Ahseni takvim
Babacım, sen burada olsaydın şimdi,
Konuşurduk yeni icatlardan;
Cebimde bir makine şiir yazar desem,
Kaşın kalkardı, şüpheyle, yandan:
"Kelimeyi ben öğrettim sana," derdin,
"Makine nereden bilsin onu baştan?"
Teşekkür ederdim, birer birer,
Avucuma koyduğun kelimeler için.
"Ahsen-i takvim" demiştin bir gün,
Ben duvardaki takvimi sanmıştım, bilmeden;
Meğer insanmış en güzel biçim.
Şimdi anlıyorum ikisini birden:
En güzel suret de sendin, yapraklar da;
Biri kalbimde duruyor hâlâ,
Öbürü eksildi, sayfa sayfa.
Anlatırdım sana, kelimeler nasıl
Yol gösterdi bana karanlıkta, fener gibi;
Hangisi düşürdü, hangisi kaldırdı,
Hangisi sustu tam senin gibi.
Sen bir anda gitmedin, biliyorum,
Yavaş yavaş, yaprak yaprak koptun;
Takvim inceldi elimizde,
Biz son sayfayı hep uzak sandık.
"Ak akçe kara gün içindir" derler ya;
Babalar sevgiyi de öyle saklar, cepte.
Bilseydin günün bu kadar yakın olduğunu,
Eminim bozdururdun hepsini, bir hamlede.
Ama merak etme, ben buldum o cebi:
Öğrettiğin her kelimede bir avuç.
Şimdi senin yerine ben harcıyorum,
Ve tükenmiyor, babacım. Ne tuhaf, ne güzel bir borç.
Kayıt Tarihi : 10.10.2026 21:46:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Alzheimer hastalığının pencesinde 9 yılını gecirmis canım babamın anısına gozyaslarimla yazdığım bir şiir.




TÜM YORUMLAR (1)