıkları zaman sürekli davranamazlar.

Aidiyeti oluşçu girişme, dıştan olan en önemli sosyo toplumsa davranışların temelidirler. Kesikli sürekli olan davranışlar da; tutum, alışma oluşla kurallaşır ve giderek organize olurlar. Birbirinden haberli olan sırlamalarla, şebeke (ağ) sistemine dönüşürler.

Aidiyeti ortam olmazsa, okunabilir bir ortam yok demektir. Ve sizler davranışça beliremezsiniz. Var olan belirmenizde bir parazit olmaktan öteye gidemez. Yani aiti olunamayan ortamlarda sizler birer parazitsinizdir. Parzitlerde düzgün ortamların istenir talep edilir bir okunma türü değildirler.

İnsanlık, sosyal birlikti komün dönemle birlikte, anlama ve anlatım gücündeki soyut algılı olan aktarımların etkisi ile en büyük aitti eşme biçimlenişini (uyruklaşmasını) , mana algılar üzerinden gerçek eştirdi. Her tür zorunlu ilişkisel değer ve girişmelerin nedense açıklaması böylece mana algılı anlatımlarla insanlığın üzerine devineceği, zaman zemin alan devinmesi haline dönüştürülüyordu.

Yaşamla olan bu sıkı bağımlılık insan mücadelesinin, barış ve savaş zeminlerini içine sıkıştırışla hali icabın durumuna göre kah barış, kah savaş etkin oluşla nesnel değilse de, mana zeminini gelecek kuşaklara aktarıyordu. Bu algıların ilk somut hali totem kutsallık algısıdır. Mülkiyetti ilişkilerle dini sistemlere dönüşen bu algı, sosyal gen aktarımının, en güçlü aitti eşme çekey tabanı olmuştur. Sosyal aiti anlama kavramında bu ilke hala aynı güçte Dünya sathında etkin süreçler ortaya koymaktadır.

Aidiyet, bir bağ ilişkisidir. Bir grup çekimlik ilişkisidir. Bilinmeyen bir sosyal organize ortamın, rehberce izleğidir. Ortamların, özneye dayattığı bilinmezliğine karşın, özneler de duyulan, tedirginlikçe algıların kaygısını gideren, iz davranışlarında oluşur.

İşte kişiyi bu bilinmez olanın tedirginliğinden kurtararak ve kişiye, bilinir olanın yol haritasını sunan, bir yönelimce direktif eler aiti eşmedir. Böylece aidiyetler, pusula gibi yönelim yaptıran bir oluşla kişileri davrandırır bir sosyal ortam kılavuzdurlar. Sosyal çevre bu aidiyetliği size beşikten mezara değin algılatır.

Bir sosyal birlik yapı içinde olmayan insan, ruhen gelişemez. İnsanın sosyal birlik yapı içi ilişkilenmesi (aidiyeti) insanın topluma gidecek sürecinin de, temelidir.

İlk sosyal birlikler aynı klan kişilerinin bir organ el oluş ocaklığı nedeniyle, ittifak içine girdiklerinde bir anlamda süt (kan akrabalığı) kardeşliği ilişkisi içinde olan bir kardeştiler. Kişilere, diğer doğuran klan üyelerinin sütü, kendisini doğuran kadının sütü gibi idi, de. Böylesi bir geçişme düşünü öznelliği ve yaşanması var olmalıydı. Aynı sütü emmeye dek kardeş eşilme, olum laması, ilk sosyal birlikler içi cinsel ilişki kurmasının da kardeş eşilmeye değin zorunlu bir cevazı olmalı idi. Bir grup aidiyeti diğer bir başka karşı sosyal birlik aidiyetle ciması ve onların sütünü içmesi yasaktan bir tabudur.

Aitlik; sosyolojik birimlerin (kişinin) , kendi içlerinden çıkıp, kendi dışlarına (sosyal birlik olan dışlarına) yansır. Ve yine dıştan da (kişiler sosyal birliğinin tüzelliği içindedirler) insana, sosyal çevre olaraktan etkime yapan, bir iç-dış girişmesidir de ait eşme.

Aidiyet aynı sosyal birlik içinde, bir organize oluştur. Uykunuz geliyorsa, bunu girişen davranışlarınıza sebep kılışla bilgi gibi, bilgi yerine açıklamak ve o açıklamanın davranışçı yorumunu ortaya koymaktır.

Başlangıç koşullarında, aidiyetlik bilgi ve bilgilenmenin yerini alan, bir nedensellik ilişkisi koymanın, sosyal olaraktan, biçimlenişidir de. Sosyolojik olarak kişiler, aidiyet yapılanması ile kendisini ortaya korlar. Aiti tutumunuz, yapılanlara bir neden olur. Yapılanlara bir bilme olur. İnsan eğilimi böylece çekimsenip girişir.

Organik düzlemlerde, sosyolojik boyutlardaki kimi toplumsal ve sosyal işleyişler; siyasi durumlara yalancı, mazeretçe, nedensellikler için konu istismarı da olurlar. Aidiyetlik çok sıkı bir etnik birlik bağı iken, gittikçe çürüyen bir süreçle, işlemeye çok müsait bir sömürü kaynağı olmasına dek giriştirmesi de, vardır.

Sömürü eksenli olacak aiti eşmeleri inorganik süreçlerde bulamazsınız. Örneğin, iki hidrojen oksijenle yalancıktan bir girişişte, su olacak bir sürece devinemezler. Oysa insan inançları ile mevcut süreci, ağır aksak hileleriyle, süreci hızlı değişmenin aracı yapmasalar da, süreci rantabl olacak şekilde, getirimli, verimli olacaktan, inançları mevcut sürecin içinde tutacaktan sürdürebilirler. Bu da insanın, organize olabilmesinin buluş yararcı devinmesinin içindeki, süreci kimi kez çürüten kurdudur da.

Böylesi bir aitçe organize, kendiliğinden bir otorite ve kendiliğinden bir meşrulaşmayı ya da meşru olmama gibi algılama baskısını da ortaya koyacaktır. Aslında organizenin temeli, güçlü bir nedensellik bağıyla bağlı olan, birçok girişmelerden oluşur.

Aidiyet algısına açık oluşumuzun birinci nedeni, varlığın (olgu ve olay sürecinin) , birleşme ve ayrılma temel düzlemce durumunun eğilim eşmesidir. İkincisi de; biyolojik aktarım çelişmeleridir. Eşeyli kişi, iki ayrı hücre zaman düzleminden (gametler ortamından) gelmiştir. Farkı hücreler zaman düzleminiz, sizin olayları farklı algılayan çelişmelerinizin girişmiş olan düğüm cücüğünü de taşırlar.

Genlerin dominant ya da çekinik rolü olma çözümlerine rağmen, belirsizliğin yansıması vardır. Sürati intikaldeki eşeyimi çelişkiniz vardır. Yine farklı eşeylerin metabolizma zaman farkları çelişmesi vardır. Yine eşeylerden gelen her bir eşeyin temel gereksinimlerinin belirim zamanlarını yükseltme, alçaltma; dürtüyü öne alma gibi boyutlandırma yapılandırma zamanlar farkları vardır. İşte bu girişmelerinizin duygusunda oluşan kendi içsel çekimlikleriniz vardır. Farklı ve yansımaları belli belirsiz olan iç selinizin aidiyetine (birleşmesine, ayrılmasına) doğru yönelişimizde, bir arkaik zaman yansıması da vardır.

Bu sosyolojik girişmenin doğru ya da eğri okunur olması önemli değildir. Sizin aiti davranışınıza meşru olandır. Sosyal yorumlu olması, edimlerinize sosyal güç veren nedensellik oluşturur olması, önemlidir. Sosyal aidiyet dışta eğitimsel ve kimliksel bir ocak oluştur. Ocak oluş kalabalık bir aile bağıdır. İlkte özel bir anne baba kavramı olmayan, bir ebeveyn ata soy ilişkisi idi. Elbette anneye tabilik vardı. Anne koruyuculuğu ve anne şefkati vardı. Yavrunun anneye yönelimi gibisinden olacak, doğal duyguları da oluşmuştur. Ve bu anneye yönelen doğal duygu bir klana aitlikti.

Yavrunun, anneye ve babaya dek sigorta kılınışı, toplumsal düzlemli olan anne baba sosyal bağlılıktı olan sigorta sistemi yoktu. Bunun yerine sosyal güce bağlılığın tüzel sigortası yürürlükte idi. Bu dönemde yurt ya da aynı yerlilik bağı, aidiyetlik için tam bir yeterlilik değildir. Aynı yerli olan vatan bağı, daha sonraki yerleşik dönemle güçlenecek, bir ocak bağıdır. Bu dönem, belli aidiyetçe anlamalarla çekimli kılınmıştı. Belli bir beden dili ses dili, dilsel anlaşmaların ifadeleri ile toplu savunma ve toplu yeme, içme, barınma gibi birçok eylem ve ritlerini de zorunlu olarak bu çekimlik içinde girişirlerdi.

Sürecek

Bayram Kaya
Kayıt Tarihi : 29.4.2009 12:59:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Mehtap Altan
    Mehtap Altan

    Aitleşen sosyal birey, bu ilişkisel kültürle olay ve olguları aklında muhakeme eder ve onu dönüştürür. Bu dönüştürmeleri çevrenin iletişen biçimine enforme ederek gayet iyi iletişip haberleşir. İşte kişi bu yönelmeyi daha cenin iken ve bebekken ve çocukluk aşamalarında iken bizim dahlimiz olmadan tutumlatılacaktır. Yani yetişme çağındaki sosyal ve doğal çevre şartları bize; eğilim alanı olarak, eylem alanı, kendini ortaya koyma, ifade etme alanı; anlama, öğrenme benimseme, girişme alanı olarak tutumlatılmıştır.

    BU SERİYİ SİNDİRE SİNDİRE OKUMAK GEREK...

    HERBİR CÜMLE YAŞAM GERÇEĞİ İÇERİYOR HOCAM...

    SEVGİLER...

  • Osman Öcal
    Osman Öcal

    Ait olma; sendenim, sana aitim, senin gibiyim, seni anlıyorum, seninleyim deme iletişme ve enformasyon verme, devamlı sinyal gönderme etkinliğidir. Ki benzerleri ile girişen huzur ve güveni, birlikte bulma rahatlığını sağlar. Görsel, anlayışsal, sanal ve girişen imleşmelerdir.

    YİNE ANLAMLI BİR ÇALIŞMAYA İMZA ATIYORSUNUZ HOCAM. EMEK ZAMAN GÖNÜL VERİLEREK YAPILAN ÇALIŞMALARINIZI TAM PUANLA TEBRİK EDİYORUM.SELAM VE DUNA İLE.

TÜM YORUMLAR (2)