Ah Hayat Şiiri - Hamit Atay

Hamit Atay
632

ŞİİR


1

TAKİPÇİ

Ah Hayat

Ah hayat…
Ben yaşadıklarımı yazarım;
gecelerin omzuma bıraktığı yükü,
sabahların yüzüme bakmadan kaçışını,
bir çay bardağında soğuyan umutları yazarım.
Yazarım ki içimde kalanlar boğmasın beni,
yazarım ki suskunluğum mezar olmasın kalbime.
Ben yaşadıklarımı yazarım hayat,
çünkü anlatacak kimsem kalmadı.
Bir “iyi misin?” sorusunun bile
ne kadar pahalıya satıldığını öğrendim bu yolda.
İnsanların yüzü vardı ama gölgesi yoktu,
sözleri vardı ama yükü bana bıraktılar.
Ben yazarken titrer elim,
çünkü her satır bir yerimden kopar.
Bir terk edilişin izi düşer harflere,
bir ihaneti saklar noktalama işaretleri.
Virgüller bile nefes almak içindir bende,
çünkü hayat cümle kurarken boğazımı sıktı.
Peki sen…
Sen yaşattıklarını okuyabilecek misin hayat?
Bir çocuğun gözlerinden aldığın güveni,
bir adamın kalbine ektiğin yalnızlığı,
bir adamın susarak ağladığı geceleri
okuyabilecek misin satır satır?
Okuyabilecek misin,
“dayan” diyerek sırtıma yüklediklerini?
Her düştüğümde
neden daha sert yere çarptığımı?
Her sevdiğimde
neden eksik sevildiğimi?
Ben yazarken utanmıyorum hayat,
çünkü acı ayıp değildir.
Ama sen utanacak mısın
bana yaşattıklarını okurken?
Yarım kalan duaları,
cevapsız bekleyişleri,
“bir gün düzelir” diye oyaladığın ömürleri?
Ben yaşadıklarımı yazarım,
çünkü yazmak benim hayatta kalma biçimim.
Kalemim olmasa
çoktan susarak ölmüştüm belki.
Her mısra bir yara bandı,
her şiir biraz daha ayakta kalma çabası.
Şimdi söyle hayat…
Ben yazdıkça hafifliyorum,
sen okudukça ağırlaşacak mısın?
Ben içimi döktükçe
senin vicdanın dolacak mı?
Yoksa yine susup
bana yeni yaralar mı hazırlayacaksın?
Ah hayat…
Ben yaşadıklarımı yazarım.
Çünkü başka çarem yok.
Ama asıl soru şu:
Sen, yaşattıklarını okumaya
cesaret edebilecek misin?
Ah be hayat…
Ben yaşadıklarımı yazarım da
sen yaşattıklarını okuyabilecek misin?
Söyle bana…
Hangi satırda utanacaksın,
hangi mısrada yüzün kızaracak?
Hangi gecede adını fısıldarken
ellerin titremeden çevirebilecek misin sayfaları?
Ben yazarken saklamam hiçbir şeyi.
Çünkü kalemim korkak değildir benim,
mürekkebim gözyaşımdan yapılmıştır.
Her harfi içimden koparır,
her kelimeyi yüreğimin en tenha yerinde yoğururum.
Bir aşkı yazdıysam
gerçekten sevmişimdir.
Bir ihaneti yazdıysam
gerçekten yanmışımdır.
Bir vedayı koymuşsam dörtlüğün sonuna
bil ki kapıyı yüzüme kapatan sen olmuşsundur.
Ah hayat…
Ben çocukken de yazdım seni,
bir çınar ağacının gölgesinde
haksız bir suçlamanın utancıyla.
Daha o gün anladım
insan bazen en çok masumken kırılır.
Gençliğimi yazdım sonra,
Değirmendere’nin rüzgârına bıraktım mısralarımı.
Deniz şahitti,
martılar dinledi iç çekişlerimi.
Sevdim…
Hem de öyle susarak değil,
bağırarak sevdim.
Ama sen, hayat…
Hep eksik bıraktın cümlelerimi.
Tam “mutluyum” diyecekken
bir harfini çaldın kelimemin.
Tam “tamam” dedim
sen “yetmez” diye fısıldadın kulağıma.
Şimdi soruyorum sana:
Ben yaşadıklarımı satır satır dökerken
sen yaşattıklarının altına imza atabilecek misin?
Hangi gecenin karanlığını açıklayacaksın?
Hangi ayrılığı savunacaksın?
Hangi suskunluğumu haklı göstereceksin?
Ben yalnızlığı yazdım mesela…
Ama yalnız kalmayı ben seçmedim.
Güveni yazdım,
ama kırılan hep benim içimdeki cam oldu.
Dostluğu yazdım,
ama eksilen sandalyelerdi soframda.
Ah hayat…
Şunu bil:
Ben yazdıkça hafifliyorum.
Çünkü acı, kaleme değdi mi
biraz susar.
Yara, mısraya dönüşünce
kanamayı bırakır.
Ama sen…
Okuyabilecek misin kendini?
Kendi yüzünü görebilecek misin
benim şiirlerimde?
Bir gün bir dizeye rastlayacaksın belki:
“Adam dimdik duruyordu,
ama içi yıkılmış bir şehirdi.”
İşte o benim.
Yıkıntılarımı saklamadan yazdım.
Enkazın altından bile kelime çıkardım.
Sustuğum yerleri bile anlattım.
Çünkü ben şairim…
Yaşadığımı inkâr etmem.
Sevdiğimi gizlemem.
Gitti diyorsam gitmiştir,
öldü diyorsam içimde gerçekten ölmüştür.
Şimdi cevap ver bana hayat:
Ben seni bütün çıplaklığınla yazarken
sen benim acımı kaldırabilecek misin?
Benim sabrımı,
benim kırılmışlığımı,
benim yeniden ayağa kalkışımı okuyabilecek misin?
Eğer okuyamayacaksan
bil ki bu şiir sana ağır gelir.
Ama okuyabilirsen…
Belki o zaman anlarsın
bir adamın neden susarken bile
şiir yazdığını.
Ah hayat…
Ben yaşadıklarımı yazdım.
Sıra sende.
Bak bakalım,
sen yaşattıklarını
taşıyabilecek misin?
#HamitAtay

Hamit Atay
Kayıt Tarihi : 8.3.2026 11:03:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!