Ah! ...Gülsen...-18- Şiiri - Serpil Başak

Serpil Başak
13

ŞİİR


13

TAKİPÇİ

Ah! ...Gülsen...-18-

Yokluğunu satıyorsun günlerin;
Düşyiyen yokluğunu.
Varlığı ki; alanlarda barıştır sözü.
Ötekinin yüzgörümlüğünü susuyor çocuklar..
Ah! .. Gerdeksiz sevişmesi zamanın.

Kilidi kırılmış kapıların göçürülmüş ocaklarında,
Artsız, uzamsız, deprem yiyen bir tiran.
Ah! .. Gülsen,
Ne çok tiran; bir bilsen…

Mescidinden düşmüş bir imam,
Musa havradan atmış; haham,
“Heil Hitler! ...” diyor, toplama kamplarına ölüm çığıran.
Gün yirmi dört saat Gülsen; zangoç sazan,,
Papaz dese bir oyuncu; ölümlere pişti insan.

Ah! ..Gülsen..
Ne çok Tanrıyla seviştin böyle sen?
Yanağından öpülüp, öpülüp İsa’ya,
Ne çok secde ettin Muhammed’e, bir aşkın sonsuz kaçamağında sen?
Sevmen intifada,
Sevişmen bir Kızıldeniz yarılması Ortadoğu’nun apışarasında,
Bir türkünün kanadına kaç göç sarılır Gülsen?
Bir bilsen…

Çok yontulmuş coğrafyaların, aşksanmamış gençlerinin,
Gurbet büken bakışlarında, bu günsüz bir soru;
Yarın da yanıtı yok; bin bir soru..
Berikinin ikindisi kaç sarkaç Gülsen?
Ötekini ölüme verdiler; sunusu gençlerden;
Çığrısı kına şimdi…

Bu sevmek kaç kolluyla taşınır omuzlarda?
Kaç şehvete soyunur bu toprak?
Sevişmek ki; sevgilinin bedenidir evi yurdu,
Yurt kapılarında iki beden susuyor aşk;
Çoğul bir tohum şimdi…

Şıra dilli gençler gün ışığı düşürüyor şaraba,
Ağlama duvarına bir parmak atıp, sapan taşı topluyor Ann Frank,
Bir bir ölüyor, bir sevgilinin elleri gibi bedeninde dolanan bitler ve
Yeniden söz düşürüyor Ann Frank;
En çok Filistin’de sustuğuna gençlerin
ve Anadolu’da ….
Güneyinde bir coğrafyanın, en güneyinde,
ve öteki dünyalarda elbet;
En çok kız çocuklarının sustuğuna, Gülsen…
Dişil bir şarap, şimdi…

Yağmalanmış günlüğünü söküp söküp; kipaya örtüyor Musa’nın kızı;
Ağlama duvarında Tanrı; antik bir şarap şimdi…

Çan çalıyor,
Çan çalıyor Gülsen! ...
Baba oğul aşkına değil;
Ah! ... Zangocun açlık belası…
Günün tam ortasında, gençlerin öfkesinde çalıyor çan;
Ekmek, şarap ve aşk; yeter elbet Hayyam’a ve
Yunus’a, Mevlana’ya, Pir Sultan’a,
Hacı Bektaş kuşkanadında doyar sevdasını,
Ah! ...Gülsen,
Bam telinin doyumsuz tınlaması değil aşka;
Çan çalıyor şurasında gençlerin;
Ne çok çalıyor;
Bir bilsen…

Ekmek ve tuz hakkı; hepimizin,
Ölmek; bir güzellik belki umudundan atılana,
Dudağından düştüğü gibi bir izmaritin,
Dumanlanışından çıkan falda;
Ezan vakti bir vaftiz;
Kim kimin açlığını kutsuyor Gülsen?
İzli mermi gösterilen yolunca gider,
Kim taktı sustalıyı insanlığın diline?
Kuşluk vaktiydi, kuşkanadıydı, kuş gagasında komşu hakkı diye korunan bir şeydi barış;
Güvercinin kursağında kaldı…

Ah! ...Gülsen…
Ne çok barış şimdi,
Ne çok aşk;
Bir bilsen….

01 Ocak 2010-Antalya

Serpil Başak
Kayıt Tarihi : 1.1.2010 17:49:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!

Serpil Başak